YAZARLAR
HAŞMET BABAOĞLU
HAŞMET BABAOĞLU
Yazıyı Dinle
İletişim
SMS: HASMET yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
Sinemayı sevmek...
Şakir Bey'i çok özleyeceğiz!

Sinemayı sevmek...

Denir ki, herkes sinemayı sever.
Yanlıştır! Çoğunluk sinemaya gitmeyi sever.
Hele gençler! Cümbür cemaat gideceksin; biraz flört, biraz geyik muhabbeti, kola, mısır keyfi...
Işıklar sönüp film başlayınca da "iyi vakit" geçireceksin...
Ama sinemayı sevenlerin durumu farklıdır.
Onlar kiminle sinemaya giderlerse gitsinler...
Film başladığı anda artık tek başınadırlar.
Hatta bu kişilerin çoğu sinemaya tek başına gidip soğuk ve karanlık bir salonda perdedeki hayatlarla "kardeşlik" ilişkisi kurmanın tadını ayrı tutar.
Her dönemde...
Sinemaya gitmeyi sevenler çoğunlukta, sinemayı sevenler ise fena halde azınlıktadır.
***

Eksik bıraktığımı düşünenler için hatırlatayım.
Yukarıda ana hatlarını çıkardığım kamplaşma evde dvd izlerken de aynen sürer.
Evde de sinema yoluyla "iyi vakit geçirmek" isteyenler çoğunluktadır. Ve tam da bu yüzden izledikleri filmin "sıkıcı" çıkmasından nefret ederler.
Ötekiler ise sıkılmaktan değil, izledikleri filmle hiçbir içsel bağ kuramama ihtimalinden korkarlar ve "oynat" tuşuna bu duygularla basarlar.
Yani aslında meselenin özü sıkıcı sanat sineması-sürükleyici ticari sinema ayrımında değildir. (Ah! Ben kimi anlı şanlı Hollywood serüvenlerinde nasıl sıkıntıdan patlarım, bir bilseniz!)
Mesele neden ve nasıl film seyretmeye kalkıştığınla ilgilidir.
***

Bütün bunları neden yazdığıma gelince...
Dün bizim Günaydın ekinde Türk filmlerinin 2009'daki gişesi değerlendirilmişti.
Ve haberde şöyle bir ara başlık vardı: "Festival filmleri kan ağladı."
Altın Portakallı "Bornova Bornova"yı sadece 13 bin 13 kişi seyretmiş. (Ben de çok istedim ama gösterildiği salon bulup seyredemedim bu filmi.)
"Uzak İhtimal" filmi 27 bin; Zeki Demirkubuz'un son filmi "Kıskanmak" 26 bin seyirci bulabilmiş.
Anlattım işte! Böyle filmlerin zaten gişeden beklentisi olmaz. Ama bu kadar az seyirciyi de hak etmiyorlar.
Bırakalım, onların hakkını da festivaller versin!
***

Peki berbat filmler çekip festivalleri ve sinema destek fonlarını söğüşleyenler yok mu? Var!
Nasıl olsa gişe de tutturamam diye sanatsal klişeden medet umanlar yok mu? Sürüyle!
Sinema bu türden uyanıklıklara pek müsait bir alan.
Fakat hepsini geçtim...
Basbayağı gişeye yönelik yapılan Vavien'in (ki sağlam film olmanın yanında gerilim, mizah, ünlü oyuncular... ne ararsan var hani!) 130 bin seyircide takılıp kalmasına ne demeli! Yazık!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Özgürlük var mı? Varsa, nerede? ( 25.01.2010 )
Pazar notları: Kar yağıyor... oysa bir kedim bile yok! ( 24.01.2010 )
Dışı hafif, içi ağır bir film!.. ( 23.01.2010 )
Kar melankolisi ve içimdeki taşra! ( 22.01.2010 )
Büyüka'nın zor kararı ( 21.01.2010 )
İpekçi cinayeti ve medyanın ah vah halleri! ( 20.01.2010 )
CHP'nin kalesinde Sarıgül ( 18.01.2010 )
Pazar notları: Kötülükten dost olmaz! ( 17.01.2010 )
Yanmadan sönmüş, aşktan üşümüş bir kuşak! ( 16.01.2010 )
Eli yüzü düzgün filme hayat hakkı yok! ( 15.01.2010 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol