FERHAT ÜNLÜ
Bir numarası halen meçhul olan Ergenekon’un 1 numaralı savcısı doğduğunda, 27 Mayıs darbesinin 9. yıldönümü ‘Anayasa ve Hürriyet Bayramı’ adıyla kutlanıyordu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, yayımladığı kutlama mesajında “27 Mayıs Anayasası’nın koruyucusuyuz,” demişti.
Ülkenin başbakanı ve iki bakanının asılmasına neden olan darbeyi bayram seyranla kutlamak şimdi anakronik kaçar, ama o zamanlar 27 Mayıs, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi resmi bir bayramdı. İşin ironik tarafı, darbeyle doğan bu tuhaf resmi bayram yine bir darbe anayasası sayesinde, ancak 1982’de kaldırılabilmişti.
27 Mayıs 1969’da dünyaya gelen ve geçtiğimiz çarşamba günü Türkiye tarihinin en büyük darbe soruşturmasını yürütecek yeni savcıların koordinatörü olarak atanan Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fikret Seçen Malatya’dan İstanbul’a göçmüş bir ailenin çocuğu.
Seçen, ellerindeki tespihleri hızla çevirerek gelen geçene yan bakan ‘bıçkın abilerin’ köşe başlarında bekleştiği Kocamustafapaşa’nın arka sokaklarında büyüdü. Türkiye‘nin en yaygın ideolojisini, lümpenizmi bu sokaklarda tanıdı. Ama tekmili de aylak olan ‘abileri’ kendisine hiçbir zaman örnek almadı. O, ailenin yaşça en büyük erkek çocuğu olarak okuyup ‘büyük adam’ olmayı istiyordu.
Ebeveynlerinin kendisinden beklentilerini boşa çıkarmamaya çalışan, idealist, gayretkeş bir gençti. Babası Celal Seçen ailesini kıt kanaat geçindirebilen bir esnaftı. Dört kardeşlerdi: İki kız, iki erkek... Erkek kardeş de, okuyan ağabeyini örnek alıp tıpkı Fikret Seçen gibi hukuk fakültesini bitirecekti.
Fikret Seçen, okulu bitirir bitirmez hâkimlik ve savcılık sınavına girdi, sınavı kazandı. Erzurum Şenkaya, Bilecik Gölpazarı (Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün memleketi) ve Sakarya Kaynarca savcılıklarında toplam yedi yıl görev yaptı. Bu arada bir öğretmenle evlendi. İyi bir aile babası olarak bilinen Seçen’in bu evlilikten, şimdilerde üniversiteye hazırlanan bir oğlu ve 2,5 yaşında da bir kız çocuğu var.
ADI GİBİ SEÇİCİ
Ergenekon soruşturmasının yeni patronu Fikret Seçen, sosyal yönü kuvvetli biri olarak biliniyor. Sık sık arkadaşlarıyla halı sahada maç yapıyor, (sıkı bir Fenerbahçeli) briç ve king oynamayı seviyor. Seçen ayrıca ailesiyle yurtdışı seyahatlerine gitmeyi de seven biri.
Çalışma arkadaşlarına göre Seçen, olayları çok yönlü olarak analiz eden, disiplinli bir hukukçu. Polisler tarafından önüne konan her belgeyi, fezlekeyi titizlikle incelediği ve hukuki açıdan yeterli bulmadığı fezlekeleri iade ettiği söyleniyor. Yani adıyla müsemma, biraz seçici bir savcı. Ayrıca yürüttüğü soruşturmalara, lüzumlu hallerde siyasi yönden de stratejik bakabilen biri olarak tanınıyor.
Bu yüzden yeni dönemde başsavcı vekili olarak Ergenekon soruşturmasının, demokratikleşme prensibine halel getirmeden yürütülmesini temin edeceği düşünülüyor. Diğer bir deyişle Seçen, Ergenekon soruşturmasının medyatik ve sembol ismi Zekeriya Öz’ün Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından başka bir göreve atanmasıyla sonuçlanan eleştirilere benzer tepkilerin önünü kesecek balans ayarını yapabilecek bir savcı.
Fikret Seçen, ‘post-Zekeriya Öz’ döneminde, daha önce özel yetkili savcıların koordinatörü pozisyonundaki Turan Çolakkadı’nın yaptığı işi yapacak. Yani, tamamı erkek 26 özel yetkili savcıdan sorumlu olacak. Ergenekon soruşturmasının eski savcısı Zekeriya Öz ise Sultanahmet Adliyesi’nde Başsavcı Vekili olarak görev yapacak.
Bu yeni görev değişikliği, hukuki açıdan soruşturmanın amacını değiştirmeyecek, ancak sürece yönelik siyasi eleştirilerin önünü kesecek bir tasarruf. Veli Küçük gibi Türkiye’de derin devlet mefhumuyla bütünleşmiş ve âdeta bir ‘gladyo maskotu’na dönüşmüş isimlerin tutuklanmasıyla büyük sükse yapan Zekeriya Öz artık kelimenin mecazi anlamıyla ‘yorulmuştu’.
Ergenekon soruşturmasının haklı gerekçelerle eleştirilmeye başlandığı ve gerilimin arttığı bir dönemde -kritik bir noktada- Hegel’in tarihi yöneten akıl dediği şey devreye girdi ve nehre yeni bir istikamet verdi. Bir kez daha görüldü ki tarih, en güçlü ideolojiden bile daha güçlüdür. Bazen gümüş sikkeyi ‘altın’ yapar, bazen de ‘altınları’ bozuk para gibi harcar.
İtalyan Ergenekon’u nasıl çökertildi?
Savcı Öz’ün Sultanahmet’teki İstanbul Adliyesi’ne başsavcı vekili olarak tayinini, ‘terfili kızak’ ya da ‘yukarı doğru sürgün’ olarak yorumlayanlar var. Türkiye’nin en yoğun adliyesinde çalışacak olan Öz’ün kızak göreve atandığını söylemek pek doğru değil.
Bununla birlikte İtalya’da gladyo soruşturmasını yürüten ve ‘hukuk nobeli’ni hak eden savcı Felice Casson ve Temiz Eller operasyonunu yürüten Antonio Di Pietro’nun, yürüttükleri soruşturmalardan ‘alınmadıkları’ göz önüne alınırsa Öz’ün tayininin Ergenekon soruşturmasının geldiği noktayla ilgili eleştirilerle bağlantılı olduğu söylenebilir.
Tıpkı Seçen ve Öz gibi özel yetkilerle donatılmış Casson ve Pietro da 1990’lı yıllarda İtalya’da aşamalı olarak derin devletin çökertildiği operasyonları yürütmüşlerdi. Ancak İtalya’da Türkiye’den farklı olarak Temiz Eller, Gladyo ve P-2 Locası soruşturmaları farklı yargı süreçleriyle götürüldü. Di Pietro’nun, her ikisi de esnaf çocuğu olan Fikret Seçen ve Zekeriya Öz’ün kariyerlerini andıran bir yükseliş öyküsü var.
Pietro, fakir bir ailenin çocuğu iken senatörlük ve bakanlığa kadar yükseldi. Yaşları genç olan Seçen ve Öz’ün de kariyer basamaklarını hızla tırmandığını söylemek mümkün. Her ne kadar Öz’ün terfisi, onu pasifleştirme gibi algılansa da eski Ergenekon savcısının -Çolakkadı’nın muhtemel haleflerinden biri olarak- yükselişi devam ediyor. Tıpkı İtalya’da olduğu gibi Türkiye’de de kamuoyunu ikiye bölen önemli soruşturmalar yürüttüğü halde ismini yıpratmamayı başaran Fikret Seçen için ise geleceğin Yargıtay Başkanı diyenler bile var.
Seçen’in yürüttüğü soruşturmalar
* Askeri casusluk ve şantaj çetesiyle ilgili soruşturmayı yürüttü. Askeri sırları yabancı ülkelere sattığı ileri sürülen bir şebekeye yönelik bu soruşturmanın ardından 56 sanık hakkında dava açıldı. Şebekenin lideri olduğu iddia edilen emekli Albay İbrahim Sezer’in ‘baş sanık’ olduğu dava öncesinde Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde arama yapıldı ve 28 Şubat dönemine ilişkin pek çok fiş ve görüntü bulundu.
* Bir fuhuş ve rüşvet çetesiyle bağlantılı hâkim ve savcılara yönelik soruşturma kapsamında son yılların en büyük fuhuş operasyonuna imza attı. Aralarında lüks otel sahipleri, üst düzey bürokratlar ve yabancı uyruklu kadınların da bulunduğu çok sayıda kişiyi bu operasyonda gözaltına aldırdı.
* Yurtdışı bağlantılı DHKP-C ve PKK operasyonlarına imza attı. 2007 yılında Paris’te PKK’nın Avrupa sorumlusu Canan Kurtyılmaz’ı sorgulayan ekipte yer aldı. Daha sonra DHKP-C soruşturmasını savcı Bilal Bayraktar’a devretti.
* Ergenekon soruşturmasını Zekeriya Öz ve diğer savcılarla birlikte yürüttü.
* Ergenekon tutuklusu Mehmet Haberal’ın aldığı sağlık raporlarıyla ilgili soruşturmayı yürüttü. l 2007’de öldürülen gazeteci Hrant Dink’e yönelik suikastı ilk dava açılana kadar soruşturdu.
* ABD İstanbul Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıyı soruşturdu.
* Uyuşturucu kaçakçısı Abdullah Baybaşin’in 281 kilogram eroin ile yakalanmasına ilişkin soruşturmayı yürüttü.