Norveç'te
yaşanan katliamdan Aynur Doğan konserine, Fenerbahçe'ye yönelik şike soruşturmasından Zeytinburnu'ndaki gösterilere kadar her türlü 'mesele' internette, sosyal paylaşım sitelerinde konu ediliyor. Ancak internet, imzasız ve sanal kimliklerle varolanlarla dolu. Mesajların kaynağını bulmak güç. Bu nedenle sosyal paylaşım siteleri, öfkenin kontrolsüzce yayılıp artabildiği bir ortam haline gelebiliyor. Sadece olaylara karşı değil, kişilere karşı da yayılan bir öfke var. Kullanıcıların, söz söylemek istedikleri kişiye ille doğrudan mesaj da atmaları gerekmiyor. İstedikleri kişiye, ki bunlar genellikle ünlüler oluyor, seslerini 'mention' (hakkında) seçeneğiyle de duyurabiliyorlar. 'Hedefteki' kişi, onlarca mesajın arasından bu hakareti görüyor.
'GÜNAYDIN' DENMESİNE BİLE TEPKİ
Popüler isimlerin sanal kimliklerin sözlü saldırısına uğramaları, hayranlarla kurulan ilişkiyi farklı bir boyuta taşıdı. Örneğin oyuncu
Şebnem Bozoklu, Twitter'da on binlerce takipçisi olan bir kullanıcı. Ancak Bozoklu, Twitter'da sadece oynadığı dizilerle ilgili yorumlar almıyor. Oyuncu, geçtiğimiz günlerde yazdığı "Günaydın," mesajına "Şehitler ölürken, sen nasıl bunları yazabiliyorsun?" gibi tepkiler aldı. Bozoklu bunun üzerine, "Şehitler üzerinden pirim yapmak isteyen şahıslar ve bunu anlamayanlardan iğreniyorum!" yazdı. Bir başka örnek, şarkıcı Aylin Aslım. Twitter'da yazdıkları, ifade ettiği politik görüşü nedeniyle defalarca hakarete ve tacize maruz kalan Aslım'ın bunları dava konusu yaptığı biliniyor, ancak ifşa olmuş afişe olmuş bir suçlu henüz yok.
Hürriyet yazarı
Melike Karakartal da, konudan mustarip isimlerden. Karakartal, havaalanında insanların birbirini ezerek valiz kuyruğuna girmesini hicvetmek maksadıyla "Diyarbakır, İzmir ve Trabzon uçuşlarının bagajları aynı banda verilince, kanlı bir valiz yakalama savaşı yaşandı," yazıveriyor Twitter'a. Taciz anında başlıyor: "Siz Diyarbakır'dan gelen valizlerin kanlı olduğunu mu söylemeye çalışıyorsunuz?" İş uzuyor, büyüyor. Sonuçsa, galeyana gelen bir sürü başka kullanıcı! SABAH yazarı
Ahmet Çakar daha yeni bu meseleye isyan edenlerden. Twitter'da son yazdığı notlardan birinde kendisine küfür edenleri mahkemeye verip veremeyeceğini danışıyor takipçilerine. Küfür edenlerse "Hocam mahkemeye ver, Melih Gökçek veriyor sen de ver," diyor. Konunun uzmanlarına, internet üzerinden yayılan saldırganlığın ve öfkenin nedenini sorduk.
BU MECRA ZEHİRLİ BİR DİL YARATABİLİYOR
DOÇ. DR. ASLI TUNÇ - Bilgi Üni. Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü
DOÇ. Dr. Aslı Tunç, sosyal medya üzerine en aktif çalışan akademisyenlerden. Tunç'a göre internette artan saldırganlığın sebebi sindirilmiş öfke: "Öfke ve nefret içeren tepkilerin sosyal medya mecralarında gerçek hayattan çok daha kolay üreyebildiğini, kontrolsüzce ve fütürsuzca ifade edilebildiğini görüyoruz. Kimileri 'klavye silahşörlüğü'nü, anonimliğe sığınarak, rumuz kullanarak yapıyor. Kimileri ise kimliklerini açık etmekten zerre kadar çekinmiyor, karşılarındakini sindirmeye çalışıyor. Kuşkusuz Twitter ve Facebook, tuhaf sanal düşünce ve inanç birlikteliklerinin kurulduğu bir ortam. Sosyal medya sindirilmiş öfkenin, aşırı milliyetçiliğin, şovenizmin çok kolay karşılık ve yandaşlık bulabileceği bir ortam. Kişiler, 140 karaktere öfkelerini, kalp kırıklıklarını, hatta kıskançlıklarını sığdırıveriyor. Duygular alabildiğine tepkisel ve yüzeysel ifade ediliyor. Toplumdaki ideolojik yarılma ve kutuplaşma, olduğu gibi sosyal medyaya taşınıyor. Kimse öfkelenecek birilerini bulmakta zorlanmıyor. Tanımadığı insanları yargılıyor, bilmediği durumlar hakkında ahkam kesiyor, gitmediği ülkeler hakkında komplo teorileri üretiyor. Sanal kin kısa sürede çığ gibi büyüyor. Kişisel olarak Aynur Doğan konserinde olanları Twitter'da dakika dakika duyurduğum için son derece ırkçı ve ayrımcı mesajların bombardımanına tutuldum. Bana gelen tweet'lerdeki nefret söylemi son derece ürkütücüydü. Bu insanların hiçbiri gerçek kimlikleriyle yazmıyordu. Norveç'teki katliamdan hemen sonra, #blamemuslims, yani 'Müslümanları Suçla' başlığı altında ırkçı yorumlar dolaşmaya başladı. Göçmen ve azınlıklara karşı öfke ve kin Twitter'ı aniden sarıverdi. Biz her zaman sosyal medyanın heyecan verici olumlu etkilerinden ve yurttaş gazeteciliğinden söz ederken bu mecranın zehirli bir dil yaratabileceği gerçeğini gözden kaçırabiliyoruz."
SOKAKTA DEĞİL, SANAL ORTAMDA BAĞIRIYORUZ
SEDAT KAPLANOĞLU - Ekşi Sözlük kurucusu ve yöneticisi
Ekşi
Sözlük, öfke dolu söylemlerle uzun zamandır uğraşan sitelerden biri. Site kendi içinde 'Nefret söylemi denetim projesi' adlı bir proje de oluşturmuş ve burada, yazıları denetliyor. Sitenin kurucusu ve yöneticisi Sedat Kaplanoğlu, bu konudaki düşüncelerini şöyle dile getiriyor: "Bana göre öfkenin kaynağı mutsuzluk ve herkesin mutlu olduğu bir toplumda öfkeye rastlamak olanaksız. Türkiye'de yaşayan bir insan için mutsuz olmanın sebepleri çok. Patronumuza bağıramıyoruz, sokakta bizi taciz edenlere bağıramıyoruz, trafikte önümüze kıran taksiye bağıramıyoruz ve nihayetinde sanal ortamda önümüze gelene bağırıyoruz. Çünkü kendimizi ancak anonimliğin çatısı altında güvende hissediyoruz. O zaman gerçekten bir tepki veriyoruz ama bu o kadar büyük bir birikimle yoğunlaşmış oluyor ki basit şeylere tepkiler dahi aşırı uçlara yaklaşıyor. Ana sebebin bu birikmiş örselenmişlik olduğunu düşünüyorum."
HERKES NEFRETTEN NASİBİNİ ALYOR
@AtarliGenc: Norveç canisi Anders Behring'i, Utoya adası yerine İmralı adasına götürselerdi keşke. 78. kurbanını bırakın zevkle öldürsün.
@aksiyondergisi: Londra sokakları, Norveç katliamı ve diğer dramatik sinyaller, bir medeniyetten gelen ilk çatırdama sesleri. S.G.
@CerenAtas: Karısı evden çıkamaz, camdan bakamaz ama kendisi sokağa sandalye atar, karı kızı keser, laf atar. Yer: Zeytinburnu-İstanbul.
@BuraKKonuklu: PKK'lının biri kitapcıya gider: Sözde Kürdistan tarih kitabı var mı? Kitapcı: Masal kitabı satmıyoruz! Zeytinburnu Mehmetçikleri
@erenaksoyoglu: Bülent Ersoy'dan daha çok nefret ettiğiniz bir şey varsa, o şüphesiz Bülent Ersoy'un sevgilisidir, evet.
@hasimpekkoc: Senden nefret ediyorum şişko Ronaldo, yine gördüm, hatırladım yarı final maçını sinir oldum. Hormonların düzelemesin, 200 kilo ol insallah!
DÖRT YIL KADAR HAPİSLE CEZALANDIRILABİLİR
Hakaretçiye not: İnternet üzerinden veya basın yoluyla işlenen (haberlere yapılan yorumlar gibi) suçlar, dört yıla kadar hapisle cezalandırılabiliyor.
Mağdurlara not: Sanal ortamda size hakaret eden veya sizi taciz eden kişileri, dilekçe yazarak savcılığa bildirmeniz mümkün.