YAZARLAR
EMRE AKÖZ
EMRE AKÖZ
Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
İletişim
Fax: 0212 354 36 19
SMS: EA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373

F klavye olsaydı mesajları daha hızlı yazabilirdiniz!

Dil ve Edebiyat Derneği'nin de başkanı olan AKP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, Türkçeye uygun olan 'F klavye'yi savunmuş.
Kendisine, "uyan da balığa gidelim" diyorum. Biz meseleyi 2003'te enine boyuna tartıştık.
O tarihte bile çok gecikmiş bir tartışmaydı yaptığımız. Artık F klavye için iş işten geçmiş durumda.
Milyonlarca kişi Q klavye denilen garabete alıştıktan sonra neyi değiştireceksiniz?

***
Evet, garabet! Çünkü "yavaş yazmak" amacıyla ABD'de ortaya çıkartılmış bir klavye bu.
Hikâyesi kısaca şöyle:
Daktilo teknolojisi 19'uncu yüzyılda geriydi. Sekreter hızlı yazdığında, harfleri kâğıda vuran kollar birbirine takılıyordu.
Aklıevvelin teki, sık kullanılan İngilizce harfleri klavyenin kenarlarına dağıttı.
Sol üstteki harfe istinaden "Q klavye" denilen bu düzeneği kullanan sekreterler, mecburen yavaş yazmaya başladı. Böylece harf kolları birbirine takılmadı, yazı süreci aksamadı.
Derken 20'nci yüzyıla geldik. Daktilo teknolojisini ilerlemişti. Artık sık kullanılan harflerin dağınık durmasına gerek yoktu.
1920'lerde Amerikalılar, akılcı klavye için harekete geçti. İngilizceye uygun bir klavye oluşturulacaktı.
Ancak ABD baştan sona Q klavye ile dolmuştu. Milyonlarca makineyi değiştirmek pahalı bir işti. Vazgeçtiler.

***
Gelelim bize... Değişik ülkelerden ithal edildiği için Türkiye'deki daktilolarda envaiçeşit klavye vardı.
1950'lerde bir çalışma yapıldı. Türkçede sıkça geçen harflerin merkezde toplandığı F klavye oluşturulup standart haline getirildi.
Yabancı üreticiler ve yerli tüccarlar bu standarda uydu. 1955'ten sonra daktilolar F klavye olarak ithal edildi.
Hatta çok sonraları, ünlü Apple firması, Macintosh marka bilgisayarlarıyla Türkiye piyasasına F klavye ile girdi.
Rusların, Yunanların, Çinlilerin, Japonların, Hintlerin, İsraillilerin, Arapların kullandığı farklı alfabelere uygun mal üreten bilgisayarcılar açısından, Türkiye için de F klavye yapmak çocuk oyuncağıydı.
Ancak böyle bir talep olmayınca, bize ellerinde olanı kakaladılar.
Manken ölçülerine bile standart getirmeye çalışan Türk Standartları Enstitüsü uyudu...
Başka konularda mangalda kül bırakmayan milliyetçi/ulusalcı partiler ve dernekler uyudu...
Üniversiteler uyudu... Yazarlar uyudu...
Daha önemlisi Meclis, hükümetler, kültür bakanları uyudu...

***
Halbuki yapacakları iş çok basitti:
Bilgisayardan cep telefonuna, her türlü klavyede F'yi standart kılmak.
Ancak onlar uyurken, daktilo görmemiş gençler, doğrudan Q klavyeye geçti. Ona alıştılar.
Biz buradaki yanlışa değindiğimizde, "Q klavye evrenseldir" denildi. Yalan! Bu konuda evrensellik yok.
Ticaret dili olarak tüm dünyada İngilizcenin kullanılması başka şey, klavye başka şey...
Q klavye, İngilizcenin de klavyesi değil. Hiçbir dilin klavyesi değil. Hele bizim kullandığımız, orasına burasına "ş, ğ, ö" filan serpiştirilmiş "Türkçe Q klavye"!
Araştırmalar ve yarışmalarla sabit: F klavye kullanmakta olan bir Türk daktilograf... İngilizce bir metni... Q klavye kullanan bir Amerikalı daktilograftan daha hızlı yazıyor!
Not 1: Eğer F klavye standart olsaydı, Blackberry ve iPhone kullananlar başta olmak üzere, ceptel mesajcıları çok daha hızlı (ve doğru) yazabilecekti.
Not 2: Ben iki klavyeyi de kullanıyorum. Mesele kişisel değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
"Ne iş olsa yaparım devri çoktan bitti" ( 11.03.2010 )
Darbecileri sinir eden personel kompozisyonu ( 10.03.2010 )
Bir genç için ayda 1000 lira kötü para mı? ( 09.03.2010 )
Yüksek yargıcılar verdikleri sözden neden cayıyor? ( 07.03.2010 )
Karanlık geçmişle yüzleşmekten kimler korkar? ( 06.03.2010 )
Çarşaflayan çağdaşlık! ( 05.03.2010 )
'Askerci' kalemlere acımak mümkün mü? ( 04.03.2010 )
Bu kadar da uçulmaz ki! ( 03.03.2010 )
Postal civelekleriyle uğraşmaya değer mi? ( 28.02.2010 )
Çağın değiştiğini yüksek yargıya kim anlatacak? ( 27.02.2010 )
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol