Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SEVİLAY YAZIYOR SEVİLAY YÜKSELİR

Başbakan'ın özrü, Kılıçdaroğlu'nun garip tepkisi...

Farkında mısınız bilmiyorum ama "Dersim Katliamı" ile ilgili gelinen bugünkü nokta kahkahalarla güldüren sitcomları aratmayacak düzeyde bir komediye dönüştü sevgili okurlarım.
Dilerseniz bu işin nasıl bu hale geldiğini anlamak için hep beraber filmi başa saralım.
En başa!
Önce Dersim tartışmasının nereden çıktığını ve kimin bu konuyu gündeme getirdiğini bir hatırlayalım isterseniz.
Tarih 10 Kasım 2011.
İşte o gün, Zaman gazetesi, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün "Dersim katliamının sorumlusu devlet ve CHP'dir. Atatürk'ün de bundan haberi vardır!" açıklamalarının yer aldığı bir söyleşiyi yayımlıyor.
Ama ne tuhaftır ki, aslında ortalığı birbirine katması gereken bu açıklamalar hak ettiği biçimde gündeme yansımıyor.
Normalde fark edilse bomba etkisi yapacak CHP'li vekilin bu açıklamaları, medyanın genelinde fark edilmediği için de bir biçimde uçup gidiyor.
Tarih 16 Kasım 2011.
Başını Haluk Koç'un çektiği 12 Kemalist CHP'li vekil hazırladıkları ortak bir bildiri ile basının önüne çıkıp, 6 gün önce yayına verildiğinde pek dikkat çekmeyen Dersimli Aygün'ün açıklamalarına vurgu yapıyor.
Bundan dolayı da hem Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na, hem de parti MYK'sına Aygün'ü partiden ihraç etmeleri yönünde çağrıda bulunuyorlar.
Aygün'ün bu sözlerinin arka planında Atatürk'e ve Cumhuriyet'e hakaret olduğunu iddia ediyorlar.
Parti kaynayan bir kazana dönüşüyor o andan sonra.
CHP'li Aygün'ün kulağı çekiliyor ama onu istifaya davet eden 12 vekil de disiplin soruşturması ile karşı karşıya kalıyor.
Hal böyle olunca medyanın ilgisi topyekûn CHP'nin ve Dersim'in üzerine yoğunlaşıyor.
O güne kadar Aygün'ün yaptığı açıklamalardan bihaber olan yazarlar, yorumcular ikiye ayrılıyor.
Kimi, Dersim gerçeğini kaşımaya ve Aygün'e, "git bu partiden" diyen vekillere gerçeklikten hareketle ayar vermeye, kimi ise meseleyi katliam gibi değil, bir isyanın bastırılmış şekli olarak değerlendirdiği için, açıklamalarını Dersimli Aygün'e yedirmeye çalışıyor.
Diyeceğim şu ki; eğer CHP'li o 12 vekil çıkıp böyle bir açıklamada bulunmasa, ben dahil hiçbir yazarın gündemine oturmayacaktı Dersim meselesi. Hiçbir gazete 1938'de neler olup bittiğini anlatmak adına yazı dizileriyle o günün belgelerini filan yayımlamayacaktı. Hiçbir televizyon, katliamı yaşayanları bulup o günleri anlatmasını istemeyecekti! Hiçbir tartışma programı durduk yerde Dersim'i masaya yatırmayacaktı.
Hülasa... Tartışmanın bugün bu noktaya gelmesinin, Dersim'in gündemimize girmesinin tek nedeni CHP'lilerin kendi içindeki savaşlarıdır.
Gelelim iktidar tarafının meseleye dahil olması konusuna...
Konuyla ilgili tartışmalar medyada tavan yaptığı bir zamanda grubunu toplayan Başbakan Erdoğan konuşmasının bir yerinde, Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye yüklendi.
Dedi ki "Kendi tarihinizle bile yüzleşemiyorsunuz! Yüzleşmeye çalışan arkadaşlarınızı da yerden yere vuruyorsunuz!"
Ne oldu peki ondan sonra? Tartışma daha da alevlendi. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere Dersim meselesi nedeniyle kıvrım kıvrım kıvranan bütün CHP'liler başladılar saçmalamaya.
İşi sulandırma gayretlerine girdiler...
Başbakan'a, yok "arşivleri aç!", yok "sen özür dile", "Dersim'de bir katliam olduğuna inanıyorsan o zaman çık özür dile!" mealinde çağrılar yaptılar ardı ardına.
CHP'lilerin sırf Başbakan'ı köşeye sıkıştırmak adına yaptığı bu blöflerin sonucunda ne oldu peki?
Hüsran!
Çünkü Erdoğan elinde o günlerin bal gibi de katliam olduğunu anlatan belgeleriyle kamuoyunun önüne çıkıp, aslanlar gibi özür diledi.
"Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür diliyorum!" diyerek CHP'lileri kendi kurdukları tuzağa düşürdü.
Şimdiiiii...
Çok sevgili okurlarım.
Ve çok kıymetli CHP'liler.
"Dersim" ile ilgili tartışmaların başladığı ve geldiği noktayı yukarıda kısaca özetledim.
Hal buyken!
Yani Dersim'i gündeme taşıyanların da, kamuoyunda büyümesine sebep olanların da, Başbakan'a "özür dile" çağrısını yapanın da CHP'li olduğu gün gibi ortadayken...
Lütfen söyler misiniz bana...
Siz de, bunca rezaletin ve küçük düşmenin üzerine hâlâ CHP Genel Başkanı'nın "astığım astık, kestiğim kestik" edayla milletin önüne çıkıp; "Eyyyy Başbakan... Senin derdin Dersim filan değil! Senin asıl derdin Cumhuriyet ve onun değerleri!" türünden açıklamalar yapıyor olmasını, en baba sitcom dizisine bile taş çıkartacak derecede "komik" bulmuyor musunuz?
Siz de düştüğü kör kuyudan çıkabilmek için binbir manevra yapmak zorunda kalan ama her manevrasında kuyunun iyiceee dibini boylayan Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu halini izlerken aklınıza, "Eeee yenilen pehlivan güreşe doymazmış!" sözünü getirmiyor musunuz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA