Kolay lokma! Diller söylemiyor belki ama Sturm Graz'ın Galatasaraylılar'ın gözünde, zihninde lakabı bu. Bu nedenle konuk ekibin beklendiği üzere defans yapmasına ve oyunu kendi sahasında kabul etmesine kimse şaşırmıyor.
Şaşırtıcı olan, 3'te Arda'dan başlayan ve Elano'nun kafa vuruşuyla kaleye yollanan topu kalecinin 'yememesi'. Bir de dakikalar ilerlese de Graz'ın taktiksel terbiyeyi bir gıdım olsun elden bırakmaması! 13'te Elano'nun rahat pozisyonda kaleye yolladığı şut dışarı süzülünce 'ne oluyoruz?' kazanı kaynamaya başlıyor. 20.dakikada iyice ortaya çıkıyor ki Franco Foda, hiç bir şey bilmese de en azından defansı pek iyi biliyor ve bu
'kolay lokma'nın lades kemiği gibi boğaza takılma potansiyeli oldukça yüksek.
Dahası Topal'ın 'topal' gibi oynadığı, Elano'nun neden 90 dakika oynamadığının anlaşıldığı (!) ve Arda'nın da paçalarından yorgunluk aktığı bir müessesede Emre, Keita ve Ayhan'ın içten çabaları Strum Graz'a gol atmaya yetmeyecek. Bu da Galatasaray'ı kaleye asla ulaşamadığı daracık bir alana mahkum edecek! Galatasaray'a 'hayal' olan kale Graz'ın 37'den itibaren
'arzu nesnesi' oluyor. İlk denemeleri engellense de +46'da ne Topal ne de Servet Beichler'i durduramayınca golü onlar imzalıyor. İlk yarıda aslında bir gol buluyor Galatasaray. Oyunu hareketlendirdiği dakikalarda, 41'de Keita sağdan topu Arda'ya kesip ona attırıyor golü ama (faule benzemese de) bir düdükle iptal ediliyor. Akabinde 44'te gelen Baros'un 'kesin' dedirten vuruşunuysa Gordon Schildenfeld engelliyor.
BECERİKSİZLİK VE ACELE
İkinci yarıda da aynı tempoyla yani
'gıy gıy makamı'nda başlayan oyuna, riskli ama zekice müdahale kenardan geliyor. 61'de Kewell, Ayhan'ın yerine giriyor. Galatasaray'ın atak gücü artınca
'disiplin ve savunma' mazide kalan bir hatıra oluyor Graz için ve
63'te Baros orta sahadan hızlı çıkıp tek başına golü atıyor. Bu Galatasaray için
'show-time'ın başlangıcı. Ama bozuk bir şov bu. Çünkü
kazanma paniği, ataklar ne kadar tehlikeli gelişse de ya beceriksizliğe (yani Sabri) ya da aceleye (yani Baros) kurban gidiyor. Özetle farklı bir galibiyet alabilirdi Aslan... Farklı bir yenilgi de! Son düdük insanı karmaşık duygulara gark ediyor: Kaçan galibiyete mi üzülmeli yoksa beraberliğe şükür mü etmeli?