Kimi
sürekli aşk skandallarıyla gündemde, kimi tenis oynarken bile şımarık, kimi hayatına giren kadınlara uyguladığı şiddetle namlı, kimi de oturduğu koltuğa yakışmayan 'hafiflikler'le karşımıza çıkıyor. Hülya Avşar- Tanju Çolak ilişkisi, Gülben Ergen'in mazisindeki video kasedi, İbrahim Tatlıses'in dövdüğü kadınlar, Aziz Yıldırım'ın şikeci olarak tutuklanması, Deniz Baykal'ın aleni mahrem ilişkileri, Seda Sayan'ın bilmem kaçıncı kez yarı yaşında erkeklerle kurduğu ilişkiler, MHP yöneticilerinin ardı ardına gündeme gelen özel hayat skandalları... Bunlar gözümüzün önünde yaşanan vukuatlar. Ama ne hata yapsalar da, anamıza babamıza göstermediğimiz toleransı onlara gösteriyoruz. Gün geliyor affediyoruz ve onlarla yaşadığımız karşılıksız aşka kaldığımız yerden devam ediyoruz. Peki hiç düşündünüz mü, ünlülerin bütün abuk sabuk davranışlarına rağmen neden onlara kadar bu toleranslıyız, onları niye bu kadar kolay affediyoruz? Neden yüzlerini sadece TV ekranlarında-beyaz perdede ya da politika arenasında gördüğümüz isimleri bu kadar çok şımartıyoruz? Kariyerlerinin zirvesinde olan bir politikacı, ünlü veya film yıldızı, imajlarını zedeleyebilecek uygunsuz bir davranışta bulunursa ne oluyor? Pozisyonlarından kaynaklanan güçleri ya da hayran kitleleri mi, onların her istediklerini yapabilmelerine olanak tanıyor? Peki nasıl oluyor da onlarca skandala karıştıkları halde hiçbir şekilde zarar almadan kurtulabiliyorlar? Şöhret insanda başka bir karakter oluşumuna mı yol açıyor?
DÜNYA VATANDAŞLARI YANITLADI
Ipsos KMG'nin 24 ülkede yaptığı 'Ünlü Gücü ve Uygunsuz Davranışlarının Affediliciliği' araştırması tam da, bu soruların yanıtlarını merak ediyor. Araştırmaya göre dünya, politikacıların, ünlülerin ve film yıldızlarının uygunsuz davranışlarına olan tolerans ve affedicilikle ilgili ikiye ayrılmış durumda. ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, İspanya, İsveç, Japonya, Kanada, Macaristan, Meksika, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan ve Türkiye'de 18-64 yaş grubunda 18 bin 722 kişiyle görüşülerek yapılan araştırma, 5-18 Temmuz 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş. Arjantin, Endonezya, Meksika, Polonya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, Rusya ve Türkiye'de yaklaşık 500 kişiyle, diğer ülkelerde yaklaşık bin kişiyle görüşülmüş.
SİYASİLERİN 'ÖZEL' ZAAFLARINI AFFEDEN BİR TOPLUMUZ
Tonguç Çoban (Ipsos KMG Sosyal Araştırmalar Enstitüsü Genel Müdürü)
"Global kamuoyunun yarısı, siyasetçi, sporcu ve sanatçı gibi ünlü kişilerin çeşitli skandallara karışmasını hoşgörmüyor. Kısmen veya tamamen hoşgörüyle bakanların oranı ise yarıdan biraz daha az. Türkiye'de de, özellikle son dönemde, hem siyasetçilerin hem de çeşitli sanatçıların benzer skandallara adlarının karıştığı biliniyor. Deniz Baykal ve çeşitli MHP'li yöneticilerin kasetlerinin internette yayınlanması buna örnektir. Sanat ve spor dünyasına da skandal haberler sıkça yer alıyor. Elbette son büyük skandal, futboldaki şike iddialarıdır. Türkiye'de bu tip ünlü kişilerin adlarının karıştığı skandallar hakkında kamuoyunun 'genel' bir yaklaşımının olduğunu düşünmüyorum. Kişiye, olaya, zamana ve yere göre, kamuoyunun tutumu da değişebilir. Örneğin, seçim öncesinde seçmenlerin nabzını tutmak için yaptığımız araştırmalarda, MHP'li yöneticilerin kaset olayı karşısında MHP oylarının çok da etkilenmeyeceği sonucunu elde etmiştik. Nitekim MHP, 12 Haziran'da 2007'deki oy oranına yakın bir oyla parlamentoya girdi. Ancak bunun, MHP'li yöneticilerin bu tutumuna karşı bir hoşgörüden mi, yoksa bu yöneticilerin Bahçeli'nin talebiyle derhal istifa etmiş olmalarından mı kaynaklandığını bilemiyoruz. Acaba, bu yöneticiler istifa etmeseler ve seçime aday olarak girselerdi, MHP başka bir sonuçla karşılaşabilir miydi? Konuya bir de bu açıdan bakmak gerektiğini düşünüyorum. Keza CHP'de genel başkan değişikliği kamuoyunca olumlu karşılandı. Ancak bu, sadece kaset olayı nedeniyle Baykal'a duyulan tepkiden mi, yoksa zaten var olan bir değişim talebinin mi bir sonucuydu? Bunu da ayrı değerlendirmek gerekir. Yine de şunu söylemek mümkün: Özellikle siyaset dünyasında, kamuoyu siyasetçilerin adının karıştığı skandal, salt özel yaşamla ilgiliyse, bunu bir zaaf olarak görüyor ama daha toleranslı ve affedici olabiliyor. Ancak skandal, sahip olunan konumun, kişisel çıkar amaçlı kullanımına dayalı bir olaysa, buna yönelik tepki de daha sert oluyor ve bu affedilmiyor. Tabii, hoşgörünün düzeyi, ülkeye, tarihe, olaya ve kişiye göre değişiyor."
