Kızımla evlen diye yalvardın
Rafet El Roman'ın evliliklerinde çektiğini kimse çekmedi desek abartmış olmayız. Kızlarının annesi Tuba Altıntop'la yaşadıkları, yaşı elverenlerin hâlâ aklındadır. El Roman son evliliğini Ceren Kalpakarslan'la yaptı ama yine olmadı ve 2016'da boşandı. Adet olduğu üzere eşiyle bir polemiğin içine girdi. Ama bu kez işin içine eski kayınpeder Atilla Kalpakarslan da dahil oldu. Ve polemiğin düzeyi değişti. El Roman'ın kayınpederini hedef alan şu sözleri şiddetli kavgayı başlattı: "Atilla Kalpakarslan, sen hayatımda tanıdığım en yalancı, en yalaka, en y.vşak, en korkak insansın." Kayınpederin tepkisi de El Roman'dan aşağı kalmadı ve duygularını şöyle ifade etti: "Y.vşak, albümü satmayan şarkıcı eskisinin albüm tanıtımı için evlilik haberlerini kullanan kişidir." Maalesef atışma burada bitmedi. Bu kez Rafet El Roman Twitter üzerinden hakaret dozu yüksek şu mesajı yazdı: "Y.vşak, evlilik sözleşmesi olduğunu bilip de hâlâ ortalarda 'Maddi, manevi tazminat istemiyoruz' diyendir. Y.vşak, 2014'te Bodrum'da 'Evlen kızımla, her şey iyi olacak' diye yalvarıp, sonra 'Biz onu damat olarak kabul etmedik' diyendir. Y.vşak, kızının Mehmet Ali Erbil'le çıkan haberlerini örtbas edip, mektup haberinde her yeri yangına verendir. Y.vşak, kızını ünlü yapacak diye yalan yanlış yüz tane haber yaptırandır. Y.vşak, güzellik yarışmaları yapıp, kızları kendine ayarlamaya çalışandır. Y.vşak, engelli insanlar üzerinden hayatını geçindirendir." Allah'tan bu polemik burada bitti...
O bir Sinsirella
Yılın son polemiğinin (henüz yıl sonuna zaman var ama...) kahramanları iki dev isim oldu. Bülent Ersoy ve Emel Sayın 'diva polemiği'nin tarafları oldular. Emel Sayın'ın Bostancı Gösteri Merkezi'ndeki konseri esnasında bir dinleyici "Gerçek diva sizsiniz" diye bağırdı. Sayın "Sahtesi mi var ki?" dedi ve olanlar oldu. Duyar duymaz çetin geçer bu atışma dedik. Haklı da çıktık doğrusu. Bülent Ersoy her zamanki iddialı haliyle arka arkaya bombaladı. Önce "Sözlerini duydum ama pek önemsemedim. Bir insanın eğer konuşulacak bir şeyi yoksa başkalarının sırntıa basar" diye ilk sinyali verdi. Mavi Boncuk mesajı aldı, Kıbrıs'ta sahnedeyken "Yanlış anlaşıldı. Küçücük bir olay, nasıl büyüdü anlamadım" dedi ve devam etti: "Ayy ben polemikleri sevmem zaten, beceremem de" diyerek işi toparlamaya çalıştı. Ama Ersoy henüz işini bitirmemişti... Klişe tabirle eski defterleri açtı, ta 30 yıl öncesine gitti. Ve sır olarak sakladığı olayı bir magazin programında paylaştı: "80'li yıllardı, İzmir Fuarı'nda 15 bin kişilik bir restoranda sahne alacaktım. Sahneye çıkmama az bir süre kala savcılıktan çağırdılar. Konuklara ayıp olmasın diye onu sahneye çıkarmışlar. Gelenler 'Bülent Hanım nerede?' diye sorunca, cevabı 'Onun savcılıkta işi vardı, gelemedi. Şimdi gerçek bir kadın dinleyeceksiniz' olmuş." Ersoy konuşmasına şöyle devam etti ve noktayı koydu: "Eli yüzü düzgün olabilir ama Emel Sayın'ın göstermelik nezaket ve zarafet oyunlarını ben yemem ancak sizler yersiniz. O bir Sinsirella."
Herkes dengi dengine
Ceylan Çapa ve galerici Serkan Uçar'ın ilişkisine Çapa ailesi "Bu adam bizim aileye uygun bir damat değil" diyerek hep itiraz etti. Uzun süre bu denklik meselesi tartışıldı. Ceylan Çapa bunlara çok kulak asmadıysa da sonunda sevgilisinden ayrıldı ve yurtdışına gitti. Dönüşte gazetecilerin "Aileniz Serkan Uçar'dan ayrılın diye sizi yurtdışına göndermiş, doğru mu?" sorusunu "Evet doğru. Herkes dengi dengine. O kişinin yüzünü bile görmek istemiyorum" diye yanıtladı. Fakat Ceylan Çapa'nın yarattığı polemikler bitmek bilmedi. Bu kez adı İdo ile aşk dedikodularına karıştı. Ve bu ilişkiye dair kendisine sorulan soruyu, magazin tarihine geçecek bir şekilde yanıtladı: "Bir aydır Hong Kong'tayım. İstanbul'a daha yeni döndüm. O kişiyi hayatımda görmedim. Ortak arkadaş çevremiz bile yok. İsmi neydi? İdo muydu, İbo muydu? O çocuğu inanın hiç tanımıyorum."
Pazartesi sendromu da neymiş!
Tülin Şahin için karınca gibi desek yanlış olmaz. Ünlü mankenin 10 parmağında 10 marifet. O kadar çalışkan biri yani. Şahin ağırbaşlı meslektaşı Ahu Yağtu'ya çok kızdı. Olay kasım ayında gerçekleşti. Ahu Yağtu Paramparça dizisinde rol alıyor. Yağtu akla ziyan kötülükte bir karakteri canlandırıyor. Model pazartesi günü sete giderken belli ki canı istememiş ve kendi fotoğrafını sosyal medyada paylaşıp, altına da "Pazartesi sendromu" yazmış. Vay sen misin yazan! Ayar hemen geldi Şahin'den: "Sosyal medyada sürekli pazartesi sendromu diye şikayet edenler, bir zahmet sabahları sağlıklı olduğunuz ve bir işiniz olduğu için şükredin." Bir daha pazartesi sendromundan bahseden oldu mu bilemiyoruz...
Aleyna Tilki sorunsalı
16 yaşındaki Tilki bu yılın en büyük polemiklerinden birinin yaşanmasına neden oldu. İlk kez bir ses yarışmasında boy gösterdi. İlk şarkısı Cevapsız Çınlama ile müzik listelerinde bir numaraya yerleşti. Klibi Youtube'da milyonlarca kez izlendi. Ama bir sorun vardı; 16 yaşındaydı ve içkili yerlerde sahne alıyordu. Gazetemiz SABAH'ın konuyu gündeme getirmesiyle Aleyna Türkiye'nin tartıştığı bir konu oldu. Birileri "Bir küçük kız şarkı söylüyor, sanatını icra ediyor" derken büyük çoğunluk o yaşta bir çocuğun içkili mekanlarda sahne almasını büyük sorumsuzluk olarak nitelendirdi. Ve toplumsal hassasiyetin galip geldiği bu tartışmaya bakanlık son noktayı koydu: 18 yaşından küçük bir kız içkili yerde sahneye çıkamaz.
İskender polemiği
2016 başında Hande Yener Milliyet gazetesine verdiği röportajda "Polemik geçici, müzik kalitesi kalıcı" demiş. Ama polemikten hiç kaçmamış. Özellikle Demet Akalın söz konusu olduğunda fırsatı hiç kaçırmamış. Akalın'la yaşadığı İskender polemiği bunlardan biri. Olay kısaca şöyle gelişti: Demet Akalın konser için Bursa'ya gitti. Dönüşte de herkesin yaptığı gibi İskender kebap yedi. Sanatçı kebabın fotoğrafını "Yemeden olmazdı" notuyla Instagram'da paylaştı. Yener'in atağı gecikmedi. O da "Uludağ'daki Whitefest konserime giderken Bursa'da durup İskender'imi orijinal yerinde yiyeceğim" notuyla Instagram'a bir fotoğraf ekledi. Demet Akalın da "Kebabı yiyen ben, konseri veren ben... Hande Hanım'a ne oluyor bilmiyorum. Allah'a çok şükür işlerim ve konserlerim tıkır tıkır gidiyor. Ben üç gün konser vermesem krize giriyorum" diye ince bir gönderme yaptı. Yener belli ki polemik seviyor. En son "Pop müziğin en iyi üçlüsü Tarkan, Gülşen bir de ben" deyiverdi. Başarılı bir girişimdi. Günlerce konuşuldu. Hedef Demet Akalın mıydı bilinmez. Ama Akalın atışmaya son noktayı koydu. En iyi pop star kim sorusunu yanıtladı: "Ben ben ben." Aynı tartışma Hadise'ye soruldu. O da standart yanıtı verdi: "Ben polemik sevmem."
