BAŞKENTTE ESRARENGİZ CİNAYET
Ankara'da bir erkek cesedi bulundu. Polis bıçaklanarak öldürüldüğü belirlenen ve üzerinden kimlik çıkmayan kişinin ölümüyle ilgili soruşturma başlattı. Emniyet kaynakları öldürülen kişinin asker olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.
Söğütözü Sakıp Sabancı Bulvarı'nın yanındaki su kanalında bir erkek cesedi bulunduğu ihbarını alan polis ekipleri olay yerine gitti. Yapılan ilk incelemede, üzerinden kimlik çıkmayan cesedin 20-25 yaşlarındaki bir erkeğe ait olduğu belirlendi.
Vücudunda çok sayıda bıçak yarası bulunan bu kişinin iç çamaşırları ve görünümü dolayısıyla asker olma ihtimali üzerinde durulduğu da bildirildi. Olayın yaklaşık 10-15 saat önce meydana geldiği tahmin ediliyor.
Ceset, kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Olayla ilgili Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri soruşturma başlattı. (AJANSLAR)
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ VE KAYMAKAMLIĞI SOYDULAR!
Bursa'da merkez Yıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Kaymakamlığın bulunduğu binaya giren hırsız ya da hırsızlar, müdürün makam odasıyla kaymakamın odasını talan etti. Yıldırım Kaymakamlığı daha önce Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin bulunduğu binaya geçti. Kampüs şeklinde çam ağaçlarıyla çevrili Eğitim Mahallesi'ndeki kaymakamlık ve emniyet müdürlüğü binasına dün gece hırsızlar girdi. 4 görevli memurun gece nöbeti tuttuğu binaya arka kısımdan giren hırsız ya da hırsızlar, Emniyet Müdürü ile Kaymakamın çekmecelerini karıştırdı. İkinci kattaki kafetaryadan LCD televizyonu çalan hırsızlar kaçarak izini kaybettirdi. Hırsızlık olayı sabah saatlerinde mesaiye gelen resmi görevlilerin zorlanan kapıyı fark etmesiyle ortaya çıktı. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ve Hırsızlık Bürosu ekipleri olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı. Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, sabah saatlerinde camların açık bulunması ve odaların dağınık olmasının ardından uzman ekipleri olay yerine çağırmıştı. Yetkililer, herhangi bir hırsızlık olayının yaşanıp yaşanmadığının araştırıldığını ancak ilk etapta camların şiddetli fırtınadan dolayı açıldığını söylediler. (İHA)
Makam odalarının karıştırılması yönündeki bilginin doğru olmadığını savunan yetkililer, trafik tescil bürosunda 500 bin lira bulunduğu şeklindeki bilgiyi de yalanladı.
Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü'nün geniş çaplı araştırma başlattığı, yapılan incelemenin ardından olayın netlik kazancağı bildirildi.
Havai fişekler silah sayılacak
Son günlerde polise karşı adeta bir silah gibi kullanılmaya başlanan havai fişekler, silah kapsamına alınıyor.
NTV'nin haberine göre, Meclis İçişleri Alt Komisyonu'nun gündeminde bulunan Ateşli Silahlar Yasa Tasarısı'na eklenen maddeye göre havai fişeklerin satışı izne bağlanacak. Alım yapanların kimlik bilgileri bilgisayarlara yüklenecek. 18 yaşından küçükler havai fişek alamayacak. Havai fişekleri silah olarak kullananlara da ceza getirilecek.
Tasarıyla havai fişekler, biber gazları ve elektroşok cihazları gibi silah kapsamına alınıyor. Tasarı diğer silahlarla ilgili düzenlemeler de içeriyor. Genelkurmay Başkanlığı, mevcut yasada polise tanınan ağır silah ithal etme yetkisinin, yeni tasarıda Milli Savunma Bakanlığı'na devredilmesini istemişti. Komisyon Genelkurmay'ın bu önerisini reddetti.
KARARGAHTAKİ ZİRVEDEN İLK AÇIKLAMA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ arasındaki haftalık olağan görüşme sona erdi.
Genelkurmay Karargahı'nde gerçekleşen görüşme yaklaşık 2 saat 40 dakika sürdü. Başbakan Erdoğan, görüşmeye İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile birlikte geldi. Başbakan Erdoğan, son olarak Yüksek Askeri Şura toplantılarına katılmak için 4 Aralık tarihinde Genelkurmay Karargahı'na gelmişti.
Genelkurmay Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan haftalık görüşmeye ilişkin bir açıklama yaptı. Haftalık olağan görüşmenin bugün Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda yapıldığının dile getirilerek, "Görüşmeye Sayın Başbakan, Adalet ve İçişleri bakanları katılmışlardır. Görüşmede iç güvenlik konuları başta olmak üzere, gündemdeki diğer konular üzerinde de durulmuştur. Kamuoyuna saygı ile duyurulur." denildi. (AJANSLAR)
BAŞBAKAN ERDOĞAN: GAZZE'DEKİ TAVRIMIZ BİR EKSEN KAYMASI DEĞİL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim, Gazze'de meydana gelen olaylarla ilgili tavrımız bir eksen kaymasının, bir politika değişikliğinin değil, insani olanın, samimi olanın, vicdani olanın tezahür etmesidir" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, "İkinci Büyükelçiler Konferansı"na katılan büyükelçilerle Vali Galip Demirel Vilayetlerevi'nde verilen öğle yemeğinde biraraya geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Demokratik açılım" konusunda tavırlarının son derece net olduğunun altını çizerek, "Biz 'daha fazla demokrasi' diyoruz, 'daha fazla hak ve özgürlük' diyoruz, 'birlik ve bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi daha da geliştirelim' diyoruz" dedi. ANKA
"ÖLDÜRDÜM ÇÜNKÜ BEBEĞİNİ KIRDI"
Konya'da 4 yaşındaki Beyza Çökekoğlu'nu boğarak öldürdükten sonra sobada yakan cinayet zanlısı komşu kadın, ölen kızının oyuncağının kolunu ikiye ayırdığı için Beyza'yı öldürdüğünü söyledi.
4 yaşındaki Beyza Çökekoğlu'nun öldürülmesi ile ilgili Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davasının 3. duruşması yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanık Kezban U., Beyza'nın ailesi, yakınları ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme heyeti, ilk kez cinayet zanlısı Kezban U.'yu dinledi. Kendisini savunan sanık, "Benim 2008 yılında kızım öldü, çok yıprandım. Sonra diğer kızım hastalandı, kocam da dövüyor, kötü davranıyordu. Sinir hastası oldum. İlerleyen günlerde de sinir hastası olduğum için kızımı benden uzaklaştırdılar. Olay günü her şey üst üste geldi. İşten atıldım, markete gitmiştim, Beyza ile orada karşılaştım. Ben marketten çıkınca, Beyza da peşimden eve kadar geldi, içeri girdi. Ölen kızımın oyuncak bebeğini alan Beyza, bebeğin kolunu ikiye ayırdı. Koştum tokat attım, orada öldü" dedi. Kızının ölümünü sanığın ağzından duyan anne Asuman ve baba Seyit Çökekoğlu, "Ne istedin kızımızdan" diyerek ağladı.
CESEDİ SOBADA YAKTIĞINI KABUL ETMEDİ
İfadesine devam eden sanık Kezban U., "Beyza'nın öldüğünü fark ettikten sonra ne yaptığımı bilmiyorum. Çocuğa karşı hiçbir düşmanlığım yoktu, her şey üst üste geldi" şeklinde konuştu. Mahkeme heyetinin 'Poliste cesedi sobada yaktığını söylemişsin, ne diyorsun?' sorusunda Kezban U., "Ne yaptığımı hatırlamıyorum ama öldürdüm biliyorum" cevabını verdi. Sanık, daha sonra kendi yazdığı ve içinde savunmasının yer aldığı mektubu mahkeme heyetine verdi. Mahkeme, Adli Tıp'tan raporların beklenilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Duruşmada sürekli ağlayan Kezban U., duruşma çıkışında Beyza'nın annesi 5 aylık hamile Asuman Çökekoğlu'nun tepkisiyle karşılaştı. Anne Asuman Çökekoğlu sinir krizi geçirerek bayılırken, sanık da, "Keşke ölseydim" diyerek bayıldı. Konya'nın merkez Meram ilçesinde 30 Nisan sabahı evlerine yüz metre uzaklıktaki marketten ekmek ve yumurta alan 4 yaşındaki Beyza Çökekoğlu, dönüşte kaybolmuştu. Konya Cinayet Bürosu dedektiflerinin 33 gün süren çalışmasının ardından "Beyza'yı evinin önüne kadar bıraktım" diyen ve aramalara katılan komşu Kezban U.'nun çocuğu öldürerek sobada yaktığı kanaatine varılmıştı. 2 çocuk annesi Kezban U., 25 Aralık 2008 tarihinde ölen kızı sebebiyle Beyza'yı kıskanıp çocuğu kaçırdıktan sonra kızının oyuncaklarıyla oynamadığı için öldürdüğünü itiraf etmesinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. (İHA)
AK Parti'den sürpriz
AK Parti anayasa değişikliği için düğmeye bastı. AK Parti, anayasa değişikliklerinin referanduma götürülme süresini 120 günden 45 güne çeken bir yasa teklifi hazırladı. AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, "Anayasa Değişliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun'da" değişiklik içeren bir yasa teklifi hazırladı. Teklifle söz konusu yasanın 2. maddesindeki "Anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulması, ilgili Anayasa değişikliği Kanunun Resmi Gazetede yayımını takip eden yüzyirminci günden sonraki ilk Pazar günü yapılır" hükmü değiştiriliyor. Bu maddedeki 120 günlük süre 45 güne çekiliyor. Teklif ile ayrıca, yabancı ülkelerdeki Türk vatandaşlarının halk oylamasında oy kullanma süreleri de 40 gün 15 güne indiriliyor.
"GÜNCELLİĞİ ESKİTİYOR..."
Bozdağ'ın hazırladığı yasa teklifinin gerekçesinde, anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulma süresinin uzun olduğu belirtildi ve "Anayasa değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması için öngörülen bu süre, değişiklik konusunda doğru ve çoğul bilgilere erişim ve kanaat oluşumu için gerekli olan sürenin hayli üstündedir ve halkoylamasının güncelliğini eskitecek kadar uzundur. Toplum bu kadar uzun süre halkoylamasına yoğunlaştırmanın rasyonel demokrasi ilkeleri ile de bağdaşır yanı yoktur" denildi.
AYNI GİRİŞİM ANAP DÖNEMİNDE DE YAPILMIŞTI
Öte yandan, Anayasa Değişliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun'da aynı değişiklik 1988 yılında ANAP döneminde de yapılmak istendi. Söz konusu yasaya eklenen geçici bir madde ile anayasa değişikliğinin referanduma sunulmasını düzenleyen süre 120 günden 40 güne, yabancı ülkelerde yaşayan vatandaşların oy kullanma süresi de 40 günden 10 güne indirilmişti. Dönemin Başbakanı Turgut Özal, bu değişiklikle birlikte, yerel seçimlerin öne alınmasını ön gören anayasa değişikliğini 40 gün içinde referanduma götürmüştü. Ancak, referandumda Özal düş kırıklığına uğramış "hayır" oyları yüzde 65.01, "evet" oyları ise 34.99 çıkmıştı. Böylece, yerel seçimlerin öne alınmasına ilişkin anayasa değişikliği referandumda reddedilmiş, yerel seçimler de normal süresinde yapılmıştı.
ANAYASA'DA REFERANDUM
Anayasa'nın 175'inci maddesinde referandum şu şekilde düzenleniyor: "Anayasanın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, bu maddedeki kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tâbidir. Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Meclis, geri gönderilen Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir. Meclisce üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanun, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmî Gazetede yayımlanır. Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Halkoylamasına sunulmayan Anayasa değişikliğine ilişkin Kanun veya ilgili maddeler Resmî Gazetede yayımlanır. Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların yürürlüğe girmesi için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olması gerekir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu Kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasanın değiştirilen hükümlerinden, hangilerinin birlikte hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar. Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü tedbir alınır."
Meclis'te düello
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı ''başından beri komik bulduklarını'' belirterek, ''Sayın Arınç, kozmik odaya kozmetik oda dediniz mi demediniz mi?'' diye sordu.
Kılıçdaroğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın ''Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması için öngörülen 120 günlük süreyi, 45 güne indiren yasa teklifi verdiğinin'' anımsatılması üzerine, anayasaların ciddi belgeler olduğunu ve değiştirilmesinin özel prosedüre tabi olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, toplumsal uzlaşma sağlanmadan anayasa değişikliği yapmanın doğru olmadığını belirterek, ''Ama AKP anayasayı da diğer yasalar gibi yol geçen hanına döndürdü. 120 günü getiren kim? AKP. Halka götüren kim? Yine AKP. Olay kabul edildi. Şimdi AKP bundan vazgeçiyor. Niçin vazgeçiyor? Sayın Bekir Bozdağ, 'halkımız daha bilinçli oy kullansın diye 120 günü 45 güne indiriyoruz', diyor. Halkın bilincine niye güvenmiyorsunuz? Böyle bir gerekçe olabilir mi? Çocuk mu kandırıyorsunuz. Bunlar erken seçimin işaretleridir'' şeklinde konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu, ''Bülent Arınç ile polemiğe girmiş durumdasınız. Arınç ile bir düello yaşanabilir mi?'' sorusuna da, ''Benim açımdan bir sakınca yok. Kendisi kabul ederse niçin olmasın'' karşılığını verdi.Kılıçdaroğlu, bir başka soru üzerine ise her partinin, gelinen noktada, kendisini erken seçime endekslemek durumunda olduğunu söyledi. (AJANSLAR)
Bahçeli seçim tarihi verdi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Toplumun her kesiminde yaşanan vahim gelişmeler Türkiye'nin AKP zihniyetini ve yönetimini daha fazla taşıyamayacağını; siyasal, sosyal ve ekonomik gidişat millet iradesinin tazeleneceği seçim sandığını işaret etmektedir'' dedi.
Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından yaptığı yazılı açıklamada, 2009 yılının AK Parti hükümeti için ''irade ve meşruiyetini tamamen kaybettiği bir yıl olduğunu'' iddia etti.Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu ağır tabloyu daha fazla taşımasının imkanı kalmadığını savunan Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
''Siyasal, sosyal ve ekonomik gidişat, millet iradesinin tazeleneceği 'seçim sandığını' işaret etmektedir. Bu itibarla, 2010 yılının ilk toplantısını yapan MHP Merkez Yönetim Kurulu, toplantı tarihi olan 7 Ocak 2010 tarihini AKP'nin yedi hüzmeli ampulünün '7-K'sından kurtuluş günü' olarak ilan etmiştir. Önümüzdeki dönem, Türkiye için AKP iktidarından bir kurtuluş fırsatı, MHP'liler ve Türk milliyetçileri için yeniden yükseliş ve ülke yönetimine gerçek anlamda ve tek başına talip olma imkanı sunmaktadır. Bu tarihi toplantı bu yönüyle Adalet ve Kalkınma Partisi'nden kurtulmanın ve MHP'nin iktidarıyla kucaklaşma inancının kararı ve kararlılığı olmuştur.
Zamanında yapılması halinde 556 gün sonra, 17 Temmuz 2011'de veya bugün olgunlaşmış siyasal sürecin zorladığı 2010 yılı sonbaharında yapılması muhtemel olan milletvekilliği genel seçimlerinde bugün itibarıyla, 'tek başına iktidar' hedefi ile yola çıkılmıştır.Bu tarihten sonra bütün siyasi hazırlıklar, olağanüstü şartlar yaşamaya başlayan ülkemizde ihtiyaç duyulacak her an seçime girilecek ve iktidara ulaşılacak hazırlık, eğitim, donanım ve teşkilat yapısına yönelik olacaktır.'' AJANSLAR
"O eylemi yapması normal"
Afganistan'da CIA üssüne düzenlediği saldırıda 8 kişinin ölümüne neden olan intihar bombacısı Mulal El Balavi'nin Türk eşi Defne Bayrak, "O eylemi yapması garipsenecek bir şey değil. Onu çok seviyorum, inşallah şehittir" dedi.
İntihar bombacısı eşinin eylemi ile bir anda dünya gündemine oturan Defne Bayrak, Fatih'teki Mazlumder'i ziyaret etti. Üzgün olduğu gözlenen Bayrak, ziyaret sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Eşinin böyle bir eylem yapmasını beklemediğini anlatan Bayrak, "Çünkü eşim oraya okumaya gitmişti. Daha sonra orada çalışmaya başlamıştı. En son konuşmamız 1.5 ay önceydi. İnternet üzerinden de 10 gün önce görüşmüştük. Gayet normaldi ve Türkiye'ye gelecekti" diye konuştu. Eşi Mulal El Balavi'nin böyle bir eylem yapmasının garipsenecek bir şey olmadığını savunan Bayrak, konunun bu kadar gündeme gelmesinin nedeninin olayın içinde CIA ve Ürdün istihbaratının yer alması olduğunu söyledi. Bayrak, "Burada da yapılacak tahmin onları kullanıyor olması. Eşimin ajan olduğuna inanmıyorum. Ajan olacak fikirleri yoktu. Allah eşime rahmet eylesin, onu çok seviyorum. İnşallah şehittir" şeklinde konuştu. Bayrak açıklamalarının ardından dernekten ayrıldı.
Meclis'te Savarona yatı sorusu
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a, iş adamı Kahraman Sadıkoğlu'na 49 yıllığına kiralanan ''Savarona'' yatıyla ilgili bir çalışmalarının olup olmadığını sordu.
Köktürk, Günay'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu yazılı soru önergesinde, ''Savarona'' yatına ilişkin basında çıkan haberlere değindi.
Büyük önder Atatürk ve Türkiye'nin tarihsel mirasının, basında bu şekilde haberlere yansımasından, Kültür Bakanı olarak üzüntü ve sorumluluk duyup duymadığını öğrenmek isteyen Köktürk, önergesinde şu soruları sordu:
''Mustafa Kemal Atatürk'ün hatıratının özel şahıslara satılması ve bu hatırat ile ilgili olanların konuyu bir maliyet perspektifi açısından değerlendirmeleri karşısında Bakanlık olarak düşünceleriniz nelerdir? Savarona yatının yeniden edinilmek suretiyle müzeye dönüştürülmesi veya tarihsel konumuna uygun değerlendirilmesi yönünde Kültür Bakanlığı olarak bir çalışmanız olacak mıdır?''
SEVGİLİSİYLE BARIŞMAK İÇİN ÖLDÜ
Kayseri'de arkadaşını tabancayla vurarak öldürdüğü gerekçesiyle yakalanan şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. E.E.'nin ifadesinde, "Hüseyin Erdoğan, 'Beni silahla ayağımdan yaralayın. Böylelikle sevgilim bana acır ve barışma teklifimi kabul eder' dedi. Ben de yaralamak için ayaklarına sıktım" dediği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre Hüseyin Erdoğan (28) isimli şahıs, 22 Aralık'ta Talas ilçesinde bir otoparkta bacağından tabancayla yaralanmış, ambulansla kaldırıldığı hastanede kan kaybından hayatını kaybetmişti. 15 günlük çalışmanın ardından, suçu işlediği gerekçesiyle E.E. ile A.E. isimli şahıslar polis tarafından gözaltına alınmıştı. Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgularında, şahıslar olayın, "Sen fazla içtin, ben az içtim" tartışmasından kaynaklandığını söylemişti. Adliyeye sevk edilen zanlılardan E.E.,"tabancayla adam öldürmek" suçundan tutuklanmıştı. Mahkemede verdiği ifadesinde cinayeti kasıtlı işlemediğini söyleyen E.E.'nin, "Hüseyin ile çocukluk arkadaşıyız. Sevgilisinden ayrıldığı için moralinin bozuk olduğunu öğrenince Hüseyin'i evinden aldık, kafası dağılsın diye parka gittik. Burada alkol alıyorduk. Bana sevgilisiyle barışmak için bir şeyler yapmak istediğini söyledi. Sonra da, 'Beni bacağımdan vur. Böylelikle sevgilim bana acır ve barışma teklifimi kabul eder' dedi. Ben de yapmak istemedim ancak ısrar sonucu alkolün de etkisiyle dayanamayıp sol bacağına tek el ateş ettim. Daha sonra paniğe kapılıp diğer arkadaşım A.E. ile birlikte olay yerinden kaçtık" şeklinde ifade verdiği öğrenildi. Hastanede yapılan otopside, Hüseyin Erdoğan'a isabet eden kurşunun ana damarı kopardığı belirlenmişti. (İHA)
Edirne'de bir kişi tutuklandı
Terör örgütü propagandası yaptıkları gerekçesiyle tutuklanan 5 kişiye destek vermek amacıyla İstanbul'dan gelen ve kente girişlerine izin verilmediği için Babaeski'de bir tesiste bekleyen grupta yer alan Yürüyüş Dergisi muhabiri Serdar Polat, tutuklandı.
İstanbul'daki bir olay nedeniyle yakalama müzekkeresi bulunan Yürüyüş Dergisi muhabiri Polat, eylemcilerin beklediği tesiste jandarma tarafından öğle saatlerinde gözaltına alınmıştı.
Polat, çıkarıldığı mahkemece ''Terör örgütü propagandası yapmak'' suçundan tutuklanarak, Babaeski Cezaevi'ne gönderildi. (AA)
Roman vatandaşlar ilçe değiştirdi
Manisa'nın Selendi ilçesinde iki gün önce yaşanan olayların ardından 76 Roman vatandaş, Gördes ilçesine sığındı. Selendi'de ev ve arabaları yakılan 18 ailenin fertlerinin, Gördes'in Hüseyni Baba Mahallesi'nde yaşayan Romanların evlerinde misafir kaldığı öğrenildi.
Mağdur vatandaşların, istedikleri bir ilçeye yerleştirileceğini ifade eden Gördes Şen Romanlar Derneği Başkanı Seyfettin Budak, "İnşallah bu tür olaylar Türkiye genelinde yaşanmaz." dedi. Roman kardeşlerinin Selendi'de istenmeyen bir olay yaşadığını belirten Budak, iki gündür evlerinde misafir ettiklerini söyledi. Türk vatandaşı olarak böyle bir olayı kimsenin istemeyeceğini vurgulayan Dernek Başkanı Budak, Manisa Valisi Celalettin Güvenç'in, evi ve arabaları yananlara en kısa zamanda prefabrik ev yapılması konusunda söz verdiğini söyledi. Kanayan yaraların kısa sürede sarılacağını belirten Seyfettin Budak, her zaman devletin güvencesi altında olduklarını ifade ederek, "Devletimize güveniyoruz. Bizi mağdur etmeyeceklerine inancımız tamdır. Bu dar günümüzde yanımızda oldukları için Manisa Valimiz ve tüm protokole teşekkür ediyoruz." şeklinde konuştu.
Türkiye'de Romanların en alt fakir tabaka olduğunu ve kendilerine el uzatılmasını istediklerini söyleyen mağdur vatandaşlar da, "Devletimizden yardım bekliyoruz. Yakılan evlerimizin yerine kalacak bir ev veya prefabrik yapı istiyoruz." dedi.
