Spor yazarı Yalın Gökyar, sabah.com.tr için üç büyüklerin forvetini ayrıntılı olarak masaya yatırdı. Saha içindeki hallerini, top hakimiyetlerini, davranışlarını, hız, performans ve topsuz alan zekalarını kıyasladı. Yetmedi bir de puan verdi. Bakın bakalım Jo-Guiza-Bobo kapışmasından Gökyar nasıl bir sonuca vardı.
Jo - Guiza- Bobo
Türk futbolunun üç büyüğünün ileri uçlarında mücadele eden ve kendilerinden beklenenle ortaya konan performans arasında ciddi farklar olduğu düşünülen bu üçlüyü yakından inceliyoruz.
JO
Klasik bir santrfor -striker- olmadığı kesin. Sırtı dönük top indirip servis yapması, uzun boyuna rağmen iyi derecede diyebileceğimiz her iki ayaklı top kontrolü ve kullanımı ve sempatikliği (sadece Türkiye'ye özgü bir kriter olmalı) artıları. Gol bölgelerinde gereken zamanda gereken yerlerde bulunamayışı, uzun boyuna rağmen kafa gollerinin çok az olması ve Moskova günlerinden kalma gece hayatına düşkünlüğü ise negatif yönleri olarak dikkat çekiyor. Daha önünde uzun bir futbol hayatı var, sürekli oynayacağı bir takımda santrfor yanında yardımcı forvet olarak görev alması durumunda milli takım kapısı ona tekrar açılabilir.
GUİZA
Her ne kadar kabus dolu günler geçirse de bu üçlü içinde en oturmuş santrfor karakterine sahip olanı diyebiliriz rahatlıkla. Dripling, sert şut ve alan boşaltma özellikleri aslında komple bir forvet oyuncusu olduğunun en basit göstergeleri. Çok basit goller kaçırması, duygusal yapısı ve karmaşık özel hayatı ise belli başlı negatif özellikleri olarak gözüküyor. Her ne kadar Türkiye'de kıymeti bilinmese de Avrupa'da, hiç olmazsa İspanya'da bir piyasası olduğu kesin, bu nedenle Fenerbahçe'nin, sezon sonu gönderilmesine kesin gözüyle bakılan Guiza'dan kalan sayılı haftalarda yararlanmaya çalışması, hem devam eden şampiyonluk yarışındaki iddiasını sürdürebilmesi hem de sezon sonu iyi bir paraya alıcı bulabilmesi açısından en akıllı yol olarak gözüküyor.
BOBO
Türkiye'de 4 sezonu geride bıraktı, kendine çok şeyler kattığını düşünüyor, ailesiyle İstanbul'un keyfini çıkarıyor olabilir ama bana göre bir şekilde Premier Lig'e kapağı atabilse şimdiden efsane adayı olabilirdi . 25 yaşına rağmen oldukça tecrübe sahibi. Hava toplarındaki hakimiyeti, köşelere topları atabilmesi ve atletik yapısı biz Türk futbolunun sakinleri olarak farkında olmasak ta aynı anda az bulunan özellikler. Denizli'nin tutarsız kadro seçimlerinin arada sırada kurbanı olmasının onu 2 senede ciddi olarak geri götürdüğünü düşünüyorum. Avrupa'nın önde gelen hocalarıyla çalışabilirse kendini çok çok daha geliştirme potansiyeline sahip. Mesela Milan'daki Boriello'dan hiçbir eksiği olduğunu düşünmüyorum.