Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre, saat 00.58'de Ölüdeniz açıklarında (Akdeniz) 4,4 büyüklüğünde deprem kaydedildi.
''Deprem, daha çok Girit yayı-12 Adalar bölgesinde hakim olan sıkışma rejiminin bölgede etkili olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanabilir''
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM) Müdürü Doğan Kalafat, Akdeniz açıklarında Muğla Ölüdeniz'de meydana gelen 6 şiddetindeki depremin, daha çok Girit yayı-12 Adalar bölgesinde hakim olan sıkışma rejiminin bölgede etkili olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanabileceğini belirterek, ''Depremin hemen akabinde meydana gelen yoğun artçı depremler, sismolojik açıdan olumlu olarak değerlendirilmelidir'' dedi.
Kalafat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 Haziran'daki depremin özellikle Fethiye, Marmaris, Muğla, İzmir, Aydın, Denizli, Burdur, 12 Adalar ve Güneybatı kıyılarında kuvvetlice hissedildiğini ve halk arasında paniğe neden olduğunu hatırlattı. Deprem sonrası, yörede yaşayan vatandaşların ''bilinçsizce'' balkon ve camlardan atlaması sonucu 35'in üzerinde yaralanmanın meydana geldiğini aktaran Kalafat, çok eski bazı binaların yıkıldığını, ancak ciddi bir hasar ve can kaybı olmadığını kaydetti.
Kalafat, söz konusu bölgenin birinci derece deprem bölgesi içerisinde yer aldığını belirterek, ana şoku takip eden iki gün içerisinde büyüklükleri 1.8 ile 4.9 arasında değişen 190 artçı depremin meydana geldiğini ifade etti. Güney Ege'nin, deprem etkinliğinin en yoğun görüldüğü bölge olduğuna dikkati çeken Kalafat, ''Özellikle Girit yayı ve Güneybatı Anadolu kıyılarımızın arası çok önemli depremlerin meydana geldiği ve deprem riskinin yüksek olduğu alandır'' dedi.
''Bölgede son önemli deprem 1957 yılında meydana gelmiştir''
Doğan Kalafat, bölgede sık aralıklarla hafif ve orta şiddette depremlerin meydana geldiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Aletsel dönemde, deprem bölgesinde meydana gelmiş en tahripkar depremler 1957 Fethiye açıkları depremleridir. Yakın tarihte yaptığımız istatistik çalışmada, bölgede 5.5 büyüklüğündeki depremlerin yinelenme (tekrarlanma) periyodu 1 yıl, 6.0 büyüklüğündeki depremler için 4 yıl, 6.5 büyüklüğündeki depremler için 11 yıl, 7.0 büyüklüğündeki depremler için 33 yıl olarak bulunmuştur. Bölgede son önemli deprem 1957 yılında meydana gelmiştir. Genel olarak değerlendirdiğimizde, deprem daha çok Girit yayı-12 Adalar bölgesinde hakim olan sıkışma rejiminin bölgede etkili olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Nitekim depremin hemen akabinde meydana gelen yoğun artçı depremler, sismolojik açıdan olumlu değerlendirilmelidir. Artçı depremlerin zamana bağlı azalım ilişkilerine bakılmış ve meydana gelebilecek en büyük artçı depremin, ana depremden sonraki 1,3 gün içerisinde meydana gelebileceği hesaplanmış olup, aynı gün içerisinde büyüklükleri 4.1 ile 4.9 arasında değişen 7 deprem meydana gelmiştir. Bu ise depremin uygulanan modellemeyle uyumlu olduğunu ve artçı depremlerin olağan bir süreç içerisinde devam ettiğini göstermektedir. Nitekim artçı depremlerin birkaç gün daha sıklıkları ve büyüklükleri azalarak devam etmesi beklenmelidir.''
Kalafat, birinci derece deprem bölgesi içerisinde yer alması nedeniyle bölgede yaşayan vatandaşların her zaman depreme karşı hazırlıklı ve bilinçli olması gerektiğini vurgulayarak, bölgenin çok aktif olmasından dolayı Fethiye ve çevresinde yaşayan vatandaşların depreme dayanıklı binalarda oturmalarının afete karşı alınacak en güvenli tedbir olacağını sözlerine ekledi.