Bu arada Derneği Başkanı Budak ve Gördes'e sığınan Roman vatandaşlar, Gördes Kaymakamı Davut Gül'ün yerine vekaleten bakan Demirci Kaymakamı Yalçın Sezgin, Gördes Belediye Başkanı Muhammet Akyol ve İlçe Emniyet Amiri İsmail Konuk ile Belediye Kültür Sarayı'nda bir toplantı yaptı. (CHA)
"TECAVÜZCÜ PROFESÖR ÜNİVERSİTEDEN KOVULDU"
Eski kız arkadaşına tecavüzden yargılanan ve hapis cezasına çarptırılan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. H. A.'nın üniversiteyle ilişiği kesildi. Halen aranmakta olan H.A., Profesör kadrosunda bir gün bile çalışamadan öğretim üyeliğine son verildi. H.A., Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde meslektaşı olan eski kız arkadaşına tecavüz suçundan 6 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmış, cezası Yargıtay tarafından onanmıştı. Cezası onanmadan önce rapor alan daha sonra da yıllık iznini kullanarak kayıplara karışan H.A.'nın üniversite ile ilişiğinin kesildiğini DEÜ Rektörü Prof.Dr. Mehmet Füzün açıkladı. Füzün, "Mahkemeden gelen hükümlülük kararı üzerine 25 Aralık 2009 tarihi itibariyle H.A.'nın üniversitemiz ile ilişkisi kesilmiştir" dedi. (İHA)
Cinsel taciz arttı mı?
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, ''temizlik işlerinin taşerona verilmesiyle okullarda cinsel taciz olaylarının artıp artmadığını'' sordu.
Arıtman, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, son zamanlarda okullarda çocuklara karşı cinsel istismar suçlarında artış görüldüğünü belirtti.
Basında bu konuda yer alan haberleri anımsatan ve bazı temizlik görevlilerinin tutuklandığını kaydeden Arıtman, şu soruları yöneltti:
''Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki kurumlarda temizlik işlerinin taşeron firmalara devredilmesiyle okullarda cinsel taciz olaylarının arttığını düşünüyor musunuz? Çocukların cinsel taciz ve tecavüze uğramalarını engellemek için herhangi bir çalışmanız var mı?''
KANDİL GRUBU SERBEST KALDI; PKK PLANI YATTI
(ÖZGÜR CEBE)
EĞİTİMİNİ TÜRKİYE'DE TAMAMLAMAK İSTİYORDU
MERMİYE SERİ İNCELEME
"Kozmik oda" soruşturmasını yürüten hâkim ve savcıya gönderilen mermilerin Abidinpaşa'da bir kargo şirketinden gönderildiği ortaya çıktı. Kargo çalışanı "zarfları 'avukatım' diyen bir kadın teslim etti" dedi.Seferberlik Ankara Bölge Başkanlığı'nda arama yapan 11. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimi Kadir Kayan ile Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili'ye gönderilen mermilerle ilgili emniyetin çalışması sürüyor. Araştırma sonucunda mermilerin bir kargo şirketinin Ankara Abidinpaşa'daki şubesinden gönderildiği ortaya çıktı. Kargo şirketi çalışanı, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerine, kendisini avukat olarak tanıtan bir kadının, "Hakim ve savcılara yeni yıl hediyesi olarak cep telefonu göndereceğim" diyerek, cep telefonu kutularını zarflara koyarak, teslim ettiğini aktardı. "Bir avukatın hakim ve savcıya yeni yıl hediyesi gönderebileceği" düşüncesiyle cep telefonu kutusunu kontrol etme gereğini duymadığını söyleyen kargo çalışanı, kadının eşkalini, kısa boylu, uzun saçlı ve beyaz tenli olarak verdi.
PARMAK İZİ ÇIKMADI
Kargo için gönderici adresi olarak yazılan Ulus'taki avukatlık bürosu ve adresin de gerçek olmadığı belirlendi. Kargo şubesinde güvenlik kamerasının bulunmaması, "araştırma yapıldığına ve özellikle seçildiğine" işaret olarak değerlendirildi. Mermileri kimin getirdiğine ilişkin ipucu bulabilmek için polis ilk önce parmak izi incelemesi yaptı. Ancak Kalaşnikof tüfeğine ait mermilerde parmak izine rastlanmadığı öğrenildi.
'Özel Kuvvetler'in gayrimeşru silahıydı'
"RUHSATLARA İPTAL BİNAYA İSE YIKIM"
(Erhan ÖZTÜRK /HABER MERKEZİ )

ÖĞRENCİLERE 'NASIL LOBİ YAPILIR' DERSİ
Öğrenim için gittiğiniz yerlerde aynı zamanda Türkiye'nin birer misyon şefi olacaksınız. Birer başkonsolos, büyükelçi gibi çalışacaksınız. Bunun da çok önemli bir vazife olduğunu hatırlatmak istiyorum. Ülkenizin tanıtım elçisi gibi görev yapmanız gerekiyor.
Türkiye adına oluşmuş önyargıları yıkmak, Türkiye'yi tarihiyle, kültürüyle, dünya mirasına sağladığı katkılarla tanıtmak, özellikle ülkemizin son dönemde kaydettiği küresel başarıları aktarmak göreviniz olmalıdır.
Gittiğiniz ülkelerde vatandaşlarımıza soydaşlarımızla dayanışma içinde olmanız da son derece önemlidir. Oralarda milli meselelere sahip çıkınız. Milli günlerimizi hep birlikte coşku içinde kutlayınız. Gündemi takip ederek uluslararası haklı tezlerimizi savununuz.
Bu milletin sizden büyük beklentileri var. Bunları heba etmeyeceğinize inanıyorum. Geri dönünce, ülkemiz milletimiz için en iyisini yapacağınıza biliyorum. Ülkemizin ücra köşelerinde bilginiz görgünüz sevginiz ve azminiz yeni ışıklar yakacak ve oradaki yavrularımızı bizlerin umudu haline getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu ülkenin, bu milletin sizden büyük beklentileri var. Tecrübelerinizi milletimize insanımıza kazandırmak için ahde vefa içinde hareket edeceğinize inanıyorum. Ülke, millet olarak sizlere inanıyor, güveniyoruz. Bu büyük mesuliyeti hakkıyla taşıyacağınızı biliyoruz. 
"BAYKAL 'ÇİKOLATA' DERDİ"
CHP Lideri Deniz Baykal'ın, Seferberlik Ankara Bölge Başkanlığı'nda yürütülen aramalarla ilgili, "Kozmik soruşturmanın içinden kozmik patates çıkıyor" sözleri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yanıtıyla polemiğe dönüştü. Baykal'ın açıklamalarına dün hastane açılışında yanıt veren Arınç, "Böyle bir konuda Ergenekon iddiasıyla açılmış bir dava için iki senedir işi sulandırmak, boyutlarını küçültmek için çaba sarf eden bu siyasetçiler, şimdi şahsımla ilgili olduğu söylenen ama bağlantıları itibariyle belki başka olayların habercisi olacak konu üzerinde yine aynı görevi yapmaya çalışıyorlar. Bir siyasetçi 'Kozmik odadan kozmik patates çıktı' der mi? Milleti güldürdüğünü zannediyor. Emin olun 70 milyon Sayın Baykal'a gülüyor" dedi.
CHP LİDERİNDEN JET YANIT
Arınç, Baykal'ın bu açıklamaları karşısında önceki gün hâkim ve savcılara gönderilen mermilerin de farklı yorumlanması gerektiğine ilişkin ironi yaptı. Arınç, şunları söyledi : "Eminim size çizgisi düzgün bir siyasetçi ise yanlış olduğunu bile bile söylemesi lazım; kozmik odadan kozmik patates çıkıyorsa 'bunlar da aslında mermi falan değildir, bunlar aslında çikolatadır mermi şekline sokulmuştur, yeni yıl hediyesi olarak savcı ve hâkime gönderilmiştir' bunu söylemesi gerekir. Arınç'ın sözlerine yanıt vermekte gecikmeyen CHP lideri Baykal ise, "Arınç'ın sözleri kendi üslubu. Öyle anlaşılıyor ki hükümet bu olayı polemiklerle idare etme anlayışındadır. Hükümet güven verici tavrı sergilemiyor. Birbiri ardına sahiplendiği iddialar fos çıkıyor" dedi. "Bir an önce hukuku işletmek lazımdır" diyen Baykal, şunları ifade etti : "Benim değerlendirmem işi yönlendiren bir karargâhın olduğudur. "Ne Danıştay kalır ne Arınç kalır" demişti. Gerçekten büyük olaylar oldu. Bekleyip gerçekleri görmek lazım. Bugüne kadar birçok gerçeği göremedik. Islak imzanın, sarı zarfın gerçeğini göremedik. Komutanlara yönelik suikast iddialarının gerçeğini göremedik. Türkiye'de aydınlığa kavuşturulması gereken çok şey var. Allah günahlarını affetsin." ANKARA
ŞAHİN'DEN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ MESAJI
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Türkiye gündemine 10-12 maddelik kısmi bir Anayasa değişikliği gündeme gelebileceğini söyledi. Memur Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu'nu kabul eden Şahin, sendikal faaliyetlerle ilgili yasal eksiklikler olduğunu belirterek şöyle dedi: "Anayasanın ilgili maddelerinde değişiklik yapılarak 'işçiler' yerine, 'çalışanlar' ibaresini koyduğumuzda bu ayrım kalkacaktır. Üzerinde çalışılan yeni anayasa taslaklarında buna benzer değişiklik düşünceleri olduğunu da biliyorum."
