
Münevver Karabulut cinayetinde oğlu Cem Garipoğlu ile birlikte cinayete iştirakten yargılanan Mehmet Nida Garipoğlu'nun gömleğinde yapılan Adli Tıp incelemesinin sonuçları mahkemeye sunuldu. Raporda, gömlek ve içlik üzerindeki kan lekesinin, savcıların iddia ettiği gibi sıçrama ya da fışkırma yoluyla bulaşmadığı, kıyafet sepetindeki bir cisimden lekelerin geçmiş olabileceği savunuldu. Bu, savcıların "cinayet sırasında baba da oradaydı" tezini zayıflattı. Karabulut ailesi ise rapora "Babayı kurtarmaya yönelik bir rapor. Adli Tıp'ın raporuna itibar etmiyoruz" tepkisi gösterdi. Karabulut cinayeti davasına dün İstanbul Bakırköy 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık Cem Garipoğlu, tutuksuz sanık babası Mehmet Nida Garipoğlu, amcası Hayyam Garipoğlu, annesi Tülay Makbule Garipoğlu ile şirket çalışanları Habib Kurt ve Mehmet Karakayalar katıldı. Mahkeme başkanı ilk olarak Adli Tıp Kurumu'ndan gelen raporu okudu. Raporda kan miktarının dağılım ve yoğunlukları dikkate alındığında yüzeydeki yoğun miktardaki kanın silinmesi ile oluşmasının mümkün görülmediğine yer verildi. 3 farklı tıp kitabından yararlanılarak raporu hazırlayan Uzman Doktor Murat Nihat Arslan, Karabulut ailesinin iddia ettiği gibi kan lekelerinin sıçrama ya da fışkırma özellikleri taşımadığı, kıyafetlerdeki kan lekesinin sepette bulunan kanlı başka bir cisimden bulaşmış olabileceği kanaatine vardığını belirtti. Rapora itiraz eden Karabulut Ailesi'nin avukatı Rezzan Epözdemir, raporun gerçekleri yansıtmadığını ve Adli Tıp Kurumu'nu tazminata mahkûm ettikleri için aralarında husumet olduğunu belirterek, şunları söyledi:
'OBJEKTİF DEĞİL'
"Rapor objektiflikten uzak, hukuk adına utanç verici. Cinayet davasında gömleğin mahkeme salonunda incelenmesini talep ettik. Bu isteğimiz reddedildi. Benim de gördüğüm gibi tüm mahkeme üyeleri ve uzmanlar, gömlekteki nokta nokta sıçrayarak bulaşmış gibi görünen kan izlerini huzurda incelemiş olacaktı. Çamaşır sepetindeki 2 gömlek ve 2 iç çamaşırı adli tıp'a gönderildi. Kan izlerinin sıçrama mı, fışkırma mı, silme şeklinde mi bulaştığının incelenmesini istendi. Oysa Cem Garipoğlu tatbikatta, "cinayeti işledikten sonra gömlekle yerleri sildim" dedi. Mehmet Nida Garipoğlu duruşmada "Cem yanlış hatırlıyordur. Ben kıyafetlerimi çıkardım. Belki çamaşır sepetinden bulaşmıştır" demişti. Bu iki ifade çelişkiliydi. Rapor 'sürtünmeyle bulaşmış' diyor. Yani sepette bulaşmış. Ama çamaşır sepetinde iki gömlek ve iç çamaşırı dışında, bir kadın çamaşırı ve tişört var. Onlarda kan izi yok ki nasıl bulaşacak. Çamaşır sepetinde başka cisimden de bulaşması mümkün değil. Hayatın akışına aykırı." Cem Garipoğlu'nun avukatı Aytekin Kaya ise rapor için "Ayrıntılı incelemedik, yeni elimize geçti ancak teknik bir konudur. Müdahil avukatının iddia ettiği gibi içlik ve gömlekteki kanın sıçrama ya da fışkırma yoluyla bulaşmadığı ortaya konmuş durumda" yorumunu yaptı.
DAYANAKLARDAN BİRİ DE GÖMLEKTİ
Karabulut
cinayetini soruşturan savcılar, olay yeri CD'si, fotoğraflar ve olay yerinde yaptıkları incelemeler neticesinde baba Mehmet Nida Garipoğlu'na ait gömlekteki kan izlerinin sıçrama ya da bulaşma şeklinde olabileceğini belirterek, "bu gömleği giyen cinayet işlenirken oradadır" tespitinde bulunmuştu. Savcılar, "cinayeti baba ile oğlu beraber işlemiştir" diyerek, baba Mehmet Nida Garipoğlu hakkında da "cinayete iştirakten" ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemişti.
"BU İLK SKANDAL RAPOR DEĞİL"
Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut raporun, babayı kurtarmayı amaçladığını öne sürerek "Adli Tıp Kurumu'nun ilk skandalı değil bu. Daha önce de sperm skandalına imza atmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız'ın Adli Tıp Kurumu'ndaki kepazeliğe el koymasını talep ediyorum" dedi.