- İletişim
- Fax: 0212 354 36 19
- SMS: EA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
Statükocuların üniversiteyi karıştırma çabası
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve rektör atamaları bir kez daha gündemde... Son tartışma, Cumhurbaşkanı
Gül'ün,
Eskişehir Anadolu Üniversitesi rektörlüğüne, seçimlerde üçüncü gelen adayı atamasıyla başladı.
Tepki gösterenlerden biri de, GS Üniversitesi'nden Prof.
Ahmet İnsel'di.
Önce
22 Kasım tarihli
Radikal 2'deki yazısında, ardından da medya mikrofonlarına, özetle "YÖK (ve Köşk) üniversiteyi aşağılıyor" diyen İnsel, hocaları boykota çağırdı.
Ben de eğer bir '
aşağılama' varsa, eski Cumhurbaşkanı
Sezer'in sadece 2 (iki) oy alan bir adayı rektör atayarak, bunu çoktan yaptığını yazdım. (Sabah, 26 Kasım)
Sonra da dedim ki: Sezer'in tasarruflarına itiraz etmeyen Ahmet İnsel, şimdi olayı
boykot etmekten bahsediyor.
Bir de not düştüm: Eğer İnsel,
o günlerde Sezer'in "aşağılamasına" değindiyse ve o zaman da "boykot çağrısı" yaptıysa, lütfen hatırlatsın, ben de burada yazayım, "tutarlıymış" diyeyim.
***
İnsel'in cevabı yazının çıktığı akşam geldi. Ancak bayram nedeniyle kaçıranlar olabileceği için bugüne bıraktım.
Önce şöyle diyor İnsel:
"Bugün çıkan yazınızda, YÖK konusunda daha önce bir şey söyleyip söylemediğimi soruyorsunuz."
Hayır! Hayır! Hayır!
Ben Ahmet İnsel için, "YÖK'ü daha önce eleştirmemişti" demedim ki!
Bana
Radikal 2 ilavesinde ve
Toplum ve Bilim dergisinde yayınlanan yazılarını şahit göstermiş İnsel.
Zahmet etmiş, sağ olsun ama ben o yazıları zaten biliyorum. Örneğin
Toplum ve Bilim'in Güz 2003 (97) sayısındaki '
Bir Zihniyet Tarzı Olarak YÖK' başlıklı makalesi...
Açtım baktım: Mesela, mevcut YÖK Kanunu'nun '
amaçlar' açısından,
1933 ve
1946'daki üniversite kanunlarından çok daha '
totaliter devlet tınısına' sahip olduğunu belirttiği satırların altını çizmişim.
Yeni Yüzyıl'dakileri takip etmedim ama Radikal 2'de çıkan on yazısından sekizini okumuşumdur.
Hal böyleyken, nasıl olur da, "İnsel, YÖK'ü eleştirmedi" diyebilirim? Demem. Zaten demedim de...
Peki, ne dedim?
Şöyle: Cumhurbaşkanı Sezer, iki oy alan bir adayı rektör atadığında (Mayıs 2007), Ahmet İnsel, "YÖK ve Cumhurbaşkanı üniversiteyi aşağıladı" diyerek, boykot çağrısı yaptı mı, yapmadı mı?
İnsel'in gönderdiği makaleler YÖK'ü nasıl defalarca eleştirdiğini gösteriyor.
Ama konu bu değil. Ben hâlâ sorumun cevabını alamadım. Bekliyorum.
***
Şöyle bir soru akla gelebilir: "Ahmet İnsel belki Sezer'in Mayıs 2007'deki tasarrufunu fark etmedi, atladı ama bu kez meseleyi yakaladı. Niye bu kadar titizleniyorsun?"
Niye titizlendiğimi anlatayım:
Statükocu güçler yeniden atakta:

Ergenekoncuların yasadışı telefon dinlemelerine sesini çıkarmayanlar, yasal dinlemelere karşı yaygara koparıyor.
Danıştay eski kararlarıyla çelişerek katsayı eşitliğini iptal ediyor.
İstanbul Barosu ve
Barolar Birliği, "eline fırsat geçse demokrasiyi yok edecek" kesimlere arka çıkıyor.
Yargıtay Başsavcısı'nın yeniden kapatma davası hazırlıkları yaptığı söylenmekte.
Kambersiz düğün olur mu? Elbette
üniversitede de bir şeyler yapmaya çalışacaklar.
"YÖK bizi aşağıladı" gibi bir cümle ya da dekan atamasını beğenmeyip istifa edenler '
İsyan' başlığıyla statükocu medyanın birinci sayfasında yer alıyorsa, "bu işte bir bit yeniği var" diye düşünmek gerek.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın