ARAP Yarımadası’nın doğusunda bulunan, Basra Körfezi’ne uzanan küçük bir ülke olan Katar Emirliği’nde 20 bin kadar Türkün yaşadığı tahmin ediliyor. Katar’da çalışan Türk vatandaşı işçiler, öğretim görevlileri ve iş adamları arasında, sayıları çok fazla olmasa da kadınlar da var.
Çoğu, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yapan kadınlar, bir Arap ülkesinde, Katar’da iş dünyasında kadın olarak var olmanın güçlüklerini ve keyifli yönlerini anlattı.
Funda Yazıcı
Çölde 700 erkekle baş başa
- Daha önce neredeydiniz?
- İsviçre’de ilaç sektöründeki bir firmadan teklif aldım. Orada iki buçuk yıl, ilaç sektörünün klima tesisatlarında ihtisas yaptım diyebilirim. Yıldız Teknik’ten mezunum. Benim mesleğimde kadın yönetici çok yaygın değil. İsviçre’de bile yadırgandı.
- Burada çalışmak zor olmuyor mu?
- Hayır. Kendimce bir analiz yaptım. 700’e yakın elemanım var. Hepsi erkek. Bana çok saygı duyuyorlar. Sevdiklerini de hissediyorum. Türklerin mutlu olabilmesi için, kaldıkları yerin iyi ve yemeklerin güzel olması çok önemli. Türkiye’den aşçı getirdik. Ekibin başında Türk aşçı var. Çoğu yerde isyanlar yemek yüzünden çıkar.
- Dünyanın en pahalı otel projelerinden birinde çalışıyorsunuz. Sizi en çok heyecanlandıran ne?
- 600 milyon dolarlık, 300 bin metrekarelik bir proje bu. Projede her türlü sistemin var olması ve sıfırdan yapılması beni çok heyecanlandırdı.
- Projede kaç Türk çalışıyor?
- 130. Projelerimizin elektromekanik projelendirilmesini yönetiyorum. Ben makine mühendisiyim. İhtisassım mekanik.
- Türkiye’ye ne sıklıkla gidiyorsunuz?
- İstediğim kadar Türkiye’ye gidebilirim. İki kez tatil yapıyorum Türkiye’de.
- Anlaşma için gelen Türk firma yetkilileri sizi görünce nasıl tepki veriyor?
- İstanbul’dan gelenler şaşırıyor. Özellikle bir kadının böyle bir pozisyonda olması onları şaşırtıyor.
Emel Atikkan
Doğru zamanda, doğru yerdeyim
- Ne kadardır başkent Doha’dasınız?
- Eylül 2009’dan beri. Otelin açılış öncesi hazırlıklarını yaptım, ardından Nisan 2010’da ‘yumuşak’ açılış, Haziran 2010’da da resmi açılışını gerçekleştirdim.
- Katar’ı nasıl buluyorsunuz?
- ‘Doğru yerde, doğru zamanda ‘bulunmak’ diyorum!
Aileniz yanınızda mı?
- Yalnızım ama hiç zor olmuyor (gülüyor).
- Bir kadın olarak Katar’da çalışmak zor mu?
- Bana zor gelmedi. Belki de daha önce bulunduğum ülkelerde ve pozisyonlarda kadın olarak azınlıkta olmaya alışık olduğum için. Kadınlara saygı duyulan bir ülke Katar ama yine de Doha’da ilk ve tek kadın otel genel müdürü olmam şaşkınlık yaratebiliyor.
- Kempinski gibi bir zinciri yönetmek nasıl bir duygu?
- Tek kelimeyle harika.
Göksu Çalı
Katarlılar Türkiye’yle ilgili
- Katar’a nasıl geldiniz?
- Liseden sonra Porto Riko’ya gittim. Fransa’da ekonomi okudum. Uluslararası işletme masterimi orada tamamladıktan sonra Londra’da bir danışmanlık şirketinde yönetim danışmanlığı alanında çalıştım. UDC’den aldığım teklifle de Katar’a geldim.
- Kaç yıldır buradasınız?
- Üç yıldır.
- Ailenizle mi yaşıyorsunuz?
- Bir süredir eşim ve oğlumla yaşıyorum. Eşim Mert Esen, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Piyano Ana Sanat Dalı’nda öğretim üyesi. St. Petersburg Konservatuarı’nda doktorasını yaptı. Kuruluş aşamasındaki Katar Müzik Akademisi’ne danışmanlık yapıyor.
- Şirketinizin Türkiye’yle ilişkileri nasıl?
- Biz özellikle gidip teklif sunmuyoruz. Çalışacaklarımızı pazar olarak inceliyoruz, ana yatırımlarla ilgileniyoruz. Firmaların yatırım büyüklüğü, incelikleri, geri dönüşünü değerlendirip fikir beyan ediyoruz. Seçen taraf biziz.
- Teklif geliyor mu?
- Geliyor. Değerlendirdiklerimiz oluyor. Şu anda somut bir şey yok. Ama yönetim kurulunun aldığı stratejik karara göre değişebilir. Yatırımcıların Körfez ülkeleri haricinde baktıkları tek pazar, en çok ilgilendikleri alan Türkiye.
Havva İdris
Burada hayat rahat ve güzel
- Katar maceranız nasıl başladı?