Kürk giyme vatandaş
Malum geçen sezon Elçin Sangu, dizi sektörünün parlayan yıldızlarından biriydi. Rol aldığı Kiralık Aşk ona çok kapı açtı, çok gönüle girdi. Fanlar, reklam anlaşmaları... Sangu'ya eleştiri hiç beklemediği yerden geldi. Özge Özpirinçci çok da polemik insanı değil. Bize sorarsanız amacı da polemik değildi. Olay şöyle gelişti. Kiralık Aşk 'ın bir bölümünde Sangu, yakası ve kolları kürklü bir palto giymişti. Özpirinçci, "Genç kızların idolü olan dizi karakterinin özendirici bir şekilde kürk giymesi ne kadar düşüncesizce değil mi?" yazdı. Bu tweet'in dizide Defne karakterini canlandıran Elçin Sangu için yazıldığını düşündü herkes. Ve Elçin Sangu fanları karşı taarruza geçip, Özpirinçci'nin kürklü fotoğraflarını paylaşmaya başladı. Hal böyle olunca yanıt olarak Özpirinçci'den "Kürk giydiğimi düşünerek paylaştığınız bütün fotoğraflar ya peluştur ya da sentetiktir. Ben hayvan öldürülerek elde edilen hiçbir şeyi giymem!" yazdı. Biz de gerçek kürk giymeyen herkese 10 puan veriyoruz.
Anlatırsam yer yerinden oynar
Her şey çok iyi gidiyordu. Paramparça reyting rekorları kırıyor, herkes diziden bahsediyordu. Meğer sette işler o kadar da yolunda değilmiş. Başrol oyuncularının arasındaki gerilim bir sahnedeki öpüşme kriziyle ortaya çıktı. Petekkaya, böyle bir sahne istemedi. Yeşilçay, 'rolün gerektirdiği neyse o yapılır" deyince şöyle bir yanıt aldı: "Sen de öpüşmeye ne meraklıymışsın." Bu noktada ipler koptu. Petekkaya, "Anlatırsam yer yerinden oynar" diye bir açıklama yapınca kavga büyüdü. Yeşilçay Petekkaya'yı tacizle suçladı. Petekkaya ise onun bu ithamına "Ben Nurgül'ün nesini taciz edeceğim? Beyonce mi o? Neyini taciz edeceğim?" diye yanıt verdi. "Erkekliğini benim kadınlığım üzerinden taçlandıramazsın" diyerek Petekkaya'ya sıkı bir karşılık veren Yeşilçay diziden ayrıldı, olay mahkemelik oldu. Ve dizinin reytingleri de düştü...
Eski sevgilimle yazıştın
Seren Serengil açık ara 2017 yılının en çok polemiğe giren ünlüsü... Serengil, televizyon programında Özlem Yıldız'ın evli olduğu dönemde sevgilisi Oğuz Aşıcı'yla görüştüğünü iddia etti. Tartışma Serengil'in Özlem Yıldız'ın göründüğü kadar saf biri olmadığını iddia edip, "Kendisi evliyken benim erkek arkadaşımla Facebook'tan yazışıp görüşüyordu. İzmir'de oğlunu otel odasında bırakıp, bir futbolcuyla pavyona gitti" sözleriyle başladı. Yıldız'ın hakkındaki iddialara cevap vermek için telefonla yayına bağlanmasıyla ortalık karıştı. "Pavyona gitmek ayıplanacak bir şey mi?" diyen Yıldız, Serengil'in iddialarına "Bahsedilen yer yemekli, müzikli bir gece kulübüydü. Benim çocuğum 22.00'de uyuyor. O uyuduktan sonra benim kimseye verecek hesabım yok. Benim anneliğimi sorgulamak kimseye kalmaz" dedi. Ama böyle durumlarda kimse geri adım atmaz. Seren de geri adım atmadı ve iddiasını sürdürdü: "O yazışmaları Oğuz sonra siler diye fotoğrafını çektim." Özlem Yıldız ise "Oğuz normal arkadaşım. Ardında art niyet arama. Sadece kadınlarla mı konuşacağım? Facebook'ta konuşmak ayıp mı namussuzluk mu?" diyerek telefonu kapattı.
Pabucumun ödülü
Yılın belki de en çok ses getiren polemiği Altın Kelebek Ödülleri'nde ve sonrasında yaşandı. Diriliş Ertuğrul polemiğinin ipini çeken olaylar şöyle başladı: Yılın dizisi ödülünü alan dizi ekibine törende söz verilmeyince Cavit Çetin Güler ödülü yere atıp ayakkabısının yanında fotoğrafını çekti ve sosyal medyada "Pabucum daha değerli" diye tepkisini gösterdi. Yapımcı Mehmet Bozdağ'ın Altın Kelebek'i iade etmesi ortamı daha da gerdi. Programın sunucusu Okan Bayülgen'in özür dilemek yerine Türkiye ve dünyada bu kadar ilgi gören ve takdir kazanan diziyi hiç izlemediğini söylemesi ve bunu da dalga geçer gibi söylemesi bardağı taşıran damla oldu. Daha sonra olaylar kartopu etkisiyle büyüdü. Tepkiler büyüyünce Bayülgen çark etti: Kırdıklarım varsa özür dilerim!.. Ama olay sosyal medyada ve köşe yazarları tarafından uzun süre eleştirildi.