Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Uzun ince bir yol

Türkiye bugün başlayacak yeni yasama yılıyla birlikte uzun ince bir yola giriyor.
Bu yolun sonunda ya açılımlarla demokrasimiz daha da güçlenecek ya da ülkemizin sorunları daha da ağırlaşacak.
Yeni yasama yılının ilk sınavı Ermeni açılımıyla verilecek. Türkiye ile Ermenistan arasında 31 Ağustos'ta parafe edilen iki protokol ile ilgili 6 haftalık siyasi istişare süreci bu ayın ortasına doğru doluyor. İki ülkenin Dışişleri Bakanları Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ile Eduard Nalbantyan, 10 Ekim'de Zürih'te bir araya gelerek protokolleri imzayacaklar. Zürih'teki randevu sürprize açık. Örneğin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın da törene katılmayı planladığı belirtiliyor. Her ne kadar Washington henüz bu haberi doğrulamasa da, ABD diplomasisi her ihtimale karşı Zürih'teki otellerde rezervasyon yaptırdı. Protokoller imzadan sonra iki ülkenin parlamentosuna gönderilecek ve onay süreci resmen başlayacak. (Not: Meclis'e yıl sonuna doğru gönderilmesi bekleniyor.)
İki ayrıntı: 1- Cumhurbaşkanı Gül'ün bugün yeni yasama yılını açış konuşmasını yaptığı saatlerde Ermenistan Parlamentosu'nda da Türkiye oturumu başlayacak. 2- Yine bugün Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Erivan'ın politikalarında çok ciddi etkisi olan diasporanın desteğini sağlamak için dünya turuna çıkıyor: New York, Los Angeles, Paris, Beyrut ve Rostov'da Ermeni topluluklarının liderlerine, Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasını anlatacak.
Biz ayrıca önümüzdeki günlerde Minsk Grubu'ndan da Bursa'daki Türkiye-Ermenistan milli maçıyla gündemin ilk sırasına yerleşecek olan Ermenistan açılımında Ankara'nın elini güçlendirecek bir gelişme bekliyoruz.

Söylemden eyleme geçiş

Ermenistan açılımı Yukarı Karabağ sorunundaki gelişmelere endeksli olarak yavaş ya da hızlı bir süreçte yoluna devam ederken, parlamentomuz yılın, hatta yılların en önemli sorununa eğilecek: Demokratik açılım ya da milli birlik projesi. Yaz boyunca siyasi partilerle ve sivil toplum örgütleriyle yürütülen istişarelerin sonuçları, Meclis'teki -büyük olasılıkla açıkoturumun ardından, Başbakan Erdoğan'ın ifadesiyle, kısa, orta ve uzun vadeli adımlarla somutlaştırılacak.
Eski coğrafi isimlere geri mi dönülecek?
Mahmur Kampı'ndakilerin yurda dönüşlerinin yolu mu açılacak?
Köy koruculuğu sistemi gözden mi geçirilecek?
Türk Ceza Kanunu'nun etkin pişmanlığı düzenleyen 221'inci maddesi revize mi edilecek?
Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları mı değiştirilecek?
Bütün bu soruların yanıtlarını zaman içinde öğreneceğiz.
Ancak atılacak adımların yetersiz görülmesi riski de bulunuyor. İki nedenden ötürü: 1- DTP'liler ve diğer Kürt siyasetçiler beklenti çıtasını hayli yükseğe çıkardılar. 2- Can alıcı talepler ancak Anayasa değişikliği veya yeni bir Anayasa ile mümkün olabilir.
Oysa ortam Anayasa değişikliği için siyaseten elverişli değil. Zaten Erdoğan da "Bu parlamento Anayasa'yı değiştirmeye hazır değil" diyerek, böyle bir adımın ancak uzun vadede atılabileceği mesajını veriyor.
Yani? Kim bilir, belki de yeni parlamentoyla.
Peki bundan seçimlerin normal tarihinden öne alınabileceği sonucu çıkarılabilir mi?
Onun yanıtını da sevgili Yavuz Donat'ın bugünkü yazısında arayın...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA