Milli basketbolcu Kerem Gönlüm önce Dünya Basketbol Şampiyonası’nda ikincilik, ardından da kulübü Efes Pilsen’le Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kaldırdı. Başarılı spor yaşamının yanı sıra mutlu bir evliliği olan yıldız basketbolcu Kerem Gönlümve eşi Elif Gönlüm; Marie Claire dergisinin Kasım sayısında Zeynep Sipahi’nin sorularını yanıtladı..
Üç yaşında Keremcan isminde bir oğlunuz var. Hayatı ondan önce ve sonra diye ayıracak olsanız, ne gibi değişimler oldu? Elif Gönlüm: Keremcan hayatımdaki önemli bir dönüm noktası. Anne olmak, kendimi tanımama ve daha içime dönmeme neden oldu. Hassas, daha doğal ve anı yaşayabilen bir kadın oldum. Kendimden beklentilerim farklılaşmaya ve artmaya başladı. Daha önce hep kendimiz için bir şeyler yapıyorduk. Artık ona uygun hayat planlamaları yapıyoruz.
Kerem Gönlüm: Hayatımı hakikaten Keremcan’dan önce ve sonra diye ayırabilirim. Eşimin de söylediği gibi hayatımda dönüm noktası oldu. Sorumluluklarım çok daha fazla arttı. Başarımın sırrı, başta eşimin desteği olmak üzere Keremcan’ın dünyaya gelmesidir. İşime konsantre olmamı sağladı. İkinci çocuğumuz da olsun istiyoruz. 33 yaşındayım ve şu anki aklım olsa üçüncü çocuğumu da kucağıma almış olurdum.
“BABACIĞIM HOŞGELDİN”
Günümüz için erken denilebilecek bir yaşta anne olmuşsunuz. Zorlandığınız anlar oldu mu? E.G: 25 yaşındaydım ve henüz okulumu bitirmemiştim. Hamileliğimde eğitimime devam ettim ama Keremcan doğduktan sonra okulu dondurdum. Oğlum biraz büyüdükten sonra devam ettim ve İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum. Genç yaşta evlenmenin ve genç anne olmanın avantajları olduğu kadar; her şeyi bir arada götürmek gibi dezavantajları da oldu ama her şey bir yana, o bir yana.
Elif Hanım’ın yaptığı bir sürprizle baba olacağınızı öğrenmişsiniz. Neler hissettiniz? K.G: Hani ‘Anlatılmaz yaşanır’ denir ya, aynen öyleydi. Bir maçtan çıkıp eve gelmiştim. Kapıyı açtığımda karşımdaki aynanın üzerinde büyük, sarı bir pankart gördüm. Üzerinde “Babacığım evine hoş geldin. Ailemize huzur ve mutluluk getirmeye geldim” yazıyordu. Müthiş bir duyguydu. Hiç unutmuyorum; ertesi gün Barselona ile bir maçımız vardı; 17 sayı atmıştım!
OĞLUMUZ KEREM’İN CANI
Oğlunuzun isminin sizinle ilgisi var mı? K.G: Aslında eşim ismini Kerem koyalım istiyordu. E.G: Eşim gerek yaradılış özellikleriyle, gerekse aile eğitimiyle çok takdir ettiğim ve oğlumda görmek istediğim tüm özellikleri taşıyan biri. Oğlum olursa onun devamı olsun, adı da Kerem olsun istedim ama sonra sadece babasının adını taşırsa, ona bir sorumluluk yüklenecek diye düşündük. “Kerem Gönlüm ismini devam ettir, sen de basketbolcu ol” hissini vermek istemedik. Bu yüzden babasının adını da içeren Keremcan ismini verdik. Kerem’in canı anlamında.
KIZ ÇOCUK DA İSTERİZ
Sizin gibi başarılı bir sporcu olmasını istiyor musunuz? K.G: Keremcan doğduğundan beri basketbolun içinde. Sürekli annesiyle birlikte maçlara geliyor. Tezahürat yapmaya başladı. “12 dev adam, birisi benim babam” diye tezahürat yapıyor. Anaokulunda arkadaşlarını organize edip ‘12 Dev Adam’ şarkısını söyletiyor. Hangi spor dalı yeteneklerine uygunsa ona yönlendiririm.
E.G: Sporcu olmayı seçerse, spor camiasında babasının bir ismi olması onun için bir avantaj olacak. Bunu zorla yaptırmayacağız ama aktivite olarak başlatmayı düşünüyorum. Çünkü üç ile altı yaş arasındaki çocukların enerjisini biliyorsunuz. O enerjiyi doğru yere yönlendirebilmek için spor hayatına başlatacağım.
Kız çocuk da ister misiniz? K.G: Kız ya da erkek çocuk diye evlat ayrımı yapmak istemiyorum ama eşim ve annem için kız çocuğum da olsun isterim. E.G: Bir anne kız çocuğuna hayır der mi? Annelerimizin bize ne kadar destek olduklarını bildiğim için bir kız evladı yetiştirebilmenin hazzını da yaşamak isterim.
ALDIĞIM CEZA BANA BÜYÜK ŞANS OLDU
Aldığınız ceza nedeniyle basketbola bir yıl ara verdiniz. Neler hissettiniz o zaman? K.G: “Her şerde bir hayır var” derler ya, bence bu çok doğru. Bir yıl ara verdim basketbola ama bu ara benim için çok hayırlı oldu. Basketbol ömrümün uzaması, onu özlemek, ayrıca dinlenmek ve kendimi geliştirmek açısından bana çok yaradı. Açıkçası oğluma ve eşime doydum. Tabii ki zor günler de geçirdik ilk başta ama bir yıl aradan sonra ilk maçımın Dünya Şampiyonası’na denk gelmesi çok büyük bir şans oldu. Dünya ikincisi olduk. Zaman geçtikçe ne kadar büyük bir iş başardığımızı görüyoruz.
ÇOK ÜZÜLDÜK
“Keşke şampiyon olsaydık” dediniz mi? K.G: Koçumuz Tanjevic bize maçtan sonra; “Amerika’nın olmadığı diğer dünyanın şampiyonuyuz” dedi. Hakikaten de öyle. Takım olarak çok buruk bir sevinç yaşadık aslında. Finale kadar gelip şampiyon olamayınca üzüldük.
YANINA GİDEMEDİM TELEFONUN
Tanışma hikayenizi anlatabilir misiniz? E.G: Havaalanında tanıştık. Bir markanın tanıtımında görevliydim. Eşim de deplasmana gidiyordu. Ben görmemiştim, ilk o beni görmüş. Elif Hanım’ı gördüğünüz anda aşık oldunuz anladığım kadarıyla... K.G: Evet... Ben gidemedim yanına ama telefonunu buldum. E.G: Arkadaşlar vasıtasıyla tanışma fırsatı oldu. Oradaki ilk intiba her şeyi özetledi zaten.
İlk ne düşündünüz o an? Evleneceğinizi hissetmiş miydiniz? K.G: Enteresandı. İnsan hissediyor böyle şeyleri. Eşimle ilk yemeğimizin hemen ardından bir arkadaşıma “Galiba evleneceğim kızı buldum” dedim. Bu daha ilk buluşmamızdı, yani çok fazla zaman da geçirmemiştik bir arada. Hislerime güveniyordum. O daha 18 yaşındaydı. Ben de 23 yaşındaydım. Evleneceğimizi hissetmiştim.