İBRAHİM ALTAY
Son altı Osmanlı padişahının ve Atatürk’ün tarihi saraylardaki yaşantısına ışık tutan Saray Koleksiyonları Müzesi, Dolmabahçe Sarayı’nda ziyaretçilerini bekliyor. Müzede 20 başlık altında 5 binden fazla eser sergileniyor
DOLMABAHÇE Sarayı’nın Beşiktaş Kampüsü’nde bulunan Matbah-ı Amire binası nihayet müzeye dönüştü. 1990 yılında Devlet Malzeme Ofisi tarafından TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na devredilen binanın müzeye dönüştürülmesi için ilk girişim 2006 yılında yapılmıştı.
İstanbul’da bulunan ve Osmanlı Devleti’nin son döneminde kullanılmış saraylardan toplanan 20 bin obje bu binaya aktarılmış, fakat objelerin doğru düzgün tasnif edilmemiş ve sergilenememiş olması dolayısıyla depo-müze karışımı bu bina beklenen ilgiyi görmeyip 2008 yılında kapanmıştı.
Milli Saraylar Daire Başkanlığı yöneticileri bu başarısız girişimden gerekli dersi çıkarmış olmalılar ki aynı mekanda bu defa daha iyi hazırlanmış bir müzenin kapılarını açtılar. Matbah-ı Amire binasının daha önce depo ve ofis olarak kullanılan alanları da dahil 2 bin metrekarelik bir alanı restore ettiler.
HEPSİ KULLANILMIŞ ESERLER
Saray Koleksiyonları Müzesi adı verilen merkezde sergilenen eserler Osmanlı Devleti’nin son 70 yılını yansıtıyor. 43 bin obje arasından seçilen 5 bin objenin hepsi Osmanlı hanedanı ya da misafirleri tarafından kullanılmış.
Üstelik bu objeler sadece Dolmabahçe Sarayı koleksiyonundan alınmamış; aralarında Aynalıkavak, Küçüksu, Ihlamur, Maslak kasırları ile Beylerbeyi ve Yıldız saraylarında kullanılan malzemeler de var. Müzede sergilenen eserlerin bazıları sipariş usulü ile yurtiçinde ve dışında yaptırılırken bazıları saraya hediye olarak gelmiş.
Özellikle II. Abdülhamid döneminde saray marangozhanesinde özel olarak üretilmiş tarihi eserler de yer alıyor. İşin ilginç yanlarından biri, İstanbul’a geldikçe Dolmabahçe Sarayı’nda kalan ve orada vefat eden Atatürk’ün de bu koleksiyonlarda yer alan parçaları kullanmış olması. Hatta Atatürk döneminde alınan bazı eserler bile var.
SOFRA ADABINI YANSITIYOR
Saray Koleksiyonları Müzesi, belirli ana konu başlıklarına göre bölümlere ayrılmış. Bunlar arasında ‘Sarayda Çocuk Olmak’, ‘Dini Yaşam’, ‘Hat Sanatı ve Yazı Takımları’, ‘Sağlık ve Kişisel Bakım’, ‘Yemek Takımları’, ‘Mutfak Araçları’, ‘İşlemeli Eserler’ gibi bölümler dikkat çekiyor.
Koleksiyon, şehzadelerin katı bir yatılı okul disiplininde yürütülen eğitimlerini, hanedan üyelerinin giyim kuşam zevklerini, padişahların ilgi alanlarını, sarayın sofra usul ve adabını yansıtması bakımından çok zengin. Bir diğer önemli konu ise saraylarda kullanılan teknoloji... Sergilenen objeler arasında bulunan birinci kuşak sinema makinesi meraklıları için bir ipucu olabilir. Dolmabahçe’ye Atatürk döneminde alınan ve Türkiye’de ilk olduğu sanılan elektrikli ısıtıcı bir başka şaşırtıcı obje...
MÜZEDE YOK YOK
* Şehzade ve prensesler tarafından kullanılmış kıyafetler, oyuncaklar, el işleri.
* Padişahlar tarafından kullanılmış yazı takımları, mühürler, kitabet gereçleri.
* Meclis-i Mebusan ve ilk TBMM’de kullanılmış yazı takımı örnekleri.
* İlaç sandığı ve ilaçlar, romatizma şok cihazı, dişçi ünitesi.
* Padişahlara ait gümüş tıraş takımları.
* Valide sultanlara ait temizlik ve bakım gereçleri.
* Kristal, porselen ve gümüş yemek takımları, kristal ikram setleri.
ABDÜLMECİD EFENDİ KÜTÜPHANESİ
Koleksiyonun bazı bölümlerinde aynı zamanda bir ressam olan son Halife Abdülmecid’in ağırlığı hissediliyor. Boya takımları ona ait ve sergilenen kütüphane onun kütüphanesi. Milli Saraylar yetkilileri son halifeye ait kitapların bibliyografyasını çıkardıklarını ve yakında yayımlayacaklarını söylüyor. Bu bibliyografyayı, daha önce yayımlanmış olan Atatürk’ün kişisel kitaplığının bibliyografyasıyla karşılaştırmak, ilginç sonuçlara ulaşmamızı sağlayabilir.