Neymiş? Edirne sular altında kalmışmış. Bunun haber değeri mi var Allah aşkına? Acı sürprizi mi var? Talihsizliği, "Vallahi begim, doğal afet karşısında napak? Epten aciz- aceze kaldık" bahanesi mi var? El bilir âlem bilir ki; bu serhat kentinde her sene ortalama 2-3 defa olur bu vukuat-ı adiye. Her defasında bakanı, valisi, belediyecisi, baş mühendisi, şucusu bucusu demeç patlatır, önlemleri anlatır, cümleleri parlatır, sonrası fıssss.! Hani buradaki talihsiz yurttaşların acısıyla maytap geçiyorum, tehlikeyi, riski, kayıpları, ayıpları hiçe sayıyorum sanmayın. İsyanımı, itirazımı bir de böyle 'kara mizah'la dile getiriyorum, üslubumu buna sayın.
YİNE YENİ YENİDEN
Son 10 yıl içinde sadece ben kendim olaraktan 20 defa filan geldim bu kente. 20'sinde de mevzular tıpkısının aynı, ortak payda yani (!) sel taşkını. Bir nevi 176. Geleneksel Edirne Sel Şenlikleri gibi bir şey oldu bu yahu. Edirne'yi yine sel aldı ve bendeniz yine- yeni- yeniden buradayım efendim. Gazetenin öğlen toplantısına 1.5 saat var. Buncacık zamanda; olay, insan öyküsü ve mebzul fotoğraf toplamalı, yollamalıyım. Bereket ki şansım; yaver üniformasını çekmiş yanı başımda yürümekte. Aha da ırakta, sular ortasında Nilüfer çiçeği gibi durup duran bir fabrika var. Bir et fabrikası. Hani bilmesek, alabalık üretim tesisi sanacağımız kadar sulu. Ağıllar tıka basa inek, boğa, dana dolu. Pompalarla ata tuta azaltmışlar suyu. "Dünkü haliyle kalaydı hayvanlar hipopotam gibi önce su altında kalır sonra da telef olurdu" diyor fabrika sahibi. Bir de hoş macera varmış geceden kalan, anlatıyor. "O hengâmede strese giren gebe ineklerden biri erken doğum yaptı. Şu uzakta gördüğün sevimli buzağı var ya, işte o, baskın sularının arasında doğdu dün abi."
SU TOPU TAKIMLARI
Ayrılınca, sağ kol üzerinde Saraçhane Stadı'nın halı gibi sahasını görüp; "Amanın süper fotoğraf" diye heyecanlanıyor yol yoldaşım Murat Şengül. Genç ama iyi bir fotoğrafçı bu delikanlı. Meğer ilköğretim kurumları arası futbol turnuvasının maçı varmış oynanacak. Mecburen tek kale oynama durumları hâsıl olmuş. Santra yuvarlağından itibaren sular altında kalmış yarı sahanın önüne topluyoruz çocukları. "Resim altına su topu değil ayak topu takımı yazalım da anlaşılsın" diyor Murat, gülüşüyoruz. Az biraz daha gidince Tarihi Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Sarayiçi civarına yaklaşıyoruz. Köprüyü sel, yolu yel almış, etraf mahalle çocuklarına kalmış. Onlar da normalde deniz kıyısında oynanan cümle oyunları oynamaya çalışıyorlar. Sonra şehrin içlerine doğru sokuluyoruz ki o ne? Koca caddede sadece bir tek binanın önünde toplanmış tonlarca su var. Oraya havuzlu bir ev desen de olur, lebi derya çakma yalı desen de. İşin komikliği binanın işlevinden çıkıyor. Çünkü önü gölet olmuş bu yegâne binanın böğründeki koca tabela orada ne iş görüldüğünü yazıyor. "Edirne Belediyesi Su-Kanalizasyon Müdürlüğü. Ha ha haaa!..