Almanya'dan 1986'da ailesiyle Türkiye'ye dönen Canan Serçe, üç yıl sonra vaktini değerlendirmek için rehberlik yapmaya başladı. Bir gün 25 kişilik Alman turist grubuyla birlikte Gümüldür kıyılarından mavi tura çıktıkları sırada, tekne fırtınada battı. Turistlerle denize düşen Canan Serçe, ölüm korkusuyla dalgalarla boğuşan turistleri, "Korkmayın, yardım gelecek" diyerek teselli etti. Suda ölümle burun buruna geçen yarım saatin ardında balıkçılar onları görüp kurtardı. Ancak Azrail, Canan'ın peşini bırakmadı.
NİŞANLISI DA TERK ETTİ
Anaokulu öğretmenliği yapan Canan Serçe, 22 Ocak 1999'da kalp spazmı geçirdi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde üç gün yoğun bakımda kaldı. Taburcu edildikten üç ay sonra bu kez nişanlısının kullandığı araçla kaza geçirerek ağır yaralandı. Kalbi hastanede 3 defa durdu. Kalbin ana atardamarı da yırtılan Canan, ameliyatla hayata döndürüldü. Ancak 1999 Eylül'ünde kalp yetmezliği çektiği ve acilen 'kalp nakli' gerektiği söylendi kendisine. Serçe'ye şans tam 11 yıl önce güldü. Beyin kanaması geçiren 50 yaşındaki Mustafa Tatlıcı'nın kalbi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Kalp Nakli sorumlusu Prof. Dr. Öztekin Oto ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla Canan'a takıldı. Bir erkeğin kalbiyle tekrar hayata dönen Canan'ı bu kez de nişanlısı, en zor zamanında terk etti. Yeni kalbine kısa sürede uyum sağladı. Hatta "Mustafa'm" diye isim bile taktı. Nakilden sonra daha güçlü hale geldiğini söyleyen Canan kendindeki değişiklikleri ise şöyle anlatıyor: "Kendi kalbim varken yumuşak huylu biriydim. Mustafa'nın kalbi takılınca kimseleri beğenmez oldum. Oys eskiden hiçbir şeyi ve hiç kimseyi eleştirmezdim." Azrail'i defalarca atlatan Canan Serçe'ye Ağustos 2010'da bu kez de lenf kanseri teşhisi konuldu. Tekrar Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı genç kadın. Ameliyat oldu, kemoterapi görmeye başladı. Ancak hâlâ hayata gülen gözlerle bakıyor. "Mustafa beni hiç yarı yolda bırakmadı. Kanseri de onunla yeneceğiz" diyor.
Erkan DOĞAN / SABAH