Kardeşler birbirlerini neden kıskanabilir? Evde neden büyük bir kavga kopabilir, bir kardeş diğerini neden güçsüz kollarına rağmen dövebilir, saçına yapışabilir? Neden kardeşi için sevinirken, kendisi için üzülebilir? Böbrek yetmezliği olan kardeşlerin birçoğunun evinde hüzün ve sevinçler aynı anda yaşandı. Aileler ve doktorlar, bir seçim yapmak zorunda kaldı. Hayat kurtarabilecek tek organ olduğu için aile ya da doktorlar iki çocuktan birini tercih etmek zorunda kaldı. İki kardeş arasında seçim yapıldı. Seçilen organ nakli oldu, seçilemeyen çok üzüldü. Gözyaşları içinde kalanlar küçük yaşlarına rağmen başlarına
geleceği biliyorlardı. Kardeşi artık koşup oyun oynayabilecek, diğer çocuklardan farkı olmayacaktı. Ama kendisi haftanın beş günü diyalize bağlı yaşayacak, krizlere girecekti, yine çalan her telefonu bir umut, "Belki hayatım kurtulur," diye açacaktı. Bu durum aileler için de çok zordu. Anne babalar, çocukları arasında seçim yapmak zorunda kaldı. Kız çocuğa mı, erkek çocuğa mı böbreklerden birini vereceklerini düşündüler. Büyük olan çocuk mu, küçük olanı mı yeni hayat için seçilmeliydi, buna karar verdiler. Bu hastalık genetik kökenli olduğu için anne ya da babadan birinde de bu hastalık bulunuyordu. Organ verebilecek biri ya ailede hiç olmuyor ya da yalnızca bir kişi bulunabiliyordu. Seçim yapmak zorunda kalanlar yalnızca aileler de olmadı. Bazen doktorlar da iki kardeşten birini tercih etme noktasına geldi. Çıkan kadavra, bağışlanan bir organ, iki kardeşe de uygunsa birini doktorlar tercih etti. İki çocuk da seçim merkezine çağrıldı, durumları incelendi ve biri organ nakli ameliyatına alınırken diğeri hayal kırıklığıyla evine gönderildi. Bu çocuklardan birkaçı, geçtiğimiz hafta Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi'nde bir araya geldi. Hikayelerini anlattılar, onların film gibi yaşam öyküleri pek çok evde tekrarlanıyordu. Çok cesurdular, çok içten, hiç gizlemeden duygularını döktüler. Aralarından, "O an kardeşimi öldürmek istedim," diyen bile oldu.
Beni seçmediği için çok kırıldım
Eylem Acar ve Canan Acar iki kız kardeş. İkisi de böbrek yetmezliği hastası...
Ailesi iki çocuğundan birini kurtarmak için seçim yapmak zorunda kalmış.
Babası taşıyıcı olduğundan annesi organ bağışında bulunmak için aday olmuş.
Ancak hayatını kurtarmak zorunda olduğu iki çocuğu, ama bir böbreği varmış.
Kendisi seçim yapamamış. Doktorlar daha acil durumda olduğu için Eylem'e böbreğini vermesini istemiş.
Bu karardan sonra Canan, annesine küsmüş. "Beni seçmediği için çok kırıldım," diyor.
O hırçınlıkla kardeşiyle kavga bile etmiş.
Kızgınlığı, kırgınlığı zor bastırılabilmiş.
Nakil listelerine tek tek dolaşılarak yeniden adı yazılmış.
Ve 17 yaşındaki Canan Acar'a sonunda kadavradan organ bulunmuş.
Sefa Aytekin ise 14 yaşında.
Böbrek hastası olduğu anlaşılınca babası ona verici olmak istemiş. Ancak aynı anda 12 yaşındaki kardeşi Fezile'nin de böbrek yetmezliğine girdiği anlaşılmış.
Fezile, babasını kardeşinden kıskandığını anlatıyor. "Babamın onu daha fazla sevdiğini düşündüm ve günlerce ağladım," diyor.
Altı ay sonra ona da kadavradan böbrek çıkmış. Henüz 12 yaşındaki Fezile'ye de müjde İzmir'den gelmiş.
Şimdi onlar da aileleri de çok mutlu ancak yaşananların hiç de kolay olmadığını anlatıyorlar.
Doç. Dr. ŞİNASİ SEVMİŞ
(Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu)
"Bazen ailelerde birden fazla böbrek yetmezliği hastası olur. Hastalık genetik olduğu için bu ailelerde canlı donör bulmak çok zor. Aileler bu durumda tercih yapmak zorunda kalır. Bunlar dramları birlikte getiriyor. Seçilemeyen kişi, kadavra donör için dua ediyor. Bu acılara biz doktor olarak çok tanıklık ediyoruz."
Ablası onu çok kıskanmış
İlyas Kılıç 10 yaşında, ona kadavradan organ bulunmuş. İki yaş büyük ablası da böbrek bekliyormuş. Adana'da 20 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden biri sayesinde hayatı kurtulunca, ablası Dilek, çok ağlamış. İki buçuk yıl o da organ gelmesi için dua etmiş. Nihayet o da kadavradan çıkan böbrekle ikinci hayatına başlamış.