Erol
ve Evren Morgül, İstanbul'da yaşayan, evli ve üçüzleri olan çiftlerden yalnızca biri. Onları bu sıradanlıkları içinde gazetemize konu eden şey, 4 Ekim Salı günü Erol Morgül tarafından
Hürriyet gazetesine verilen iki ilan. Morgül ilanda, eşi ve çocuklarının doğumuna yardımcı olan ve kızlarına da ismini verdikleri doktorları Gonca Saraç'a, bebeklerin birinci yaşgünü nedeniyle teşekkür ediyor. Doğum için teşekkür belki anlaşılabilir ama bebekler daha bir yaşındayken bu denli müteşekkir olmak, beni biraz şaşırttı. Ayşe Gonca, Ateş ve Demir isimlerindeki üçüz bebekleri için bu derece mutlu olan, gazeteye ilan verecek kadar sevecen bir babayı tanımak için yaptım bu röportajı. Gerçekten farklı bir baba profili çıktı ortaya. İçimden "Böyle erkekler de varmış!" dedim.
EVREN MORGÜL: ÇOCUKLAR DOĞDUKTAN SONRA EVDEN KAÇMAK İSTEDİM
- Nasıl tanıştınız?
- 1996'da tanıştık, lise birinci sınıftan beri çıkıyoruz. Erol İTÜ Makine Mühendisliği'nden, ben İTÜ Bilgisayar Mühendisliği'nden mezun olduk. İkimiz de Boğaziçi Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptık. Sonra 2006'da evlendik.
- Her şey normal görünüyor bu zamana kadar...
- Evet. Ben çocuk delisi biri değildim. Madem çocuk istemiyoruz, 'Gezelim,' dedik. Dört yıl boyunca dünyayı gezdik.
- O kadar eğitimden sonra, işgüç ne oldu?
- Mezun olduktan sonra bir süre çalıştım, evleneceğimiz yıl işten ayrıldım. Sonra da çocuk yapmaya karar verdik. Ama öyle planlamakla olmuyormuş. Denedik olmadı.
- Ne kadar süre denediniz?
- Bir ay.
- Sadece bir ay denedikten sonra hemen nasıl olmadığına karar verdiniz?
- Fazla planlı olmaktan kaynaklanıyor bu. Doktorumuz Gonca Saraç'a gittik, 'Evinize gidin, biraz daha deneyin, gelin,' dedi. Beş ay daha denedik, yine olmadı. Bu kez, doktorumuzu ikna ettik ve tedaviye başladık. Sonra hamile kaldım.
- Üçüz olduğunu öğrenince ilk tepkiniz ne oldu?
- Zaten ikiz istiyordum, üçüz dediklerinde çok şaşırmadım. Ama üçüzlerde birini kaybetme riski olurmuş. Bu nedenle biri alınabiliyor. Seçim yapmamız gerekiyordu. 13 hafta olmuştu, artık bebeklerin elleri kolları gayet net, benim karnım büyümüştü. 'Birinden vazgeçin,' diyorlardı. Ben yapamadım. Aldırmadık ve üçüzlerimizle yola devam ettik. Üçünü de kaybetme riskiyle yaşadım hamileliği. Bitene kadar yattım. 37.5 haftalıkken doğum yaptım. Normalde böyle çoklu gebeliklerde yedi buçuk aylıkken doğarmış bebekler. Üçü de ikişer kilo doğdu. Yoğun bakıma girmediler.
- Sonra üç bebekle baş başa kalınca ne oldu?
- Bunalıma girdim. Lohusa sendromu denen şeyi yaşadım. Bebekleri çok yadırgadım. Bebek bakımının böyle bir şey olduğunu hiç düşünmemiştim. Doğuracağım ve normal hayatıma döneceğim zannediyordum. Hiç alakası yoktu; uyku yok, hayat yok, sosyal aktivite yok. Bebekler doğdu, Erol'a 'Ne yapacağız bunları? Al istemiyorum,' diyordum. Başlarda 'Birlikte bakarız,' diye yola çıkmıştık. Bir süre denedik, ama olmadı. Sonra annelerimizden yardım istedik. Onlarla da geçinememeye başladım. O zaman aklım yerinde değildi zaten. Evden kaçmak istiyordum. Emzirmek istemedim, emzirmedim.
- Niye yardımcı bulmadınız?
- Bir yardımcı bulduk, sonra bir tane daha, bir tane daha. Şimdi her bebeğin bir bakıcısı var.,
EROL MORGÜL: SORUN BENDEYDİ, ÇOCUK OLMAYINCA EŞİME MAHCUP OLDUM
- Bir erkek olarak siz bu süreci nasıl yaşadınız?