HÜLYA İLE İBO'YU NE YAPSALAR AFFEDİYORUZ
Özlem Bulut (Ipsos KMG Reklam Araştırmaları Genel Müdürü)
"Hülya Avşar ve İbrahim Tatlıses bizim artık gelenekselleşmiş ünlülerimiz ve yaptığımız araştırmalarda en güvenilirler listemizde ilk 10'a giriyorlar. Ve her ikisi de kendi hemcinsleri arasında daha yüksek skorlara layık görülmüşler. Hülya Avşar'ın konumunda son dönemlerde gerek eski evliliği gerekse son ilişkisindeki olgun tavrının etkili olduğunu düşünüyorum. İbrahim Tatlıses için ise gençliğinden bu yana toplumla kurduğu 'samimi' ilişkilerin meyvesini topluyor diyebilirim. En son gündeme gelişindeki mağduriyet de etkili olabilir. Araştırmalarda Seda Sayan üç yıldır en güvenilir ünlü olarak çıkıyor karşımıza. Çalışkanlığına bağlı olarak düzenli sürdürdüğü programlar ve dobralığı, 'yardımsever' imajı halkın gözünde hayli kıymetli. Kenan İmirzalıoğlu, bu sene de geçen sene gibi listenin ilk üçünde yer alıyor. 'Ezel' rolünün Kenan İmirzalıoğlu için oldukça belirleyici olduğunu söyleyebiliriz. Belki de bu ve önceki rollerine bağlı olarak Kenan İmirzalıoğlu erkekler arasında 2011'in en güvenilir kişisi. Gülben Ergen de son üç yılın en güvenilir ünlüleri arasında. Kadınlar arasında bir rol model olduğunu araştırmalarımız gösteriyor. Albümlerinin başarısının yanı sıra son kertede sürdüremese de 'saygın' evliliği ve anneliğinin bu algıda etkili olduğunu düşünüyorum. Cem Yılmaz gösterileri kadar hatta belki de daha fazla Türk Telekom'un yüzü olarak ve filmleri ile adından söz ettiriyor. Güvenilirlik algısının nedeni; zekasının yanı sıra her daim hazır cevaplığı, sempatisi ve samimiyeti imajına en çok katkı yapan unsurlardan. Kıvanç Tatlıtuğ ise oynadığı farklı karakterlerde her zaman gündemimizde. Reyting yaratmadaki gücünü, halkın güvenini kazanmakta da büyük ölçüde kullanabildiğini söylemek mümkün."
KARAKTERLERİ DE BOZUK, EGOLARI DA
Araştırma kapsamında 24 ülkeden toplam 18 bin 722 kişi; ünlü sporcuları, politikacıları veya film yıldızlarını, evli olduğu halde başka biriyle ilişkiye girme, uygunsuz fotoğraflarını paylaşma gibi utanç verici ve kişisel itibarı zedeleyici bir davranış sergilediklerinde bu davranışın neden kaynaklanabileceği sorusunu yanıtladı.
Soruları yanıtlayan yüzde 54'lük bölüm gerçeğe en yakın açıklamanın bu insanların kişiliklerinin derinlerinde aslında bu tarz bir insan olduklarını düşünüyor. Yüzde 46'lık diğer kesim ise güçlü olma hissi ve egolarının, bu tür davranışları normal bir davranış gibi sergilemelerine neden olduğunu belirtiyor. Bu konudaki evrensel yargıların aksine, Fransa'da vatandaşların yüzde 80'lik kısmı güç ve egonun bu uygunsuz davranışlara yol açtığını düşünüyor. Bu düşünceye en çok katılan diğer ülkeler ise yüzde 64'le Belçika, yüzde 62'yle Almanya, yüzde 57'yle Çin ve yüzde 52'yle Güney Amerika. Aynı soruyu yanıtlayan Macaristanlıların yüzde 78'i uygunsuz davranışları gerçekleştiren yıldızların özünde de düzgün insan olmadıklarını düşünüyor. Bu yoruma katılan diğer ülkeler ise Japonya (yüzde 68), Polonya (yüzde 63), Rusya (yüzde 62), İngiltere (yüzde 61) ve Endonezya (yüzde 60).
POLİTİKACIYA AF YOK
Araştırmaya katılanlara ne derece toleranslı ve bağışlayıcı olabilecekleri de sorulmuş. Soru şu: "Ülkenizde önemli bir politikacı uygunsuz bir cinsel ilişki veya diğer ahlak dışı bir davranışta bulunsa ne derece toleranslı olurdunuz?"
Yüzde 56'lık bir yarı, böyle bir davranış karşısında affedici olmayacaklarını, yüzde 44'lük bir yarı ise değişen derecelerde de olsa bir şekilde toleranslı ve affedici olabileceklerini belirtmiş. Japonya yüzde 72'lik bir oranla affedici olmayacağını belirten ülkeler sıralamasında başı çekiyor. Bunu, yüzde 69'la Macaristan ve Güney Kore, yüzde 68'le Endonezya ve yüzde 66 ile enteresan bir şekilde Fransa takip ediyor. En bağışlayıcı ülkeler ise Latin ruhunun farkını ortaya koyuyor: Meksika (yüzde 57), Belçika (yüzde 55), Arjantin (yüzde 54), Avustralya (yüzde 53) ve İspanya (yüzde 52).
KADINLAR DAHA AKILLI
Araştırmaya katılanlara sorulan sorulardan biri de kadın ünlülerin mi, erkek ünlülerin mi daha çok uygunsuz davranışlarda bulunduğu.
Soruyu yanıtlayanların yüzde 51'i, ünlü kadınların da erkekler kadar uygunsuz davranışlarda bulunduklarını fakat onlar kadar yakalanmadıklarına veya haber olmadıklarına inanıyor. Yüzde 49'luk bir yarı ise kadınlardan çok erkeklerin bu tarz uygunsuz davranışlarda bulunduklarını düşünüyor. Rusya yüzde 70'lik bir oranla erkekler kadar kadın ünlülerin de uygunsuz davranış sergilediklerine inanan ülkelerin başında geliyor. Rusya'yı Almanya (yüzde 63), Arjantin (yüzde 61), Macaristan (yüzde 59), Çin (yüzde 58) ve Güney Afrika (yüzde 58) gibi ülkeler izliyor. Bir kısım ülke ise erkek ünlülerin kadınlardan daha uygunsuz davranış eğilimi olduğuna kani: Endonezya (yüzde 63), İsveç (yüzde 61), Fransa (yüzde 58), İspanya (yüzde 56) ve Japonya (yüzde 56).
SEDA SAYAN VE İMİRZALIOĞLU ÖNDE
Şirketin yaptığı diğer bir araştırma da Türkiye çapında gerçekleştirdiği Celebrity Güven Endeksi. Araştırmanın verileri Türkiye halkının 'güven' meselesinde medyadan, magazinden ve televizyondan ne kadar etkilendiğini önemli ölçüde kanıtlıyor. 1200 kişinin katıldığı araştırmaya göre, Türkiye halkının en güvendiği ünlüler kadınlarda Seda Sayan, erkeklerde Kenan İmirzalıoğlu.
* Bu iki ünlünün hemen arkasından yüzde 23 ile Hülya Avşar ve Cem Yılmaz geliyor.
* 15-19 yaş grubunun vazgeçemediği isimler ise iki kadın star: Gülben Ergen ve Beren Saat.
* Kenan İmirzalıoğlu, Cem Yılmaz ve Kıvanç Tatlıtuğ ise daha çok 20-35 yaş arası kişilerin tercihlerinde etkili olan isimler.
* Araştırmaya katılan 36 yaş ve üstü bireylerde dört isim, deneyimleriyle rakiplerine fark atıyor: Uğur Dündar, Kadir İnanır, Orhan Gencebay ve İkbal Gürpınar. Uğur Dündar'ın bu dört isimden farkıysa, kadınların tercihlerinde öne çıkan tek erkek isim olması.