YAZARLAR
GÜRCAN BİLGİÇ
GÜRCAN BİLGİÇ
Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
İletişim
SMS: GB yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373

Bir yudum hayat...

Fenerbahçe için maçın bir kırılma noktası olduğunu en iyi anlayan seyirciydi. Bunca kötü sonuca, sahadaki inançsızlığa rağmen yine de tribünlere akın etmişler, soğuk İstanbul gecesinin, pazar gününün keyfini çıkarmak için bir bütün oluşturmuşlardı. O yüreklerdeki sıcaklığın sahaya ne kadar yansıdığı tartışılmaz. Böylesine bir final için önceki maçların gölgelerde saklananları adına gereken aydınlık geldi Saracoğlu zeminine. Ardından Emre Belözoğlu komutanlığında kazanma adına adımlar görünmeye başladı. Özgüven sıkıntıları, özellikle son vuruşlarda sorumluluktan kaçan oyuncular yaratsa da, Antalyaspor Fenerbahçe'nin arzusunu kırmak üzerine organize olmuştu. Planları da yürüyordu. Ta ki...
Fenerbahçe ilk yarıdaki maçı uzatmada tüm Antalya takımının duran topta gol bulmak adına hücuma gitmesiyle gelişen kontrada bulduğu golle kazanmıştı. Bu kez Saracoğlu'nda aynı gol yaşandı. Üstelik bu kez 33'üncü dakikada... Aynı takım, aynı hatayı, aynı rakibe karşı ikinci kez yaptı. Fenerbahçe'nin hayata ve lige yeniden sarıldığı o saniyeleri, sonuç almayı bilen usta İtalyan takımlarının soğukkanlılığı ile kullandı. Temiz ve net...
Kalan dakikaların "boşvermişlik" oranındaydı gözlerimiz. Koşmadan kazanacaklarını sananların yarattığı tablonun, yeniden boyanmaya başladığını görecek miydik?
Aslında maçın teknik kritiğini yapmak biraz insafsızlık. Futbolculuklarını unutmuş, saplandıkları bataklıktan kurtulmaya çalışanların, "nasıl olursa olsun" diyerek direnmeleriydi 90 dakikanın anlamı.

GÜİZA DİRİYDİ, YİNE KAÇIRDI
Santos'un temiz ve keyifli vuruşu dışında Saracoğlu'nda bulunmak da anlamsızdı. Bu galibiyetin kazandıracağı zaman, iddianın güçlü tutulmasını sağlayacak moral akışı, yaraları sarmak için vereceği fırsat her şeyin önünde. Yoksa Daum yine aynı... Aynı vizyon ve korkuyla maçı yönetti. Emre dışında sorumluluk ve risk alan yoktu. Güiza koşmadı, diri kaldı, yine kaçırdı. Deivid sadece sahada bulunma görevini ifa etti, Cristian rakip ceza alanına hiç girmedi.
Ama aynı sezon başında olduğu gibi. Bunlar değil, kazanmak önemliydi.
Ve yine ama; "bu takımın başındaki her kimse", böyle devam ederse biraz zor kazanacaklarını yine anlamazsa, bu seyirciyi, bu soğukta, bu tribünlerde tutan aşka çok yazık...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Eski tas eski hamam ( 03.03.2010 )
Hangi gözyaşı? ( 01.03.2010 )
Vazgeçmek yok ! ( 26.02.2010 )
Mevsim kışa dönerken ( 23.02.2010 )
İki tarafı memnun eden skor ( 22.02.2010 )
Sıkıysa çeksinler... ( 19.02.2010 )
Futbolun cilvesi ( 15.02.2010 )
21 gramlık fark! ( 13.02.2010 )
Akılsız, fikirsiz... ( 12.02.2010 )
Formanın hakkı ( 08.02.2010 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol