Torun (61), Lütfü (68), Ebubekir (24), Mehmet (16), Özlem (19) ve Yıldız'dan (18) oluşan Belin ailesinin, Van merkeze bağlı Güveçli köyündeki evleri tamamen yakıldı. Bunun üzerine devreye giren iş adamı Taylan, yakını olan aileyi Lapseki'deki dairelerinden birinde ağırlamaya başladı.
Taylan, depremin ikinci günü aileye ulaştığını, durumlarının çok kötü olduğunu söylemeleri üzerine onları Lapseki'ye davet ettiğini anlattı.
Bölgede ilk aşamada elektrik ve suyun bulunmamasının insanları oldukça zor durumda bıraktığını belirten Taylan, ''Torun Hanım'ın eşi felçli. Orada yaşayamayacaklardı. Kendilerini buraya çağırdım, onlar da kabul etti. Aile geldikten sonra Kaymakam Bey'le görüştüm. Sağ olsun bize elinden geldiğince yardımcı olacağını söyledi. Yine Emniyet Müdürümüz destek verdi. Mağdur olan insanlara sahip çıktık'' dedi. Türkçe bilmeyen Torun Belin, deprem sırasında köyde olduğunu ifade ederek, yaşadıklarını şöyle anlattı:
''Sanki bomba atılmış gibi bir durum vardı. Her taraf yerle bir olmuştu. Eşim de felçli olduğu için oldukça zor anlar yaşadım. Onunla birlikte evden kendimizi dışarıya zor attık. Yıkıntıdan kıl payı kurtulduk. Depremin olduğu gün eğer yağış olsaydı perişan olurduk. O gece dışarıda kaldık. Burası Van'a göre güzel, en azından orası kadar soğuk değil. Dışarıda kalmak çok zordu.''
Ebubekir Belin ise, deprem sırasında Irak'ta bir firmanın inşaatında çalıştığını ve olanları televizyondan öğrendiğini belirterek, ''Köyümüz tamamen haritadan silindi. Çadırlar yetersiz kalınca buraya gelmeye karar verdik. En azından kışı burada geçirmeyi düşünüyoruz. Kerim Bey'e bize sahip çıktığı için çok teşekkür ediyoruz. Orada yaşantı çok zor'' dedi.
Mehmet Belin ise depremin yaşandığı anda Van'da bulunduğunu, çok korktuğunu, yıkılan binalar gördüğünü, daha sonra döndüğü köyünü tanıyamadığını bildirdi. Belin, Van'da lisede eğitim gördüğünü, ancak durumlarının kötü olduğu için eğitimimi yarıda bırakıp, çalışmayı düşündüğünü kaydetti.