Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

'Devrim' barışı için

Fransızlar devrimden sonra barışabildiler. Biz hâlâ devrim kavgası içindeyiz çünkü bir sebebi var.


***
David'in ölüm anını resmederek ayrıca ölümsüzleştirdiği Marat, kendisini Jirondenlere karşı "500 kralcının başını keserek 500.000 yurttaşın başını kurtardım" diye savunuyordu. Devrim başlamış, Thermidor'unu yaratmış, terör dönemine geçmiş, Devrim Mahkemeleri, Cemal Süreya'nın tabiriyle Mösyö Giyotin takır takır kelle kesiyordu. O kadar ki, o mahkemelerin kurucusu olan Danton'la, "satın alınamaz" Robespieere'in arası açılmıştı. Andre Wajda'nın ölümsüz filminde o kadar dramatik biçimde gösterildiği gibi önce "taşra avukatı" Robespierre, Danton'u ve Saint-Juste'u sehpaya çıkaracak, ardından sıra kendisine gelecekti. Kralın kafasıysa çoktan gitmişti. Hepsinin adı şimdi Paris sokaklarında.
***
Şair Mirabeau, kralcıydı. Bugün Paris'te en güzel köprülerden biri onun adını taşır. Apollinaire'in en güzel şiirlerinden biri o köprüyü anarak başlar: "Mirabeau köprüsünün altından akar Seine/ ve bizim aşkımız..." Varennes, Robespierre'e yakındı sonra düşman oldu, Paris'in en önemli sokaklarından birinde yaşıyor. Devrimin bütün özünü saklayan İnsanın Hakları isimli kitabın yazarı Thomas Paine'i Robespierre tutuklattı, o da hapishanede Akıl Çağı isimli kitabı yazdı. Şimdi sadece Fransız Devriminin değil Amerikan Devriminin de en önemli isimlerinden biri. Ben yıllarca Odeon meydanında Danton heykelinin ya karşısında ya arkasında oturdum. Fransa en nihayet 1989'da 200'inci yılındayken ve dünya yeni bir devrime hazırlanırken kralı akladı.
***
Bütün bunlara bakarak biz kendi devrimimizin dokusunu, yapısını ve eylemini nereye oturtacağız? Bugün geriye dönük bir biçimde İstiklal Mahkemeleri'ni nasıl değerlendireceğiz mesela? 1. Meclis muhaliflerine ne diyeceğiz? Özür diledik diye Dersim bitti mi, 6-7 Eylül olaylarını kapattık mı? Kürt, Ermeni, Yahudi, Alevi, Rum meseleleri, o çerçeve içinde ortaya çıkmış uzlaşmazlıklar şimdi büsbütün hayatiyet kazanıyor. Peki nasıl oldu da Fransız Devrimi kendi içinde taraflarını uzlaştırabildi de biz hâlâ devrim atmosferinde yaşıyoruz?
Bence bu hayati bir sorudur. Ve çok önemli bir nedenden türemektedir.
***
Fransız Devrimi o devirde henüz adı koyulmasa bile bir sınıf savaşıydı ve halk ayaklanması belli bir sınıfa karşı yükselen mücadeleden kaynaklanıyordu. Ortada krallık vardı, aristokrasi vardı, köylüler vardı. Mücadele kralcılar ve aristokratlarla halk taraftarları arasında cereyan ediyordu. Onun ardından da kırık dökük bir biçimde bile olsa cumhuriyete ve demokrasiye geçişin temel kavramları geldi: halk egemenliği, yurttaşlık, tanrısal otoritenin yercilleştirilmesi. Belki, Edmund Burke gibi bazı isimler bu oluşumlara da karşı çıktı, daima aristokrasiyi savundu ama son kertede "yeni çağ" bu kavramlar etrafında biçimlendi. Devrimi yapanlar kendi aralarında uzlaştı. Çünkü, belki devrim karşıtları ve yandaşları zıtlaştılar ama devrim adına etnik çatışmalara, kitlesel kıyımlara kalkışmadılar, kültürel fark taleplerine karşı çıkmadılar. Herkes devrimi kendi kültürü ve farklılığıyla gerçekleştirdi ve yaşadı.
***
Türkiye'de ise devrim belli bir sınıfa ve "imparatorluğa" karşı yapılmadı. Devrim bir halk ayaklanması değildi. Cumhuriyetin ana amacı ulus devleti kurmaktı, bu belli bir etnisitenin (Türklerin) hâkimiyetini sağlamak, homojen bir toplum yaratmak, farklılıkları ortadan kaldırmak demekti. Dolayısıyla devrim tek bir sınıfa veya yönetime/rejime değil toplumun kendisine yöneldi. Halk devrim yapmadı, devrim bir halk yaratmaya çalıştı.
Bunu yönetim kademesi biçimlendirdi. Hedef rejim değişikliğiydi ama o rejim değişikliği dahi "devlet kurtarmanın ve kurmanın" bir aracı, yöntemi olarak kullanılıyordu. Böylece zaten ekonomik ve sosyal planda aşılmış bir aristokrasiyle yükselen burjuvazi değil yandaşlar ve karşıtlar değil etnisiteler, mezhepler, diller, kültürler çatıştı.
O nedenle Fransız devrimcileri dindarlar ve laikler, Girondenler ve Jakobenler olarak ayrışsalar da, hatta kiliseleri kapatsalar, ay adlarını değiştirseler, ruhban sınıfını ortadan kaldırsalar da kendi aralarında barışabildi. Ama bir estnisitenin hâkimiyetini sağlamak adına Kürtle, Ermeniyle, Yahudiyle, Aleviyle çatıştığımız için biz hâlâ barışamadık. Asıl rejim tartışması ve asıl uluslaşma süreci şimdi başlıyor. Uzlaşma bundan sonra olacak ama bir şartla...
Ulusalcılar söylediklerime kulak verirse...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA