Ben insanlara iş yaratıyorum, Paris ise felaket
- Sizin asıl işiniz nedir?
- Formula 1 ve yarışçı yönetmek.
- Siz Flavio Briatore markasını satıyorsunuz. İnsanlar sizin yatınıza, işinize, kız arkadaşlarınıza sahip olmak istiyor, bu yüzden mi işleriniz popüler?
- Ben bir hayat tarzı satıyorum. Giyim markam, gece kulübüm, spa'm, beach'lerim... Hepsi belli bir yaşam tarzına ait olmak isteyenler için.
- Paris Hilton da imaj satıyor, ne diyorsunuz?
- Benimle Paris'in farkı şu: Ben çalışıyorum, insanlara iş yaratıyorum. Paris felaket yaratıyor. - Dışarıdan çok çekici bir hayatınız var, hakikaten öyle mi yoksa aslında akşamları pijamanızı giyip TV mi seyrediyorsunuz? - Onu da yapıyorum onu da. Her şeyin bir limiti olmalı değil mi ama.
- Sizce sizi bu kadar özel yapan nedir?
- Benetton'daki hikayem, Formula 1 hikayem. Hepsi garip başarılarla dolu. Mesela Formula 1'e başladığımda işle ilgili en küçük bir fikrim bile yoktu. Yine de iki farklı takıma şampiyonluk kazandıran tek yönetici ben oldum. Ben Ferrari'yi hiç yönetmedim, hep yendim.
Formula 1'e dönmeyi düşünmüyorum
- İşlerinizde nasıl bu kadar başarılı oldunuz?
- Önce yaptığın işi seveceksin. Bir de biraz yaratıcılık lazım. Herkesin yaptığını yaparak bir yere gelmek çok zaman alır. Mesela kulübü Boğaz'da açmayıp, Levent'te açmak. Herkes 'Neden Boğaz'da açmadın?' diye konuşuyor. 'Türkler dans etmez' diyorlardı, kulübe striptiz çubukları koydum, şimdi gör, herkes nasıl dans ediyor.
- Planlarınız var mı?
- Geçen sene bir futbol takımı (Queens Park Rangers) satın aldım. Tüm gazeteler bana güldü, 'Bu adam ne anlar' dedi. Bu sene İngiltere İkinci Ligi'nde Şampiyon olduk, gelecek sene Birinci Lig'de Manchester United'la yarışacağız. Ama Formula 1'e geri dönmeyi düşünmüyorum, paddock'tan çok sıkıldım, belki başka şekillerde.
Ekonomi sınıfında uçarım
- Hiç ekonomi sınıfında uçuyor musunuz?
- Tabii. Singapur'dan Londra'ya bile gittim ekonomide, en son da Abu Dabi'den İstanbul'a uçtum.
- Öyle bir lüks tutkunluğunuz yok, öyle mi?
- Lüks, senin rahat ettiğin şeydir, para değil.
- Siz dünyanın en pahalı kıyafetlerini satıyorsunuz...
- Billionaire'den timsah derisi alıyorsan o ayrı ama 160 liranın altında tişört de alabilirsin. Bu arada Billionaire'i İstanbul'a açıyoruz. Benim için bardak önemli, içinde içtiğin içki değil. Ben pahalı içkiye de hiç para vermem.
- Siz ne içiyorsunuz o zaman?
- Ne içtiğim hiç umurumda değil. Ben rahatlık peşindeyim.
Mars'tan gelmişim gibi bakıyorlar
- İtalya' da küçük bir kasabadansınız. Böyle bir hayat hayal ediyor muydunuz?
- Ben pompacı da olsaydım emin ol en iyi pompacı olurdum. Ama ben çok da önemli bir şey yapmıyorum, asıl bir doktor hayat kurtarırken önemli bir iş yapıyor.
- Kendinizi çok ciddiye almıyorsunuz...
- Bu ünlü kültüründen nefret ediyorum. Çünkü yalan. İnsanlar bana Mars'tan gelmişim gibi bakıyor, gelmedim.