İstanbul'da evlilik dışı hamile kalan N.Ç., 8 yıl önce İstanbul'da bir hastanede doğum yaptı. Bu durumu ailesine açıklamaktan korktuğu için doğumdan 2 gün sonra, bebeği bir apartmanın girişine bıraktı. Sonra da polise çocuğu bıraktığı adresi bildirdi. SHÇEK'e teslim edilen bebeğe Çetin ismi verildi. Bu arada evlat edinmek isteyen bir çift, Çetin bebeğin koruyucu ailesi oldu. Ancak bir süre sonra çocuğun biyolojik annesi velayet davası açtı. N.Ç., İstanbul 2. Aile Mahkemesi'nde açtığı davada, yeni bir evlilik yaptığını eşinin ise çocuğu kabul ettiğini belirterek Çetin'i almak istediğini söyledi.
ANNE VE BABA OLARAK BİLİYOR
N.Ç.'nin bebeğin biyolojik annesi olduğu mahkeme kararıyla kesinleşti ancak Çetin anne ve babası olarak bildiği koruyucu ailenin yanında kaldı. Mahkemenin görevlendiridiği pedagoglar, küçüğün Necla Ö. ve eşi tarafından evlat edinilmesinde engel görülmediğini belirtir rapor verdi. Biyolojik anneye ise bebek terki suçundan hapis cezası verildi ancak cezası paraya çevrilerek ertelendi. Çetin'in evlat edinme davası İstanbul 3. Çocuk Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, küçüğün neredeyse doğduğu tarihten itibaren koruyucu aileyi kendi ailesi olarak benimsediğine dikkat çekti. Çetin'in anne ve baba olarak bildiği aileden ayrılmasının kişilik gelişimine olumsuz etkileyeceğini ifade ederek Necla ve eşinin velayetine karar verdi. Karara N.Ç. itiraz edince dosya Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, "Davalının küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediği söylenemez. Evlat edinmede asıl olan anne babanın rızasının aranmasıdır" dedi. Daire, Çetin'in evlat edinilmesinde davalı annenin rızasının bulunması gerektiğine hükmederek, kararı oy çokluğu ile bozdu. Karara muhalif kalan üye ise "Küçüklerin korunmasında asıl olan çocuğun mevcut ve beklenen yararının gözetilmesidir. Anne ve babanın yararı ikincidir. Velayet kendinde olan davalı annenin dava rızasının aranmasına gerek olmadığı koşulları gerçekleşmiştir" dedi. Dosyayı yeniden görüşen İstanbul 3. Çocuk Mahkemesi kararında direndi. Çetin'in annesi olarak bildiği Necla'da kalması gerektiğine işaret etti. Dosya bu kez Hukuk Genel Kurulu'nun gündemine geldi. Kurul, yerel mahkemenin emekten yana verdiği kararı bozarak 2. Hukuk Dairesi'nin biyolojik anneden yana verdiği karardan yana hüküm kurdu.
NİYAZİ UYGUR Adli Psikiyatrist:
'Hukuki hata yapılmış olur'
"Karar veren bilirkişi ekibinde pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanları olmalı. Pedagogların uyaran raporuna rağmen Yargıtay böyle bir karar vermişse, hata yaptıklarını düşünürüm. Bu karar, uzman ekibin elinden geçmediği takdirde, hukuki bir hata yapılmış olur. Çocuğun psikolojik durumu mutlaka dikkate alınmalı aksi halde tüm hayatı olumsuz etkilenir" dedi.
BARIŞ ÜNSALVER Psikiyatrist:
'Depresyona girebilir'
"Hem aileler hem de çocuk açısından çok zor bir süreç. Çocuk için 0-3 yaş arası en kritik dönem. Birincil bakıcı kimse, bu dönemde onunla duygusal bağlanma yaşar. Ona bakarak kendini iyi ya da kötü hisseder. Zihnindeki anne baba koruyucu ailesi olduğundan, gerçek annesine verildiğinde sorun yaşayabilir. Çocuğun, diğer aileyle bağlantısının devam etmesi lazım."
HÜSEYİN HATEMİ Hukuk Profesörü:
'Ciddi şekilde araştırılmalı'
"Benzer kararlar alınırken somut olayın özelliklerini ciddi şekilde araştırmak gerekir. Biyolojik annenin töre cinayetinden korkma gibi nedenleri olup olmadığına bakılmalı. Çocuk yararı ilkesine üstünlük tanıyarak gerçek annesine değil koruyu aileye de velayet hakkı verebilirdi. 'Mutlak olarak anadır onu hakkıdır' diyebilmek için doğurmak yetmez."