Buenos Aires, Latin Amerika'nın çapkın, şık, sakin, hüzünlü, eğlenceli şehri. Futbol düşkünü erkeklerin devasa stadyumlardan yükselen tezahürat çığlıklarına, yaklaşık 30 yıldır Plaza de Mayo Meydanı'nda her hafta kayıp evlatları için toplanıp gösteri yapan annelerin yakıcı sessizliğinin karıştığı, üstüne karanlık çökünce her mahalledeki dans salonlarından tango seslerinin yükseldiği güzel bir kent. Buenos Aires, aynı zamanda güzel şaraplar, iyi yemekler (kırmızı etin alâsı), tango gösterileri, diskolar ve barlar, tasarım ve alışveriş anlamına da geliyor. Güney Amerika kıtasının Sao Paolo'dan (Brezilya) sonra ikinci büyük şehri olan Buenos Aires, 'Latin Amerika'nın Paris'i' olarak Avrupa'ya da göz kırpıyor. Zaten 13 milyonu aşan nüfusu, ağırlıkla İtalyan, Alman ve İspanyollardan oluşuyor. Bu etnisiteye Arapları, Ermenileri ile Musevi, Gürcü, Çinli ve Kore kökenlileri de eklemek lazım.
48 MAHALLE
Bu kozmopolitliğin yanı sıra şehrin Paris'le başka bir benzerliği daha var: Paris'in modernizasyonunda kilit isim olan Baron Georges- Eugène Haussmann'ın geniş, devasa caddeleri. Paris Komünü sırasında caddelere kurulan barikatların tekraralanmaması için 'yaratılan' devasa genişlikteki caddeler Buenos Aires'in de en önemli özelliği. Bu caddelerde karşıdan karşıya geçmek, neredeyse İstanbul'un iki yakası arasında gidip gelmeye eşdeğer. Buenos Aires'te geçirecek fazla vaktiniz yoksa, gezmek için iyi bir program yapmak lazım. Çünkü bu federal kent, 48 mahalleden oluşuyor ve birinden ötekine gitmek zaman alıyor. Biz size bu mahallelerin en çarpıcılarını önerelim: En ünlü semt
Recoleta. Burası aynı zamanda 'ölüler şehri'. Çünkü Arjantin ünlülerinin yattığı La Recoleta mezarlığı bu semtte. Mezarlık, mimarisi açısından da görülmeye değer. Bu mezar şehir ve etrafındaki park mutlaka görülmeli. Burası ayrıca şehrin iyi lokantalarının ve hava karardıktan sonra gece yaşamının da aktif olduğu bir bölge.
BİRKAÇ AVRUPA KENTİ BİR ARADA
Eskiden bir liman bölgesi olan
Puerto Madero artık şehir merkezinin uzakça bir parçası. Nehrin kenarındaki yürüyüş bölgeleri de, Buenos Aires'in iyi lokantaları ve butik dükkanlarının bulunduğu yer. Şehrin favori et lokantalarından
La Cabana Las Lilas da burada. Burada 'ojo de bife'nizi seçip yanında yaklaşık 700 Arjantin şarabından biriyle yiyebilirsiniz. İster siyah lambri salonunda, isterseniz terasında, nehir manzarasına karşı oturabilirsiniz. Buenos Aires'in en sevimli bölgelerinden biri de
San Telmo Mahallesi. Tangonun doğum yeri. Müzik ve barların da merkezi. Hafta sonu bit pazarında antikalardan fotoğraflara, hediyelik eşyadan el yapımı giysilere kadar her şeyi bulabilirsiniz. Yolunuz buraya düşerse, ki düşsün, yemek için mutlaka La
Petangue'ı deneyin. Fransız ve Avrupa mutfağının en iyi örneklerinden biri. Buradan yürüyerek Buenos Aires'in kalbi niteliğindeki Plaza de Mayo'ya çıkabilirsiniz. Artık darbenin 35. yılı ama Plaza de Mayo anneleri her hafta bu meydanda gösterilerini sürdürüyor. Kayıp çocuklarının cesetleri kadar; gözaltına alındıklarında hamile olan kızlarından zorla koparılarak asker ailelerine evlatlık verilen torunlarının peşindeler. Tabii bir de çok eğlenceli, çok şık, çok cool
Palermo Mahallesi var. Mümkünse otelinizi buradan seçin. Yemeğe çıkmak, cafe ve barlarda oturmak, vitrinleri seyretmek için en uygun bölge burası. Buenos Aires'te 20. yüzyılın militarist vahşetiyle nasıl başa çıkıldığına tanıklık etmek de mümkün, tangonun tutkusuna kapılıp kendinden geçmek de. Bir şehirde birkaç Avrupa kentini yaşamak da, Latin Amerika'nın dipten gelen dalgalara açık sukunetiyle buluşmak da. Çapkın, şık bir Buenos Aires de, düşkün esrik olan da. Her şey size kalmış!
Ve tabii ki tango!
Tango şovları hemen her gece yapılıyor. Adam başı 30 ile 500 dolar arasında bir ücret karşılığında bunlardan birini izlemek mümkün. Fiyat arttıkça yemek kalitesi iyileşiyor, gösteri de Broadway'i aratmıyor. Tango gösterilerinin yapıldığı çok sayıda restoran ve gösteri salonu var. Bütçenize göre iyisine siz karar verin. Ancak pratik tango eğitimi de alabileceğiniz iki yeri öneririz. Biri Le Cathedral diğeri de La Viruta. La Viruta, Palermo'da Ermeni Kültür Merkezi'nin alt katında. Kalabalık gruplar halinde ayaküstü tango eğitimi alıp, yemeğinizi yiyebiliyor sonra da dans ediyorsunuz.
Ne zaman gitmeli?
Buenos Aires'in güney yarımkürede olduğunu unutmayın, yani mevsimler ters. En sıcak ay ortalama 23, 7 dereceyle ocak; en soğuk ay ise ortalama 10, 5 dereceyle haziran. Ziyaret için en iyi zaman baharda. eylül-kasım ayları ya da sonbaharda mart-mayıs arası.
LA BOCA
La Boca, liman semti. "Hava karardıktan sonra buralarda dolaşmayın," uyarılarına karşın mutlaka gidilmesi gerek. Eski liman mahallesinde liman isçilerine ödeme, en çok artan gemi boyası ile yapılırmış. Bu nedenle ahşap ve saçtan yapılmış evler rengarenk boyanmış. Maradona'nin yetiştiği Boca Juniors kulübünün ünlü stadı La Bonbonera da bu mahallede. Mahalle hediyelik eşya dükkanları ve tango gösterisi yapan restoranlarla dolu. Ucuz alışveriş için ideal. Mahallenin hemen girişindeki, eskiden randevuevi olan kafe de ziyaret edilmeli.
Hafıza Parkı
Parque de la Memoria ya da diğer adıyla 'Devlet Terörü Kurbanları İçin Anıt' Buenos Aires'te darbe mağdurları için yaratılmış bir park. Bu parkta darbe sürecini anlatan trafik levhaları, 30 bin kaybedilen insan için anıt ve Arjantinli sanatçıların kurbanlar için oluşturdukları 9 sanat yapıtı bulunuyor. Parkı, üniversite öğrencilerinin eğitimlerinin bir parçası olarak yaptıkları mihmandarlık eşliğinde gezebilirsiniz. Nunca Mas! Bir Daha Asla konusundaki örnek olan park Cunta ve askeri darbe dönemiyle nasıl yüzleşildiğinin de başarılı bir örneği.
MURAT ÇELİKKAN