GERİLİM SINIRDA
Edirne’ye sokulmayan 150 kişilik grup basın açıklaması için direniyor. Sınırda bekletilen grup, “Biz PKK’lı değiliz, ‘ABD defol bu vatan bizim’ sloganımız” diyerek direniyor “Bölücü örgüt mensupları şehre geliyor” dedikodusu tutmuş. Edirnelilerin çoğu “Şehrimizi bir avuç vatan hainine yem etmeyiz. PKK’lıların geleceği varsa göreceği de var” diyor
TEM yolunda Edirne- Kırklareli il sınırında bir dinlenme tesisindeyiz. Saat 01.00 suları. Gecenin ayazı kalın montlarımıza soğan zarı muamelesi yapıp beter soğuğuyla yakıyor bizi. Titreyişimize sebep olan bu eksi sühunet, kanı kaynayan bir grup gence tesir etmiyor sanki. Onlar az ötemizde, boş TIR parkının göbeğinde ya kalabalık voltalar atıyor ya da 3'lü 5'li gruplar halinde 'vaziyet değerlendirmesi' yapıyor. Dışarısı gibi içerisi de kalabalık. Orada da bitiştirilip uzunlaştırılmış masalarda sohbet eden, durum muhasebesi yapan, hayata dair her konudan konuşup sonunu burada mevcut pozisyonlarına getiren genç kızlar, delikanlılar, tek tük orta yaş ve üstü insanlar var.
DEMOKRATİK HAK
Bu kadro kendisini "HALK CEPHESİ" olarak adlandıran 150- 200 kişiye yakın bir kadro. Edirne'de olup biten "malum olaylara" sebep olan basın açıklaması yapma isteğinde direnen kadro yani. Önce tedirgin, mesafeli yaklaşıyorlar bize. Sonradan avukatlarının da dâhil olduğu yönetici kadroyla temas sağlıyor bir kenara çekilip konuşuyoruz.
Geçen gün otoyol turnikelerinde oldukça haşin davranış gördünüz. Gaz, cop, taş üzerine şimdi de soğuk, uykusuzluk, yorgunluk ve belirsiz bekleyiş. Ne olacak peki? - Biz demokratik haklarımızı kullanıp Edirne'ye girmek, basın açıklamamızı yapmak istiyoruz başından beri. Neden engellediklerini de anlayamıyoruz
İzin verilemezse ne yapacaksınız? - Beklemeye devam edeceğiz. Vali küçük bir grubun otogara gelip açıklama yapmasını önerdi
Fena mı bu teklif? - Burada günlerdir demokratik haklarını kullanmak isteyen hangi arkadaşa "sen gelme geri dön" diyebiliriz ki?
Şehirde PKK'lı teröristler geliyor lafı yaygın. - Bunu biliyoruz. Bizim PKK ile bir ilgimiz yok. "Amerika defol, bu vatan bizim" diyoruz sadece. Esas vatan hainliği emperyalizme karşı olmamaktır.
Sizi kente sokmama emri alan polis eninde sonunda gelip dağıtır diye düşünmüyor musunuz? - Bunu defalarca denediler. Yine direniriz.
Otobüsleriniz özel firmaların, şahısların malı. Şoförler "yeter artık çocuklar. Dönelim" demiyor mu? - Yaşadıklarımızı görünce onlar da bize hak veriyor.
Bu tesisin sahipleri tedirgin mi peki? - Sanırız tedirginler. Burayı bir an önce terk etmemizi ima ediyorlar. Bir olay çıkacak diye endişeleri var.
Bu sıcağa kar dayanmaz. 200 kişiye yakın genç insana yiyecek içecek ve diğer ihtiyaçları için destek nereden? - Sivil toplum örgütleri ve her yerdeki arkadaşlarımızın desteği ve bağışlarıyla sürüyor eylemimiz. Kumanya bulmakta zorlandığımız oluyor. Suyu bile 7-8 kilometre ötedeki Havsa'dan aldık ilk günlerde.
KIZINI ALAN ANA
Satırlarımı öğlen vakti yazıyorum. O gençlerin bulunduğu dinlenme tesisinden. Bir anne kızını televizyonda eylemcilerin arasında görüp almak için Edirne'ye geldi, izlemişsinizdir. Bu halin kendi içindeki çarpıcılığı bir yana bu gençlerin aslında kim olduğu ya da "Kimler olmadığını" iyi anlatıyor. Eylem ortasında yetişen annesi tarafından grubun içinden alınıp götürülen bir PKK'lı düşünebiliyor musunuz? Bu arada annenin grup sözcüsü avukat hanıma "Kızımı size bırakayım da dağa çıkarın değil mi?" mealinde sözleri de kara mizah gibi. Analar dağa gitmesine, polis şehre girmesine izin vermiyor bu gençlerin. Ne dağ, ne şehir, kim bilir belki de o yüzden "sınırdalar".
(SAVAŞ AY)
'VİCDANİ RET'ÇİLER POLİSLE ÇATIŞTI
ANKARA'DA askere gitmek istemediği için eylem yapan 15 eylemci gözaltına alındı. Mithatpaşa Postanesi'ne gitmek için toplanan göstericiler pankart açarak yürüyüşe geçti. Emniyet yetkilileri göstericilere yürüyüşe izin vermeyeceklerini belirtti. Polis ile grup arasındaki tartışma bir süre sonra arbedeye dönüştü. Yere yatırılan ve plastik kelepçe takılan 15 eylemci gözaltına alındı. ANKARA