Türkiye'nin en iyi haber sitesi
REFİK ERDURAN

Mr. Obama'ya

Sayın Başkan,
Dünya kamuoylarını tarayan görevlileriniz orta sınıf ülke saydıkları Türkiye'nin gazetesindeki bir yazının çevirisini önünüze getirmezler elbette. Ama içeriğinden belki azıcık telaşlanır da özünü günlük raporlarına birkaç sözcükle katarlar diye yazıyorum bunu.
Haberalma örgütlerinizin arşivlerinde kaydı vardır: ülkemde solcu bilinirim. (Vaktiyle adımı "nötralize edilmesi gerekli kişiler" listesine katmışlardı.) Gerçekten de, gençken memleketimde ve dünyada insanlaşmanın paralelinde olduğunu düşündüğüm inançlarım uğruna çok kere kelleyi koltuğa almış delişmen biriyim.
Yaşlılığımda da Bosna'daki vahşete seyirci kalmayı kendime yediremeyince oraya gidip bir silahlı birliğe katıldım. Sonra, Amerika'nın gecikerek de olsa duruma müdahalesiyle vahşet durduruldu. Ülkenize şükran duydum.
Yani, resmi sicilim bir yana, olumlu yanlarınızı ve katkılarınızı görmezden gelip her kötülüğü "Atlantik ötesi" kumpaslara bağlayan düşmanlarınızdan değilim.
Tam tersine, Amerikan eğitimiyle yetişmiştim. Mastır derecemi saygın üniversitelerinizin birinden aldım. Cornell'deyken kara derili sanat devi Paul Robeson'un oğluyla arkadaşlık ettim. Daha sonra Iowa Üniversitesi'nin Dünya Yazarları Atölyesi'nde geçirdiğim yıl boyunca kültürünüzle yakınlık tazeledim. Ondan sonra da büyük gazetelerimizden birinin Batı sahilinizdeki bürosunun başı sıfatıyla ülkenizde güzel yıllar geçirdim.
Kısacası, iyi yanlarıyla Amerika'yı çok severim. Kültürünün kimi ürününe hayranım. Halkının da candan dostuyum.
Size gelince, sayın Başkan... Eğitim yıllarımda Afrika kökenli vatandaşlarınıza reva görülen onur kırıcı uygulamalardan dehşete kapılmıştım. Ülkenizin güneyinde değil, Philadelphia'da bir gece "yalnız renkliler için" denen bir otelde kalmaya kalkınca yaşadıklarımı unutamam.
Seçildiğiniz gün sevinçten uçtum. Hatırladığım durumdan şimdiki düzeye ulaşırken kırılan gelişme rekoru ülkenizin iyi yanlarına sevgimi kat kat artırdı. Başkan sıfatıyla ilk dış yolculuğunuzu Türkiye'ye yapmanız ve burada bize gösterdiğiniz yakınlık ise o duyguyu katladı.
Selefinizin tutumunun içimde biriktirdiği nefret dağılmaya yüz tuttu.
Ama şimdi...
Uğraşınızın politika olduğunu, o alanın getirdiği kaçınılmaz kısıtlamaları aşmanın zorluğunu biliyorum. Yine biliyorum ki birkaç ay sonra önünüze dikilecek çetin seçime ilişkin hesaplar ülkenizdeki müthiş İsrail gücünü dikkatle kollamanızı gerektiriyor.
Ama şunu da görüyorum: sıradan bir politikacı değilsiniz. Amerika'nın gerçek çıkarının kritik kavşaklarda politika hesaplarını kenara itmenizi gerektirdiğinin bilincindesiniz.
Bugün öyle bir kavşaktayız. Talleyrand bir idam için şöyle demişti:
"Suçtan beter. Bir hata."
İsrail komandolarını barış idealistlerinin üstüne salan ahmaklar her kimlerse kendi ülkelerinin çıkarı açısından korkunç bir yanlış yaptılar. Sonuç yalnız o ülke için değil, bütün bölge için kıyamet çapında felaketlere yol açabilir.
Dünyadaki tek delişmen ben değilim. İsrail'in çevresinde milyonlarca "kaybedecek şeyi olmayan" Müslüman var. Bilirsiniz, sabrı tükenen insanlar kimi durumlarda her türlü hesabın kitabın ötesine geçiverirler.
Size dostça bir dilek sunuyorum:
Amerika'nın çıkarı açısından yanlış yapmayın, doğru yoldaki Türkiye'yi karşınıza almayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA