Dizi setinde matarasından, süt yapımına yardımcı maydanoz ve dere otu suyunu içiyor, hayatında yaptığı en harika şey olan kızı Sare'nin resimlerini gururla gösteriyor, ay sonu çıkacak kitabının illüstrasyonlarına göz atıyor, her cümlesi 'Her şeye yetişirim'le başlıyor. Süper anne hikayesine çok alıştık da, hayalleri okyanusu aşan anneye hazır mıydık? 29 yaşında olmasına rağmen hâlâ 18 yaşında gibi hayaller kuran Tuba Ünsal'ın hayatındaki her şey 'Olur mu olur' tarzında seyrediyor. Hayatı kızının etrafında dönse de, görünen o ki Tuba Ünsal'ın hayalleri bitmiyor hatta hayal ettikleri gerçek oluyor.
Dizi için dadımızdan cesaret aldım
- Dizi çekimlerine giderken kızınız Sare'yi kime bırakıyorsunuz?
- Çok güvendiğim, sevdiğim bir dadımız var. Zaten beni o yüreklendirdi, ondan cesaret aldım. Oyunculukla ilgili tek kaygım var, Pelin dramatik bir karakter, ağlamam ve üzülmem gerektiği zamanlarda benim Tuba'yı dışarıda bırakıp, Pelin olmam gerekiyor, çünkü süt veriyorum, sütümün azalmaması lazım. Bu durumun sadece fiziksel değil psikolojik olarak beni etkilemesinden korkuyorum.
- Sare henüz iki buçuk aylık, onu bırakmaya nasıl ikna oldunuz?
- Ben Sare'yi hiçbir yere bırakmadım, böyle bir şeye ikna olmam da mümkün değil. Setin bana sunduğu imkanlar çerçevesinde çalışmaya ikna oldum. Sare günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyor, sette bana özel olarak verilen karavanımızda ya da bize ayrılan odamızda uyandığı zaman, bana ihtiyacı olduğunda anında yanında olabiliyorum.
- 'Küçük göğüslerimi seviyorum,' demeçleriniz sütle birlikte başka bir hal aldı mı? Artık büyük göğüsleriniz var.
- Onların işlevi şu anda Sare'ye hizmet etmekle sınırlı.
- 'Biraz dekolte giyeyim, hazır giyebiliyorken' durumu yok mu?
- Göğüslerim Sare'nin. O fikirde değilim, tamamıyla anne modundayım.
Rock star gibi yaşıyormuşum
- Kaç kilo aldınız hamileliğinizde?
- Aslında 13 kilo aldım, çok fazla değil ama benim gibi minyon bir kız için çok fazla bir kilo. Altı kilo üzerimde kaldı ve gitmiyor. Çok sorun da etmiyorum, emzirmek günde iki saat spora eş kalori yakmanızı sağlıyor. Aslında ucu bucağı yok bunun, ben 25 kilo da alabilirdim. Bu benim kendimi tutmuş, sağlıklı takılmış, spor yapmış halim. Normal doğum istiyordum, o yüzden hamileliğim boyunca sıkı bir şekilde yoga yaptım ve yürüdüm.
- Rejimde misiniz şimdi?
- Rejim yapmıyorum, sütüme zarar verir. Hatta iştahım hiç yok ama zorla yiyorum, yemek zorunda olduğum için. Sare benim beslenmeme bağlı olarak beslendiği için dikkat ediyorum. Şimdi kendime bedenen değer veriyorum.
- Eskiden değer vermez miydiniz?
- Ben aynı bir rock-star gibi yaşıyormuşum, bedenime hiç değer vermiyormuşum onu anladım Sare'den sonra. Bu süreçte ilk kez bunun bende kiralık bir beden olduğunu, bir işlevi olduğunu anladım, bedenimi en iyi şekilde kullanmam gerektiği fikrine aydım.
- Ne yapıyordunuz rock-star vücudunuza?
- Unuturdum yemek yemeyi, sonra gecenin bir yarısında üç tane hamburger yerdim. Özen göstermezdim. Şimdi çok su içiyorum, iki saatte bir yemek yiyorum, sıvı tüketimime dikkat ediyorum, bol bol çorba içiyorum. Geceleri süt içiyorum, kalsiyum alıyorum.
Daha iyi filmlerde oynamak istiyorum
- Hedefiniz nedir, ne yapmak istiyorsunuz?
- Çok daha iyi projelerde yer almak istiyorum artık.
- Benim aklımda gişede mucizeler yaratacak, orta halli filmlerde oynar bir imajınız var, öyle misiniz?
- Gişe tabii ki önemli. Gişe kaygısı olmayan, sanat filmleri yaptıgınız zaman, maddi beklentiniz olamıyor. Bu dizilerde de böyledir. Tutmuş bir yönetmenin, iyi bir senaristin işinde az paraya oynamanız beklenir.
- Para önemli mi sizin için?
- Para benim için değil ama yaşamak için önemli. Ailemden para almadan yaşadım, okulumu kendi kazandıklarımla finanse ettim. Bu sebeple para tabii ki önemli.
- İyi para kazandınız mı?
- Bu kadar yoğun çalışmama değdi. Saat bazında baktığınız zaman çok da uçuk paralar kazanmıyoruz, günün 18 saati çalıyorsun mesela, sürekli stres, sürekli bir 'yetişti mi?' korkusu. Ama bakarsan evet, değdi.
- 'Daha iyi işler yapmak istiyorum,' demek 'dünyalığımı yaptım artık sanat filmine hazırım' anlamına mı geliyor?
- Gişesi çok iyi filmlerde de rol aldım, hiç gişe kaygısı olmayan filmlerde de. Hatta ikisinin karışımı filmlerde de oynadım. Böyle kaygılarım yok. Sadece artık zamanım kıymetli, çünkü artık kendi zamanımı ailemle paylaşıyorum.
- Ne iş yapmak istiyorsunuz yani?
- Çok daha iyi filmlerde oynamak istiyorum. İleride Sare'nin de annesiyle gurur duyacağı işlerde oynamak istiyorum.
Çocuk bizi durdurmaz
- Nasıl bir anne oldunuz?
- Geniş bir anneyim ben. Sare'yi eve gelen herkesin kucağına veririm. Sevgiden zarar gelmez, ona inanıyorum.
- Murat Pilevneli ile çifttiniz, şimdi çocuklu bir çift oldunuz neler değişti?
- Hiçbir şey değişmedi aslında. Değişmemesi için uğraşıyoruz. Çift olarak çok kalamadan, aile kavramına geçiş yaptığımız için birbirimizi ihmal etmemeye, özen göstermeye çalışıyoruz. Bizi çocuğun durdurması gibi bir durum söz konusu değil. Sare de büyüyüp bize katılacak.
İlişkilerim beni Murat'a hazırladı
- Keramet ikinci evlilikte mi?
- Benim için evlilik flörtten çok farklı değil. Arkadaşlıklarımı hep ciddiyet içinde yaşadım. Sadece evlilik değil, her ilişki seni bir sonraki ilişkiye hazırlıyor.
Annemi çok eleştirdim
- Sare büyüdü 14 yaşına geldi, sizi nasıl görmesini istersiniz?
- Benim annemle ilişkim hiç parlak olmadı. Hamileliğimde anneme hep soruyordum 'Anne niye bizim iyi bir diyaloğumuz yok,' diye.
- Çok eleştirir miydiniz annenizi?
- Hem de hadsizce eleştirirdim. Anneme iki laf ediyordum, iki gün boyunca onun vicdan azabını çekiyordum.
- Ne yapıyorsunuz annenizden farklı olmak için?
- Benim annem bana çok dokunmaz, sevgisini gösteremez. Onun annesi öyle öğretmiş. Ben öyle bir anne olmayacağımı çok iyi biliyorum. Sare her zaman benim kollarımın arasında olacak, her zaman ona dokunacağım, ona onu sevdiğimi söyleyeceğim.
Bu kez bana uzak birini oynuyorum
- atv'de yayınlanmaya başlayacak yeni diziniz Tövbeler Tövbesi. Neler oluyor dizide?
- Ben Pelin karakterini canlandırıyorum. Pelin takıntıları olan, obsesif, güvensiz, hafif silik bir kız. Bir gün Mahir ile tanışıyor, âşık oluyor, bu sayede takıntılarından kurtuluyor ama bu sefer de Mahir'i en büyük takıntısı haline getiriyor.
- Sevdiniz mi Pelin'i?
- Benim içimden bir karakter değil Pelin, benim takıntılarım yoktur, ürkek değilimdir, ayaklarım yere sağlam basar. Önce 'Yapabilir miyim acaba?' dedim. Çok uzun süre ara vermiştim oyunculuğa.
- Bebeğinizi, evliliğinizi Twitter'dan paylaşıyorsunuz, film promosyonunuzu sosyal medyadan yapıyorsunuz. Artık basına ihtiyacınız yok mu?
- Artık kendimi aracı olmadan ifade edebiliyorum. Canlı yayınlara çıkmaya gayret ediyorum. Röportaj yapmayı sevmiyorum, çünkü orada röportajı yapan kişi kadar var olabiliyorum.
Benim avantajım, yaşsız olmam
- Ne oldu sizin Hollywood hayallerinize?
- Los Angeles benim için Hollywood hayalleri anlamına gelmiyor, ben orada egitim alıyorum, aynı zamanda Türkiye'deki iş hayatımdan uzaklaşıp, soluklandığım bir yer Los Angeles. Ana dilinizin dışında bir dilde oyunculuk yapmak çok enteresan bir tecrübe olabilir. Ben yaşadığım ve yaşayacağım her yerde oyunculuk yapmak isterim.
- Nedir sizin avantajınız, dezavantajınız?
- Ortadoğu'dan gelen Müslüman bir kızım. Ama öyle bir fiziğim yok ve yaşsız dedikleri tipim. Oradaki ajansım diyordu ki 'Her şeyi bırakıp buraya gelmen gerek. İki ay burada, iki ay orada olmaz.' Sonunda pılımı pırtımı toplayıp gitmeye karar verdim. Ama babamın kanser olduğunu öğrendik. Babamı kaybettik, ondan sonra anneme, bir de beni kaybetme hissini yaşatamazdım. 'Tamam,' dedim, hayatta nerede mutluysak oradayız.
- Hırsınız, hayalleriniz bitti mi?
- O kadar hırslı, gözünü karartan bir kız değilim. Hâlâ da ümidim var, hâlâ yazışmalarım oluyor. Mesleğimle ilgili hayallerim hiçbir zaman bitmez.
Kitabımda mükemmel olmadığımı anlattım
- Hamilelikle ilgili bir de kitap yazdınız değil mi?
- Hamilelik döneminde sürekli kendinizi diğer hamilelerle kıyaslıyorsunuz, onlar kaç kilo aldı, ne yerler, ne içerler, bebeklerinin boyu kaç, kilosu kaç gram gibi, bu sebeple başka annelerin deneyimlerini öğrenmek için kitaplar aradım. Fakat kendimi mukayese etmek için aldığım kitapları yazan kadınlar benden çok uzaktı.
- Neydi farkınız?
- O kadınlar bir kilo kivi yiyebiliyorlardı, hayatları boyunca protein karbonhidrat dengesine takıntılı yaşamışlardı. Halbuki ben hiç böyle değilim, gezmeyi, seyahat etmeyi, yemek yemeyi severim. 'Sosyal kelebek' bir hayat stilim var. Benim gibi kızlar hamile kaldıkları zaman ne yapacaklar sorusunun cevabı yoktu hiçbir yerde. Çok panikledim, bu yüzden günlük tutmaya başladım. Şimdi hamilelik günlüğüm yayımlanacak.
- Köşe yazıyordunuz, şimdi bir de kitap yazdınız, nereye gidiyor bu yazma işi?
- Hamileliğimde aktif olarak oyunculuk yapamadığım için Los Angeles'ta bolca vaktim vardı ve amatörce yazdığım yazılarımı, üzerinde zaman geçirerek yazdım.
XOXO dergisine yazdığım köşem ve günlüğümle birlikte bir de babamın hastalığını ve o dönemde yaşadıklarımızın hikayesini yazdım. Hüseyin Karabey beni çok yüreklendirdi, şimdi de bu hikayenin senaryosu üzerinde çalışıyorum.