Kanepe filmleri... Peş peşe...
Bir. Peter Mullan'ın hem yönetmen hem de yazarlık yaptığı üçüncü filmi
Neds (
Serseriler). 1970'lerin Glasgov'unda geçen bir insan olma / olamama / insanlığı kaybetme hikayesi.
İki. Kanadalı yönetmen Denys Arcand'ın en önemli ilk filmi
Le Déclin de L'Empire Américain. Hepsi akademisyen olan dört adam ve onların hayatlarındaki dört kadın. Karşılaşan, çakışan, yan yana ve ayrı ayrı devam etmek zorunda olan hayatlar hakkında...
Üç. Kanadalı yönetmen Denys Arcand'ın en önemli ikinci filmi
Les Invasions Barbares. Bir önceki filmde gördüğümüz aynı kadroya eklenen, çocuklar ve kanser hastası bir adam.
Önümüzdeki hafta içinde...
Ajandaya alınanlar... Sedef Gali'nin ilk kişisel sergisi POP @
Lucca; Kolombiya'da Çağdaş Sanat @
santralistanbul; Venezuella Simon Bolivar Senfoni Orkestrası @
Haliç Kongre Merkezi (8 Ağustos); Krank (Live) & DJ Doll @
Dogztar (12 Ağustos); Coldhearted Son & Zoo Zookie @
Flavio (10 Ağustos) Art
Kanepede internet gezmesi... Çekirdek çitleterek... Sadece fotoğraf bakmayı sevenlerdensen https://thisisnthappiness.com/ O mu, bu mu durumlarında kalanlardansan https://melaniecrete.tumblr.com/ Her şeyin organize olmasını şart koşanlardansan https://thingsorganizedneatly.tumblr.com/
Aylak Kamil
Konu mankenimiz elbette Beyoğlu. Günlerden çarşamba olsun. Ben duygusunu severim nedense. İşten izin almışsın. Hastalık, sevgilim terk etti, başım ağrıyor, dün gece projede sabahladık bahanelerinden biri.
Lades'te menemenle açılışı yapıyorsun (Sadri Alışık Sok. No: 14) Bu bütün gün boyunca tıkınacağın yararlı, yararsız şeylerin ilki. Saat 10:00. Hani eskiden okul kırdığın zamanlarda formayı çantaya tıkıp, İstiklal'de salınırdın ya. Model o. Listede iki numara.
Arter'de Patricia Piccinini sergisi (İstiklal Caddesi, 211). Varlığından koktuğumuz canavarları yatağımıza, açık havada yeşillikler içinde görmeye alışık olduğumuz ormanları televizyonların içine, gudubetleri bağrımıza yerleştiren heykeltıraş/deha.
Üç. Öğle mönüsü. Bunun için birkaç ayrı seçenek düşündük. Pazı kavurma, pilav-kurufasulyeyi Karadeniz usulü yemek istersen
Sisore, "Yok ben kafamı dinleyip, iyi müzik dinlemek, belki biraz da kitap okumak istiyorum," diyenlerdensen
Gölge Kahve, sağlıklı beslenme, göbeğim çıktı konsepti hayatına girmişse marula salatalık ekle, onun üzerine de mısır serpiştir deyince
Salad Station. O arada telefonlar çalacak, birileri "İyi misin?" diye soracak, seni, "Çok iş var, sensiz olmaz," bahaneleriyle geri çağıracak. Aldırma. "Tek suçum İstanbul'da tatil yapmak mı?" de kendi kendine. Ve
Salt'a. Garanti Platform'un içinde hem sergi salonları, hem Robinson Crusoe kitapları hem de Bistro isimli cafe/bar/lokanta olan mekanına. Alışveriş yap. Kurtul. O sırada aklıma şu mükellef fikir gelsin. Akşam yemeğine arkadaşları eve çağıracağım. Etler
Kasap Coşkun'dan, peynirler
Cihangir Antre, ekmek ve meyve-sebze
Balık Pazarı'ndan temin edildikten sonra tezgahının başına.
Pek gezginler
09:00 -
Namlı Port'ta pastırmalı omletli kahvaltıdan sonra, Karaköy-Fındıklı- Kabataş istikametinde yediklerini eritme.
11:30 – Burgazada vapuru. Rüzgar pek güzel eserken, Adele-
Rolling in the Deep, 10. tekrarında.
13:25 – Burgaz Ada'da yürüme. Burgaz Ada'da İstanbul'da cennete yakınız ama hep unutuyoruz deme.
17:00 – Kalpazankaya. Güneşin batışından hemen önce. Meze, kalamar ve sarıkanat.
19:30 - Bu sefer Bostancı taraflarındasın. Ya Maltepe yönüne gidip de pedal çevirenlerden birine "Bir tur versene," diyeceksin ya da Caddebostan sahillerine yol alıp, top oyunlarında günün seçmesi neyse ona takılacaksın.
20:45 - İtalya'da pek popüler, İstanbul'a yeni gelmiş
Rossopomodorro'dayız. Four Seasons Hotel şeflerinden Engin Kayabaş mutfak başına getirilmiş, her üç ayda bir mönü değiştirilecekmiş. Pizza elbette. Mozzarellalı.
23:12 - Kadıköy.
Arkaoda. Kapanış.