- Evren'in psikolojisi döviz kuru gibiydi, bir yükselip bir alçalıyordu. Beş aylık hamileyken sancılarla hastaneye yatınca 'Bebekleri kaybedeceğiz,' korkusu yaşadım. O andan itibaren doktorumuza bir bağımlılık geliştirdik. Evren her an doktora ulaşabilmek istiyordu. Bir bayram, doktorumuz yurtdışına gidecekti, Evren'den bunu saklamak zorunda kaldık, çünkü etkilenebilirdi.
- Siz hep eşinize destek kuvvet gibiydiniz anlaşılan...
- Her şeye yardımcı oldum. Şimdi de oluyorum. Bebek bakımıyla ilgili her şeyi yapıyorum, altını temizlemekten beslenmesine kadar... Çünkü bu iki-üç kişiyle yapılacak bir olay değil. Ne kadar insan olursa o kadar iyi. Evren'in hamilelik sürecinde beslenmesine çok önem verdim. Çizelge yaptım, her gün et-balık-süt ürünleri, ceviz-badem-kuruyemişler, meyvelere kadar tek tek yazdım. Yedikçe çarpı koyuyordum. Her gün bir ananas yiyordu. Ananasın bebeği rahimde tutma özelliği varmış.
- Neden bu kadar ilgiliydiniz?
- Çocuğumuzun olmamasındaki sorun bendim. Olmaz değildi, ama uğraşmak gerekiyordu. Evren'e karşı mahcuptum bu anlamdı. Bir yetersizlik hissediyordum.
- Bu mahcubiyeti, bu kadar net ifade eden bir erkek tanımamıştım...
- Evren bunu bana hissettirecek bir şey yapmadı, ama ben böyle hissediyordum. Tedaviyle de olsa üç bebeğimiz vardı. Onları kaybedersek, Evren çok üzülürdü, ama ben de çok üzülürdüm. O yüzden bu kadar yardımcı oldum. Yoğun bir işte çalışıyordum, kendi işimi açıp evden çalışmaya başladım.
- Ne iş yapıyorsunuz?
- İthalat-ihracat. İnternetten yapıyorum her şeyi. Haftanın dört iş gününü Evren'e ayırmıştım. Çok özel kuruyemişler alıyordum, bir günlük miktarda folyolara sarıyordum, Anzer balı alıyordum. Her gün birbirinden farklı meyvelerle meyve suyu hazırlardım. Bir gün canı palamut çekti, mevsimi değildi, bulamadık. Rize'de buldum. Kargoyla getirttim.
- Bu durum karınıza duyduğunuz sevgiyle mi, yoksa çocuklarınızı taşıyan kadına duyulan hisle mi ilgili?
- Çocuklar doğana kadar hatta bir aylık olana kadarki süreçte, eşime olan sevgimden diyebilirim. Şimdi eşimi çok seviyorum, ama bebekleri de inanılmaz seviyorum. O zaman Evren'i düşünüyordum, bebek sevgisi yoktu ki içimde. 'Bebekler düşerse, Evren çok üzülür, ben üzülürüm,' diye düşünüyordum. Kendimize üzülecektik. Şimdi 'İyi ki o kadar özen göstermişim,' diyorum.
ANNE, İKİNCİ ÜNİVERSİTEYİ OKUYOR
- Lise aşkını bu kadar uzun süre idare etmek zor değil mi?
-
Evren Morgül: Biz 13 yıl çıktık, sonra evlendik. Birlikte büyüdük. Çok zor. İki-üç kez ayrıldık, ama kopmamışız. Hep birbirimize düşkündük. Baba gibi, kardeş gibi, sevgili gibi.
- Şimdi ikiniz de evdesiniz, sıkılmıyor musunuz?
- Erol Morgül: Ben de evde çalışmaktan memnun değilim, ama evde tam organizasyonu sağlamadan bırakamadım. Bunu sağlayınca, işe gidip gelmeye başlayacağım. Evde durmak sıkıyor tabii ki.
- Erol Bey evden kurtulmuş, ya siz?
- Evren Morgül: Ben de kurtuldum. Hep psikoloji okumak istiyordum. Hamileyken ilk sınava girdim ama ikinci sınava giremeden doğum yaptım. Geçen yıl bebekler varken tekrar girdim ve Doğuş Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü kazandım. İki haftalık öğrenciyim. Mezun olunca psikolog olabilirim. Üstelik çocuklara da faydam olur.