- ABD’de, Columbia Üniversitesi’nde sağlık işletmeciliği üzerine masterımı tamamladıktan sonra ABD’deki 31 yıllık meslek hayatımın son 17 yılını New York’taki Cornell Tıp Merkezi’nde görevli olarak geçirdim. Bu sürenin ilk sekiz yılında 27 hastane ve beş bakımevinden müteşekkil New York Presbyterian Sağlık Sistemi’nde genel müdürlük yaptım. Dokuz yıl önce Katar’a geldim, tıp fakültesinin kuruluşunda görev aldım ve üniversitenin dekan yardımcılığını yapıyorum.
- Katar’ı nasıl buluyorsunuz?
- Her yeni çevrede olduğu gibi burada da adapte olmamız gereken yaşantının bazı kuralları var. Fakat genel olarak Katar’da hayat rahat ve güzel.
- Aileniz yanınızda mı?
- Dulum, ABD’de evli iki oğlum var fakat Katar’da yalnızım. Türk arkadaşlar sağ olsunlar, dostluklarını benden esirgemiyor. İş nedeniyle sık sık New York’a gidiyor olmasaydım ve tatillerde İstanbul’daki diğer aile efradımı ziyaret imkanım olmasaydı, bu kadar uzun yıl burada kalamazdım.
- Kadın olarak Katar’da çalışmak zor mu?
- Kadın olarak gece veya gündüz bir yerlere yalnız gitme konusunda hiçbir güçlük çekmedim. Giyim, kuşam, tavır yönünden New York’taki yaşantıma burada devam ediyorum. İş çevresinde bir kadın olarak son derece saygılı davranışlardan başka bir şey görmedim. ABD’de bu konuda daha büyük çaba vermişimdir.
- Dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan Cornell’da dekanlık yapmak nasıl bir duygu?
- Meslek yönünden heyecanlandırıcı ve çok doyurucu. Bütün güçlüklerine rağmen, herkesin azami kapasitesi ile çalıştığı ve bilgi ile çalışkanlığın ödüllendirildiği rekabetçi bir ortamda bulunabilmek büyük bir şans.
Günseli Atılgan
Hayranlıkla karşılanıyorum
- Hangi alanda çalışıyorsunuz?
- Şirket, 2006 yılında kurulduğundan beri Ortadoğu ağırlıklı olarak çalışıyor. Pearl Qatar adasının da yaratıcısı olan United Development Company en büyük müşterimiz. Biz müşteri odaklı çözümler üretiyoruz. Müşterilerimize hem Türkiye’de turizm, emlak ve şirket ortaklıkları alanlarında yatırım danışmanlığı hizmetleri sunuyoruz hem de Katar’da bizzat projelere ortaklık bazında katkı sağlayarak, uzun dönemde başarının sürdürülebilirliğini garanti altına almaya çalışıyoruz. Kısacası taşın altına elimizi koyuyoruz.
- Ne tür projeleriniz var?
- Kuruçesme Dolce’nin sahibi Nilgun Ertuğ ile Qatar Pearl adasında Katarlıları Dolce tatlarıyla buluşturmaya hazırlanıyoruz. Yakın zamanda da İstanbul’da dört farklı noktada kafeleri bulunan İtalyan markası Cremeria Milano’yu da Doha’ya getirceğiz. Şimdi sıra Türk tekstilinde.
- Katar’da kadın olarak zorlandınız mı?
- Katar’da iş yapmak son derece keyifli. Bugüne kadar kadın olduğum için hiç bir zorlukla karşılaşmadım. Tam tersine, özellikle Türk olduğum için her girdiğim ortamda müthiş bir saygı ve hayranlıkla karşılanıyorum. Tarihi bağlarımız ve hükümetler arası geliştirilen sıcak ilişki, işlerimizin başarıyla ilerlemesinde yardımcı oluyor.
Ebru Çerezci
Vizyonları dünya standartlarında
- Ne iş yapıyorsunuz burada?
- Tasarım ekibiyle beraber Hiref’in tüm tasarımlarını yapıyor ve koleksiyonlarını hazırlıyorum. Hiref’in Pearl Qatar projesinde dünyaca ünlü Etro, Hermes, Gucci, Cartier, Missoni, Gianfranco Ferre, Alexander McQueen, Giorgio Armani, Roberto Cavalli, Chloe, John Galliano gibi markalarla komşu, çok prestijli bir lokasyonda mağazası bulunuyor.
- Katar’ı nasıl buluyorsunuz?
- Katar’da bulunmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz. Çünkü Pearl Qatar projesinde açılan ilk Türk markasıyız. Katar mağazamızdaki satışlardan çok memnunuz. Şimdi hedefimiz Beyrut.
- Burada zorlandınız mı?
- Katar’da iş yapmanın hiçbir zorluğunu görmedik. Katarlıların çalışma sistemleri ve vizyonları dünya standartlarının üzerinde. Katar, hızla büyüyen bir ülke Önümüzdeki beş yılda karşımıza çok daha farklı bir Katar çıkacak.
- Tasarımlarınızda ne ön planda?
- Anadolu’nun kültürel ve tarihsel zenginliğini vurgulamak ve çağdaş tasarım anlayışı ile unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı güçlü bir marka değeri ile dünyaya sunmak.
Fadıllıoğlu’nun altından camisi
Katar’da aslında yıllardır konuşulan bir başka başarılı kadın daha var, Zeynep Fadıllıoğlu. Yıllar önce yaptığı Katar Emiri’nin evinin dışında, geçen yıl açılan Sukar Pasha adlı Türk restoranına rezervasyonsuz yer bulmak halen mümkün değil. Bunun dışında Fadıllıoğlu’nun en önemli imzası, Cultural Village olarak anılan bölgede yaptığı iki cami.