Prof. Dr. Kadıoğlu, dünya genelinde meteorolojik sebepli afet sayısının üç kat arttığını belirtti.
Küresel iklim değişiklikleri, arazi kullanımındaki hatalar, yanlış şehirleşmenin söz konusu afetlerin etkilerini güçlendirdiğini ifade eden Kadıoğlu, özellikle Türkiye'de şehir planlaması konusunda meteorolojik şartların göz önünde tutulmadığını savundu.
Depremle birlikte Türkiye'nin jeofizik biliminin önemini öğrendiğini ileri süren Prof. Dr. Kadıoğulu, ''Meteorolojinin önemini hala anlaşılamadı. Meteorolojiyi herkes sadece hava sıcaklığı ile ilgili zannediyor. Bunun mühendislik tarafı var bunu hala Türkiye fark etmiş değil'' diye konuştu.
Türkiye'yi gelecek dönemde bekleyen üç önemli afetin olduğunu ileri süren Prof. Dr. Kadıoğlu, şunları söyledi:
''Türkiye'yi önümüzdeki dönemde kuraklık, ani seller ve denizlerde su seviyesinin yükselmesi gibi büyük afetler bekliyor. Kuraklığın içinde kıtlık, orman yangınları, tarımsal haşereler ve sıtma gibi hastalıklar da var. Bunlarda artış bekleniyor. Türkiye zaten yarı kurak bir ülke. Ani seller, gök gürültülü ve sağanak yağışlarla birlikte yıldırımlar da büyük problem yaratıyor. Yıldırım düşmesi nedeniyle ölenlerin sayısı da giderek artıyor. Aslında yeni bir afet çıkmıyor sadece meteorolojik afetlerin sayısı, şiddeti ve süresinde artış yaşanıyor. Bunlar daha da artacak.
Kuraklıkla mücadele ve izleme konusunda Türkiye'nin büyük problemleri var. Kuraklık çok büyük ve Türkiye'de çok sık yaşanan bir afet. Kuraklık Türkiye'nin bir gerçeğidir. Kuraklıkla daha ileride daha fazla karşılaşacağız. Nüfusumuz arttıkça, su havzaları daha fazla yerleşime açıldıkça, tarım alanlarında daha fazla ev, fabrika yapıldıkça gelecek yıllarda kuraklık bizim için daha büyük bir problem olacak. Bu nedenle tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunması çok önemli. Doğa insan olmadan da yaşayabilir ama insan doğasız yaşayamaz. Doğayı korumak aslında insanı korumaktır.''
AFET YÖNETİMİNE VATANDAŞ YAKLAŞIMI
Türkiye'de Marmara Depremi'nin ardından afet yönetimi konusunda adımlar atılmaya başlandığını anlatan Kadıoğlu, gelinen noktanın istenilen seviyede olmadığını savundu.
İnsanların ilk yardım ve deprem öncesi alınması gereken önlemler konularında dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kadıoğlu, ''Bazı kişiler evlerindeki eşyaları depreme karşı duvara sabitlemiyor. Her şeyi devletten bekleme gibi bir yaklaşım var. Bu eşyaları belediye ya da valilik gelip sabitleyecek değil'' diye konuştu.
Afetle mücadele konusunda tabandan gelen ve topluma dayalı bir anlayışın oluşması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, şunları kaydetti:
''Afet yönetimi deneme ve yanılma yöntemi ile öğrenilmez. Bu bir bilim dalıdır. ABD'de bu konuda eğitimler veriliyor. Afet konularında görev alanların bu eğitimlerden geçmesi gerekiyor. Ayrıca Türkiye'de vatandaşlar afet sonrası başbakanın ya da bakanların bölgede olmasını istiyor. Bu yanlış bir istektir. Afet öncesi söz konusu kişilerin bu riskli bölgelerde olması gerekir.''