X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mutfakta neler oluyor?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mutfakta neler oluyor?

  • Giriş Tarihi: 11.10.2014

Mutfak dediğimiz SABAH'ın haftasonu eklerinin hazırlandığı yazı işleri. 6. kattaki ofisimiz tıpkı bu gazetelerin sayfaları gibi son derece renkli. Keyifle okuduğunuz haberlerin hikayesini bir de bizden dinleyin istedik. Buyrun...

Bizim ek kadın ağırlıklı... Ağırlıklı da ne demek, ekipte birkaç erkek var ya da yokuz! Azınlıktayız anlayacağınız! Ama ne gam! İyi ki de böyle! Erkek kafasının baskın olduğu yerde ne olmuş ki! Askerliğini yapanlar ne demek istediğimi anlamıştır. Kadın malum, özenlidir, daha duyarlıdır, empati kurar, tutkuludur, sevecendir. Bunun için kadın eli değmiş işten her zaman hayır gelir. Gerçi tutku, duygusal gel-gitler bazen yorucu olmuyor değil ama nihayetinde kadının dünyası her zaman daha doğurgan ve derinliklidir. Yaptığımız eklere de 'fazlasıyla' yansıyordur bu durum herhalde. Yayın yönetmenimiz Şengül Hanım, Fransız ekolünden gelmiş olsa da ben hep 'Acaba Alman mürebbiyelerle büyüdü mü?' diye düşünürüm. Çünkü hem Alman disiplinine yatkın bir hali tavrı vardır hem de takım oyununu sever. Hızlı ve çeviktir, sizin de öyle olmanızı ister. Ama soğukkanlığı da elden bırakmaz. Şef editörümüz Necla Bayraktar, heyecanlıdır. Heyecanının benzini de iyi haber ve söyleşidir. Yazıyı okur ve etkilendiyse, canı demli çay çeker. Lezzetli bir haberin üzerine çay içmek onun alametifarikasıdır. Tanışmıyorken çok cool bulduğum Meltem Fıratlı, tanışınca da anladım ki öylemiş, çoğu zaman sakindir, çalışırken çok titizlenir ve bir şey söylüyorsa mutlaka dinlenmelidir. Ekibin enerji işlerinden Ceren Arseven sorumludur. Yorgun musun, kafan mı dağınık, konsantre mi olamıyorsun, ellerini ovuşturup gönderir enerji topunu, yıldırım çarpmış gibi kendinize gelirsiniz. Çok konuşan, sürekli sorgulayan, günündeyse iyi espriler yapan, yerinde duramayan Ece Ulusum, ekibin en küçüğüdür. (Ufalsın da cebime girsin!) Lakin zamansız esprilerine maruz kalırsanız vay halinize. Y kuşağından olduğu için her türlü teknoloji işlerinden iyi anlar. Bu konuda ekibe bol bol danışmanlık hizmeti verir.

TARTIŞMADAN İYİ İŞ ÇIKAR
Söyleşiler çoğu zaman Sonat Bahar'ın ellerinden öper. Karşısındakine aklında ne varsa sorar, çekinmez. Lezzetlidir yaptığı söyleşiler. Lakin iş kaset çözmeye gelince her seferinde teknolojinin bu işe bir çare bulmamasına hayıflanır. Ece de her seferinde bu işin de yakın zamanda çözüleceğini söyleyerek Sonat'ı hep umutlandırır. Moda editörümüz İdil'in masasını görmelisiniz. Podyum gibi. Ayakkabılar, makyaj malzemeleri, kıyafetleri yanı başındadır. Düzenlidir. Ha bir olay mı oldu, aşırı tepkileriyle farkında olmadan rol çalar. Gece alemi, trendler, mekanlar konusunda başvurulacak kaynak Burcu Aldinç'tir. Onu masasında pek göremezsiniz. Yazı yazmak için oturur sadece. Keşfetmeyi, deneyimlemeyi, test etmeyi sevdiğinden bir ayağı hep mutfağın dışındadır. Damla Kayayerli, uzun yazmasıyla meşhurdur. İşi teslim edince editörün de sayfa tasarımcısının da başından ayrılmaz. Tarihe düşkündür, sanki zaman makinesine binip özellikle de Osmanlı dönemine gidip geliyor mu diye düşündürür insanı. Ekibin efemeristi gibidir. Haftabaşı bir telaşla başlar bizim için. En streslisinden... Haftalık olağan toplantımıza hazırlanırız hep birlikte. Konu önerileri, söyleşi teklifleri, dosya konuları A4 kağıtlarına sıralanmıştır her birimizin, başlarız tartışmaya. Çaylar kahveler gelir. Masada çikolata eksik olmaz. Tatlı yiyelim tatlı konuşalım diye. Zaten bütün haftanın planı da o masada yapılır. Kimi öneriler kabul görmez tabii, işin doğası öyle, ama şöyle herkesin ağzını sulandıran bir konu önerisi karşısında bir hareketlenir ortam. Hah tamam tartışma varsa oradan iyi konu çıkar diye üzerine yoğunlaşılır. Birbirimizi liğme ede ede tartışırız. Lakin her şey iyi haber ve iyi ek çıkarmak içindir. Toplantı bitip odadan çıkarken kırgınlık olmaz, mutluyuzdur. Toplantı yükünü üzerimizden atınca pazartesi Tatil eki telaşı başlar. Salı günü eğer Kitap eki yoksa bir nefes alırız. Haberin peşine düşme heyecanını yaşarız. Çarşamba, perşembe ve cuma ise mutfak tam takım yine gazetedir.

HAYDİ CANLANIN BİRAZ!!!
Şengül Hanım, son kararı o verecek olsa, herkesin fikrini önemser. Haber yerleştirmeleri yapılırken de, eklerin kapakları oluşturulurken de hepimize danışır. Yoğun günlerde odasından "Sayfalar nerede, getirin" diye bağırınca ufaktan panik yaşanır. Zaten işleri hızlandırmak için bir dürtme yöntemidir bu onun. Rölantiye düşmemize izin vermez. Lakin işe güce çok fazla gömüldüğümüz anlarda da yine odadan bir ses gelir "Nedir bu sessizlik. Hareketlenin biraz. Bir müzik açın da eğlenelim" diye. Yani nefes aldırmasını da bilir ekibe Şengül Hanım. Eklerin görsel yönetmeni Şebnem Çetinoğlu'nun, ekibi gibi eli hızlıdır. Sayfaları iyi tasarlar, ki cebinde her daim bir b planı vardır. Tasarım ekibinden Oğuzer Yiğit yeniliğin peşinden koşar, Metin Kayıp tasarıma tipografiyi de dahil etmesiyle bilinir. Zerafetiyle adı Belgin Doruk'a çıkan Zeynep Göllü'yse sabırlıdır, lakin nedense hep onun sayfaları yıkılır! Fotoğraf servisinden Kutup Dalgakıran, İlhami Yıldırım ve Murat Şengül sürekli nazımızı çeker. Bazen imzaları atmayı unuttuğumuz olur, çay ve kahve ısmarlayarak gönüllerini almaya çalışırız. Çay demişken gazetenin yanındaki Zeynep Büfe olmasa ne yapardık. Her daim taze çayı vardır tezgahında ama 'özel formüllü' tostu yoğun mesai arasında bize öyle bir enerji veriyor ki, anlatamam. Kendimden bahsetmem zor, Ece'ye göre gerçek bir Darth Vader'mışım. Yazı okurken ışın kılıcını çıkarıp düelloya girecek gibi bir halim varmış. Necla'ya göre hayatın sürprizlerine açık, telaşsız tevekkül sahibi bir arkadaşmışım. Özeleştiri olarak şunu söyleyebilirim, yazılarımı geç vermemle ilgili sorunu bir türlü aşamadığımın farkındayım. Ha, kadınlar arasındaki yoğun ilişki ve iletişim trafiğine yetişmem pek mümkün değil. Önemli olaylara bir türlü tanık olamam, bunun için olayları hep kaçıran adam rolünü oynamak bana düşer. Her hafta zevkle okuduğunuz ekler böyle çıkıyor işte. Mutfak yeri geliyor eğlenceli yeri geliyor fırtınalı geçiyor... Yeni sezona girdiğimiz şu günlerde daha da hareketleneceğiz... Aramıza bize daha da çok enerji vereceğine inandığımız yeni arkadaşlar davet ettik. Onlara buradan "Hoşgeldiniz" diyoruz. Ahu Yağtu life style ve moda yazılarıyla bundan böyle Cumartesi SABAH'ta olacak. Ünlü estetik hekimi Ali Kerim Diler de... Bitmedi... Toms&Kitchen'ın şefi Deniz Ahmet Köse de bizimle. Ve SABAH'ın otomotiv editörü Ufuk Sandık da bundan böyle keyifli otomobil yazılarıyla burada olacak. Entelektüel kimliği ile bize kılavuzluk edip dünyaları sunan Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, okumaya doyamadığımız lezzetli kültür ve gurme yazılarıyla Nur Çintay, Home Art'ın yayın yönetmeni Yasemin Savcı, gurme yazılarıyla yemeğin bir kültür olduğunu anlatan Ahmet Örs, bize sağlıklı yaşam konusunda yepyeni pencereler açan uzman diyetisyen Selahattin Dönmez, sporla ilgilenmeyenlere bile spor yazısı okutan Bülent Değerli ve Bülent Timurlenk, her daim heyecanlı teknoloji editörümüz Timur Sırt, bize dünyadan haberler veren Selçuk Eren, yurtdışındaki arkadaşlarımız Stelyo Berberakis ve Çağlar Yerlikaya, yazarlarımız Prof. Bengi Semerci, Ferhat Ünlü, Cem Sancar ve aramıza yeni katılan arkadaşlarla daha güçlü bir ekibiz artık... Yani kocaman bir Cumartesi-Pazar SABAH ailesiyiz... Bütün bunları neden anlattıyoruz? Çünkü hayat paylaşınca anlamlı... Dokunmak istiyoruz... Sahici olmak ve sizinle paylaşmak...