"Kütüphanemle Aşk ve Nefret: Bazı Kitaplarımdan Nasıl Kurtuldum" başlıklı yazınızda kütüphanenizdeki iki yüz elli kitabı seçip attığınızı yazıyorsunuz. Kütüphanenizden hangi kitapları attığınızı söyleyecek misiniz? Pamuk: (Gülüyor...) Söylemeyeceğim, kitabı merak ederler, alır okurlar.
Bu yazının sonunda, kitaplarınızın ne kadar kötü yazıldığını kanıtlamak için enerji sarf eden bazı yazarlara öfkenizi ironik bir biçimde dile getirmişsiniz. Pamuk: O yazıda tabii gençlik öfkesi de var, mizah da, sanırım artık daha olgunum. Hakkımda kötü yazılar yazmış edebiyatçılara kızgınlığım yok. Ben Türkiye'deki edebi hayatımdan memnunum. Elbette, artık bu hayatın içinde, sataşmalar da olacak, eleştiriler de olacak, alay etmeler de olacak. Edebiyat içinde kalan hiçbir eleştiriyi ayıplamıyorum. Bugün kızdığım şeyler, insanı öldürtmeye varacak hedef gösteren toplumsal kışkırtmalar. Bunları ayıplıyorum, çirkin, kötücül buluyorum. Bazıları örgüt işi de. Ama edebiyat içindeki yok efendim "grameri bozuk, bu kitabını anlamadım" bu gibi şeyleri kabul ediyorum. Edebiyat budur zaten, herkesin de bunları söylemeye hakkı vardır.