- İletişim
- Fax: 0212 354 36 19
- SMS: EA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
MHP bir kez daha demokrasi yerine bürokrasiyi seçti
Kemalist bürokrasinin
CHP adlı bir partisi zaten vardı. Şimdilerde o ittifaka bir payanda daha eklendi:
MHP... Ama bu konuya gelmeden önce biraz yakın geçmişe uzanalım.
22 Temmuz 2007 genel seçimlerinden sonra MHP hakkında özetle şöyle bir analiz yapmıştım:
MHP siyasetin önemli bir figürü olarak kalacak. Çünkü küresel ekonomiye entegre olmaya başlayan her ülkede, karşıt bir güç olarak milliyetçilik yükseliyor.
Yeni ekonomiden yeteri kadar pay alamayan kesimler, milliyetçi politikalar aracılığıyla, bir koruyucu olarak gördükleri devletle ittifaka giriyor.
AKP tüm kaybedenleri ya da geleceğe kuşkuyla bakanları kucaklayamayacağına göre,
dışarıda kalanlar hep olacak ve onlar da MHP'den medet umacak.
"
Bu saflaşmanın Cumhurbaşkanlığı seçimindeki etkisi nedir" diye sorarsanız... Dün, adını anmadan, "
Abdullah Gül olmasın" diyen
Devlet Bahçeli, önümüzdeki süreçte
bürokrasiye yanaşacağının sinyalini apaçık verdi.
Bu da beni hiç şaşırtmadı: Çünkü teoriye uygun. (Sabah, 9 Ağustos 2007, "MHP-Bürokrasi Dansı")
Ancak Devlet Bahçeli daha sonra politika değiştirdi: Çünkü CHP'nin kuyruğuna takılan
DYP ile
ANAP'ın seçmen tarafından nasıl cezalandırıldığını görmüştü.
***
Bu yüzden MHP'liler, Meclis'e girdi. (Aksi halde seçimler yenilenecek, suçlusu da MHP olacaktı.) Ve böylece Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı seçildi.
Teorik olarak milliyetçi bir partinin, devletçi tavırlar alarak, Kemalist bürokrasiyi hoşnut etmesi beklenir.
Ama böyle olmamış, bir kez daha Meclis dışında kalma korkusu, MHP'yi
oportünist bir çizgiye getirmişti.
Her şeye rağmen içime bir kurt düşmüştü. Acaba
"bürokrasiye yanaşacağını" söyleyerek partiye haksızlık mı etmiştim?
***
Hayır, o tavrın geçiciliği, üniversiteye kıyafet özgürlüğü getiren
Anayasa değişikliğinde ortaya çıktı.
10 ve 42'nci maddelerin değiştirilmesinde AKP ile birlikte hareket eden MHP, kapatma davası sırasında ortalıkta gözükmedi.
Sık sık
cesaretten,
yiğitlikten,
erkeklikten söz eden MHP'liler, Kemalist bürokrasiye, "Hop, ne oluyoruz, o değişikliğe biz de oy verdik, hadi bize de dava açın" diyemediler.
Kokmadan, bulaşmadan; ellerini ovuşturarak sonucu beklediler.
Ama zaten 10 ve 42 konusundaki tercihlerinin bir
"duruş" değil,
"sağ gösterip, sol vurmak" olduğu bir süre sonra ortaya çıktı:
MHP'nin
Dışişleri kökenli başkan yardımcısı
Deniz Bölükbaşı, AKP'ye
"tuzak" kurduklarını ifşa etti.
***
Geldik bugüne...
Dünkü Grup konuşmasında
Devlet Bahçeli, "MHP, AK Parti'nin Anayasa değişikliği tekliflerine
esastan ve
usulen kapalıdır" dedi.
Bu tavır MHP'yi bir kez daha Kemalist bürokrasinin ve onun siyasi uzantısı olan CHP'nin yanına yerleştirdi.

MHP, darbeye kalkışan apoletlilerin yargılanmasını istiyor mu?
Hayır istemiyor! (Tıpkı CHP gibi.)

MHP, darbe hazırlıkları yapanları yargı yoluyla korumaya kalkışanları dağıtmak istiyor mu?
Hayır istemiyor! (Tıpkı CHP gibi.)

MHP, açık hükme rağmen Anayasa'yı çiğneyerek Meclis'in yetkilerini gasp edenlerden kurtulmak istiyor mu?
Hayır istemiyor! (Tıpkı CHP gibi.)
İşte bu kadar!
MHP teoriye uygun davranıyor; bir kez daha
demokrasiden değil, bürokrasiden yana tavır alıyor.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın