Mısır'da
patlak veren Hüsnü Mübarek karştı halk ayaklanması tüm hızıyla devam ediyor. Mısır halkı günlerdir sokakta. Mısır'ın, hatta dünyanın paha biçilmez antikalarını barındıran Mısır Müzesi'nin de içinde bulunduğu Tahrir Meydanı, yüzbinlerce - kimi zamanda milyonlarca - insanın katıldığı protestolara ev sahipliği yaptı, yapıyor. Tarihteki halk ayaklanmalarından, iç savaş ve savaşlardan ders çıkaranlar, tarihi hazinelerin zarar görmesinden endişe ediyordu. Korkulan da oldu. 28 Ocak akşamı protestolar sürerken 100'e kadar yağmacı Mısır Müzesi'ne daldı. İki mumyaya zarar veren yağmacılar daha büyük zararlara sebep vermeden durduruldu. Yaşanan olaylardan sonra konuşan, Mısır Eski Eserler Kurulu Başkanı Zahi Havas, Mısır ordusunun müze etrafında güvenlik kordonu oluşturduğunu söyledi. Ancak asıl ilginç olan, kimi protestocuların müzenin güvenliğini sağlamak için müzenin etrafında zincir oluşturmasıydı. Topkapı Sarayı Müdürü, tarih profesörü İlber Ortaylı, Mısır Müzesi'nde yaşanan olayları basit bir hırsızlık olarak gördüğünü belirterek, "Yağmalamalar, teşkilat ve muhalefet geleneği olmayan Mısır'da sokağa dökülen insanların arasındaki serserilerin işi. Eserlerin büyük zararlar göreceğinden büyük endişe duymuştum. Halkın da orduya yardım etmesi sevindirici. Her ayaklanmada böyle olaylar yaşanmıyor; İran'da da kitleler ayaklanmıştı ama müzelere zarar verilmedi. Irak'ta yaşanan yağmalamaların arkasında ABD ordusu vardı, eserler askerlerin üzerinden çıktı. Orada da en büyük sorun ABD ordusunun üst düzey yetkililerinin müzenin güvenliğini sağlamamasıydı," diyor.
İSKENDERİYE' DEN KAHİRE'YE DEĞİŞİM
Kültür ve sanat hazinelerine zarar verilmesi denince, ilk akla gelen olaylardan biri İskenderiye Kütüphanesi'nin yakılması. Büyük İskender tarafından MÖ 382 yılında kurulan İskenderiye şehri, imparatorluğun dağılmasından sonra İskender'in kumandanlarından Ptolemaeus'un eline geçti. Ptolemaeus, hükümdarlığının sınırlarını genişletme amacını hiç gütmedi. Edebiyat ve bilimle ilgilendi, bu ilgisi de İskenderiye Kütüphanesi'nin kurulmasına vesile oldu. İskenderiye'ye giren her kitap, kütüphanede çoğaltılıp saklandı. İskenderiye Kütüphanesi zamanla 1 milyona yakın el yazmasını barındıran bir mekana dönüştü. Derken İskenderiye'de, MS 390'lı yıllarda dini ayaklanmalar patlak verdi. Doğu Roma İmparatoru I. Theodosius, eski dinin İskenderiye'de hâlâ etkili olmasının sebebinin kütüphane ve barındırdığı kitaplar olduğuna inandı. İmparatorun emriyle kütüphane yakıldı ve İskenderiye Kütüphanesi yok edildi. Bu da en büyük sabotajlardan biri olarak tarihe geçti.
COĞRAFYANIN KADERİ
O tarihten sonra da bölgenin 'yazgısı' değişmedi. Afganistan'da yaşanan felaket hâlâ hafızalardaki tazeliğini koruyor. Taliban, Bamyan kentindeki iki dev Buda heykeli de dahil olmak üzere birçok eseri yok etmişti. 2003'te de ABD tarafından işgal edilen Irak'ın ulusal müzesi de yağmalandı. Resmi raporlara göre, Mezapotamya uygarlıklarına ait 170 bin eserin 13 bine yakını çalındı. Akabinde ABD ordusu, güvenliği sağlayabilmek için müze çevresinde bir müfreze görevlendirdi ve müze girişine tank yerleştirdi. Dünya kamuoyu, Irak Ulusal Müzesi'nde yaşanacakların daha önceden ABD'li akademisyenler tarafından öngörüldüğünü çok sonradan öğrenecekti. ABD'li akademisyenler savaş patlak vermeden önce, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'u, antik eserlere zarar verilmemesi konusunda uyarmıştı. Hatta, ABD'de bulunan Chicago Üniversitesi Oryantalizm Enstitüsü'nden Maguire Gibson, Pentagon'u savaş başlamadan önce üç kez ziyaret ettiğini ve ABD'li yetkilileri Bağdat'ta bulunan Irak Ulusal Müzesi'nin sahip olduğu paha biçilmez antika eser koleksiyonunun korunması konusunda uyardığını söyledi. Fakat tüm bu uyarılar müzeyi sadece ABD bombalarından korudu. Tüm bu yaşananların ardından, Irak Ulusal Müzesi, işgalden altı yıl sonra, Şubat 2009'da kapılarını tekrar ziyaretçilerine açtı. Ama ne yazık ki, 2003'te yağmalanan eserlerin sadece 8 bin kadarı ele geçirilerek müzeye iade edilebilmişti.
FIRAT KARADENİZ