"Mutlu
sona ulaştık, çok mutluyuz. Bu golü, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün halkların şehit olan evlatlarına armağan ediyorum, bütün Türk evlatlarına armağan ediyorum." Kazakistan maçı sonrası Arda Turan'ın bu sözleri, tartışmaya bayılan medyamın ana konularından biri oldu. Arda, "PKK'ya destek verdi," ve "PKK'lılara şehit dedi" haykırışları arasında sağ duyulu "Ne var canım bunda, tertemiz duygularını söylemiş çocuk," diyenler sayısının az olması ne yazık ki bir kez daha beni hayal kırıklığına uğrattı (her seferinde "Artık şaşırmayacağım" diye kendime tembihlesem de!).
SERT FAULLERLE DURDURULMAYA ÇALIŞILIYOR
Arda gibi bir figürün sözlerinin manşetlere çıkması gibi doğal bir şey olamaz. Beni rahatsız eden, medyada birçok insan Arda'nın nasıl bir aileden geldiğini, hangi mahallede yetiştiğini ve nasıl bir çevresi olduğunu çok iyi biliyor olması. Aynı Arda, Atletico Madrid'e transferinden sonra Star'da telefonla katıldığı bir programda 'barış çağrısı' yapınca methiyeler düzenler, daha sonra 'halklar' kelimesinden kıllanarak "Sen bu toplara girme," çağrıları yapmaktan çekinmiyor. Böylesine 'hassas' buldukları bir konuda, daha önce 'vatansever' olduğuna şahitlik ettikleri bir yıldızı idam sehpasına itmekten çekinmiyorlar. (Arda, ileride de çekinmeyecekler!)
Radikal gazetesinde daha önce sivri dilleri nedeniyle futbol camiasının dışladığı iki futbol adamının görüşü önemliydi. Metin Kurt "Toplumsal olaylara karşı duyarlı birçok sporcu var ama konuşamıyorlar. Bu tür açıklama yapan sporcuların örgütlenme konusunda bir arada olmaları gerekir. Aksi takdirde yalnız kalırlar, tepki çekerler," derken Kemalettin Şentürk "Arda'nın söylediklerini 1970'de gençler söylüyordu. Halkların kardeşliğinden bahsetti. Bu bir söylem, bu bir ideoloji tabii. Bunu bilen karşı taraf da Arda'ya tepki gösteriyor. Arda'yı asmamak gerekiyor. Olayı ideolojik boyuta getirince bakışlar değişir" yorumunu yaptı. Arda'nın yıldız kategorisi ve yurtdışı tercihi nedeniyle bu baskılardan daha uzakta olacağı aşikar. Yine de daha şimdiden sert faullerle durdurulmaya çalışıldığını görmemek için de kör olmak lazım. Meselenin bir diğer boyutuna da değinmemek olmaz: Eğitim. Futbol dünyasının eğitim seviyesinin düşüklüğü (gerçi spor medyasının farkı var mı!) nedeniyle "Lan oğlum sen ne anlarsın bu işlerden," önyargısını, Arda gibi konuşmaya cesaretli insanlar kıracaktır. Bu sayfalara konuk olan Koray Mincinozlu'nun "Bu kadar rekabetçi, bu kadar fizik üstünlüğüne dayanan yapıda, sporcuların hem iyi eğitim alması (okuması) hem de spor yapması ütopyadan başka bir şey değildir. En önemli görev spor eğitmenlerine düşer. Ahlaklı, adeletli ve kendini ifade edebilen sporcular yetiştirmek hedef olmalıdır," yorumu da bir başka anahtar olabilir. Arda Turan'ın bu vuruşu ofsayt gerekçesiyle sayılmadı (hakem ben olsam verirdim). Arda gayet iyi bilir şut çekmeden gol atılmaz. Denemeye devam!
'FUTBOLCU' DEYİP GEÇME!
Graema Le Saux: 90'lı yıllarda Blackburn ve Chelsea'de sol bek oynayan İngiliz milli oyuncu, Londra'da Kingston Üniversitesi'nde okudu. Le Saux yandan askılı üniversite öğrencisi çantası ve ön gözünden sarkan Guardian gazetesi nedeniyle yıllarca sahalarda 'Homoseksüel' damgasına karşı mücadele etti. Arjan de Zeeuw: Portsmouth ve Wigan formaları giyen Hollandalı emekli oyuncu, futbolcu olmadan önce eczacılık okumuş. Tam sertifikayla çalışması için 10 yıllık bir süre daha gerektiği için De Zeeuw şimdilerde yerel polise adli tıp alanında destek veriyor. Shaka Hislop: Trinidad Tobagolu eski kaleci Washington'da Howard Universitesi'nde mekanik mühendisliğinde derece yaptı. ABD'de Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nde (NASA) staj bile yapan Hislop şimdilerde ESPN'de Serie A ve La Liga maçlarını yorumluyor. Hatem Ben Arfa: Bilim kurgunun babalarından Aldous Huxley'nin çalışmalarıyla ilgilenen Tunus asıllı Fransız forvet, Immanuel Kant ve Friedrich Nietzsche hayranı. Ben Arfa'nın hedefi bir gün, Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy'ye bile posta koyabilen Lilian Thuram'ın yerini alabilmek. Socrates: Öncelikle geçmiş olsun! Brezilyalı bu güzel adam, ilaç üzerine eğitim aldıktan sonra felsefe doktorası yaptı. Futbolcuları halkı oy vermeye teşvik için örgütledi. Tiyatro oyunu yönetti. "Socrates sıradışı futbolcuların tanrısıdır" dersek abartmış olmayız.