YAZARLAR
HAŞMET BABAOĞLU
BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
Geçen pazartesi...
Altyazı

Geçen pazartesi...

9-10 yaşlarında kızlı erkekli beş çocuk paslı demir parmaklığın üzerine oturmuş laflıyorlardı.
Orta sınıf bir semtin pek sıradan bir sokağındaydık.
Tam yanlarından geçerken oğlanlardan biri cep telefonundan kulağını ayırıp arkadaşlarına bağırdı: "Heyooooo.... babam yeni arabasıyla geliyormuş şimdi!"
Bağırırken heyecanını iyice "erkek" leştirdi. Babasının yeni arabasının markasını ve modelini ağzını doldurarak söylerken iki yumruğunu bel hizasına kaldırdı ve kalçalarını ileri geri salladı!..
Kızlar hemen toparlanıp "aman şapşal, ne olmuş yani" bakışı atarak oğlanı küçümsemeye kalktılar ama bu tavır işe yaramadı!
Durup baktım onlara...
Kılık kıyafetleri nerdeyse aynıydı. Blucin, tişört.
Aynı sokakta oturuyorlardı. Belki birkaçı aynı okulda okuyordu.
Fakat oğlanın küstah gösterişçiliği yüzünden aralarındaki uyum bir saniye içinde tuzla buz oluvermişti.
Arkadaşlığın o güven verici dengesi bir daha geri gelmeyecek gibiydi..
En azından ertesi güne kadar...

***

Bu manzaraya tanık olduğum gün...
Okul Kıyafetlerini Değerlendirme Çalıştayı'nın açılışında Bakan Nimet Çubukçu "Öğrencilerimiz okul ortamında kendilerini ne kadar rahat hissederse başarılarının o kadar artacağına inanıyoruz" dedi.
O günden beri de gürültü kopuyor.
Bir tarafta "tam sırası bırakalım, artık terk edelim bu asker düzenini"diyenler...
Öte tarafta "serbest kıyafet toplumsal eşitsizliği okullara taşır, marka yarışını hızlandırır, yoksul çocukları ötekileştirir" diyenler...
Oysa her şey keşke bu kadar açık, bu kadar basit olsaydı!
Keşke bir kılık kıyafet tercihiyle toplumsal eşitsizlikler gizlenebilseydi!
Keşke toplumsal hırs ve hınç tabakalaşmasını önleyebilecek kadar etkili olabilseydi okullardaki kılık kıyafet düzeni!
Ama yok böyle bir şey!
Bir de okul üniformalarını siyasal- sosyal totalitarizmin parçası olarak görüp kaldırılmasını isteyenlere gelince...
Okul kıyafetleri serbest olunca okulların "üniform yurttaşlar" yetiştirme misyonu bitecek mi sanıyor bu arkadaşlar?
***

Hem söyleyin bana...
Sınıfta kimin ne olduğu üniformalarına rağmen çocukların kalem tutuşlarından, kantindeki tercihlerinden ve daha pek çok şeyden hemen anlaşılmıyor mu?
Okul dışındaki hayat almış başını gitmişken bir üniforma neyi, ne kadarını tutup saklayabilir?
Bilmiyorum.
Benim gönlüm bazen üniformadan yana, bazen de kıyafetin serbest bırakılmasından yana kayıyor. Doğru olan hangisi, kararsızım.
Tek bildiğim şey şu...
Anne babalar en basit insani edep ve nezaket ölçüsünden uzak biçimde rekabet hırslarına çocuklarını da alet ediyorlarsa...
Yoksulluk ve zenginlik arasındaki uçurum bu kadar derinleşmişse...
Çocuklara önlük giydirmişiz, neye yarar?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Sevgililer yalan, kankalar doğru söylüyorsa... ( 02.07.2009 )
3'üncü köprü şehrin tam ortasından geçmeli! ( 01.07.2009 )
Nasıl sevebilirsin bu şehri! Umursamıyor, bilmiyor, bakmıyorsun ki! ( 29.06.2009 )
Pazar notları ( 28.06.2009 )
Pardon! Sevmek... Yüzü sevmektir ( 27.06.2009 )
Nazara karşı boncuk, plastiğe karşı cam ( 26.06.2009 )
Bu anlayışla ne futbol ne de toplumsal ahlak ayakta kalır! ( 25.06.2009 )
İkindileri sevmek ( 24.06.2009 )
Her trafik kazasından medya da sorumlu! ( 22.06.2009 )
Pazar notları ( 21.06.2009 )