Televizyonlarda gösterilen cinayet haberleri, kazalar, kavgalar, iş zorlukları, hayat şartları tüm Türkiye'yi etkiliyor. Türk halkının psikolojisi neredeyse bozuldu artık. Bu konuyu Pozitif Düşünce Merkezi Psikoloğu Dr. Davut İbrahimoğlu ile konuştuk... Pozitif Düşünce Uzmanlığı yanı sıra aile ve yaşam koçu olan İbrahimoğlu; öfkenin doğasını, Türk halkının psikolojisini, futbolcularımızın ruh sağlığını değerlendirdi. Türk milletinin sevgi ve hoşgörüden yoksun olduğunu dile getiren Dr. Davut, öfkemizi kontrol etme yöntemlerini Sabah.com.tr okuyucuları ile paylaştı. İşte ayrıntılar...
RÖPORTAJ: MARİLLA ERÇİK / SABAH İNTERNET
Öfke kontrolü için kimler destek almaya geliyor? Ne tür problemler sıklıkta?
Yöneticiler çok fazla destek almaya geliyorlar. Ast üst çatışmasından aile çatışmalarına kadar her türlü problemi olan geliyor. İletişim bozukluğu olan bir evde kesinlikle öfke , huzursuzluk ve tartışma olur. Çözümü bulduk! Birbirleriyle iletişime geçemeyen çiftleri ayrı ayrı uzmanlarla konuşturuyoruz. Eşlerden biri "Kocam beni anlamıyor!" biz uzman kişiler olarak bunu eşe farklı iletişim yolları ile aktarıyoruz.
Yani asıl problem anlatımda. Ortada hiç bir problemi olmayan bir çift sadece giden mesajın aktarımında sorun yaşıyor. Doğal olarak eş de bunu eksik veya yanlış alıyor. Geçenlerde durmadan kavga eden 2 kardeş geldi. Kardeşlerden biri diğerinin kıyafetlerini kullanıyor ve ters çıkarıp yerine koymadan fırlatıyormuş. Diğeri de buna aşırı tepki gösterip öfkeleniyor ve patlıyor. İletişimde sorun olduğu için bu kardeşler anlaşamıyorlar.
"SEVGİ VE HOŞGÖRÜDEN YOKSUN BİR TOPLUMUZ!"
En basit örnek; sabah bindiğim bir otobüste tam inmek üzereyken biri ayağıma bastı ve suratına baktığımda hiç bir şey demedi. İnmekte zorlandığımı herkes gördüğü halde kimse yol vermedi. Kimsenin umurunda değildim...
Çünkü, ailede sorun var ve eğitim verilmemiş. Çare bulunmadığı sürece öfkeyi kontrol altına alamayacağız. Bir mesleği icra etmek için kesinlikle eğitim almamız gerekiyor. Fakat dünyanın en zor 2 mesleği için eğitim almıyoruz. Eş olurken ve anne baba olurken. Evlenirken ve anne baba olurken destek alırsak yeni doğan bireylerde gelişmiş olacaktır.
"EMRE BELÖZOĞLUNUN RUH SAĞLIĞI BOZUK!"
Emre gibi harika bir çocuğun, olaylı bir şekilde İtalya’nın İnter Takımına transferi olmasıyla kendini bulamaması, Avrupa macerasının hep yedek kulübesinde, sakatlıklar ve fiyaskoyla sonuçlanması onu bu hale getirmiştir. Emre'nin agresif, saldırgan, işaret parmağını bazen bıçak gibi tehdit unsuru olarak kullanması ve işin dozunu arttırarak dirsekleriyle hakemin göğsüne vuracak kadar kendisini kaybetme aşamasına gelmiş olması açık ve net bir şekilde Emre Belözoğlu’nun ruh sağlığının bozulduğunun göstergesidir.
Emre'nin yaptığı bu hareketler karşısında taraftar da galeyana gelmektedir. Taraftarın kışkırtılmasıyla bu sorunlar çözülemez. Emre'ye tek tavsiyem bana gelsin ben ona yardımcı olacağım.
"SİYASETÇİLER TOPLUMUN RUH SAĞLIĞINI BOZDU"
Her gün ekranlarda gördüğümüz siyasetçiler Türk halkının sağlığını bozuyor. Birbirine saldıranlar, ne dediğini bilmeyenler ekranlarda olduğu sürece halkın sağlığı bozulmaya devam edecek. Ailelerin eğitimden geçmesi gerekiyor, devlet bakanı bu işe el atmalı. Evlenmeden nasıl sağlık raporu alıyorsak, bunun içinde sertifika almalıyız.
Örneğin; arkadaşınız, eşiniz veya yöneticinizin söz verip sözünde durmaması, zamanında ulaşması gereken yere gitmemiş olması veya karşısındakine kötü laf söylemesi insanların öfkelenmesine neden olur. Burada önemli olan bizim öfkeye nasıl cevap verdiğimiz ve tepkilerimiz. Yani tepkilerimizin ne kadar ağır ne kadar hafif ölçüde olduğu önemli. Verdiğimiz tepkideki ölçüyü tutturduğumuzda kimse zarar görmeyecek ve sakinleşecek.
Peki neden bazı insanların tepkileri ağır oluyor?
Burada kişilik çok önemli. Bazı insanlar vardır ki en ufak hareket ve davranışlara tepkilerini gösterirler. Ki bu bana göre çok doğru bir yaklaşım. Neden? Çünkü birey az doza az cevap verecek. Bazıları da tepkiye cevap vermez ve içine atarlar. Zamanla o tepkisizlikler çoğalır ve inanılmaz halde patlar. Pasif agresif kişilikler vardır. Pasif insanlar, kendi haklarını vakti zamanında alamazlar ve tepkilerini gösteremezler. Bu pasiflikler toplanır birey de agresifleşir. Zamanla agresiflik şiddetini arttırır.
Geçenlerde 5.5 aydır evli olan bir çift bana ulaşıp sorunu çözmemi istedi. 5.5 aydır evli olan bu çift 5 aydır kavga ediyor. Bayan inanılmaz tepkiler veriyor. Saçını yoluyor, bağırıyor, başını yere vuruyor... Neden? Çünkü bu bayan evde pasif. Şimdi de agresif olmuş. Arzu ettiği pozisyonda olmadığı için kendisini zincirde hissediyor. Örneğin; devlet dairelerinde veya mesai arkadaşlarınızdan bazıları pasiftir bunu sizde anlarsınız. Masasında oturan işini yapan birine, bir başka kişi gelir ve derki bunu da yapar mısın? Cevap: Peki olur. Daha sonra bir başkası gelir ona da tamam der ve bu böyle devam eder. Akşam mesai sonunda bu kişinin işleri bitmemiştir ve öfkelenmiştir. Davranışlara tepki vermez biriktirir ve öfkelenir. Çevresine ve kendisine öfke kusar. Bir de tepkiye cevap veren aktif kişiler var. Onlar Öfkelerini kontrol ederek cevabı net bir şekilde verirler. "İşim var zamanım kalırsa yazabilirim." 3. tip insanlar ise saldırgandırlar. "Bunu yazabilir misin?" sorusuna "Git başımdan benim işim başımdan aşkın uğraşamam" diyen insanlardır.
"KONTROLSÜZ GÜÇ GÜÇ DEĞİLDİR!"
İnsanoğlu hangi koşulda olursa olsun hiç bir zaman kendine hakimiyeti kaybetmemeli. Eskiden termosifonlar vardı ve bunların ucunda kaynayan suyun gazının patlamaması için bir düğme bulunuyordu. Her insanın böyle bir düğmesi olmalı. Kendini dizginlemeyi bilmeli. Türk insanı maalesef psikoloğa gitmeyi bile yadırgıyor. "Ben deli miyim! Psikoloğa gitmem!" diyebiliyorlar. Oysa her insan ayda 1 psikoloğa danışmalı ve içinde biriken öfkesini onlarla paylaşmalı. Zamanla bu öfke çok fazla şiddetlenince cinnet geçiriyorlar. Cinnetin sonunda da cinayetler geliyor.
Öfkenin reytingi neden yüksek?
Bizlerde yasak çoktur. Çok güldüğümüzde bile az gül derler. Ayıptır, etraf ne der? gibi bir çok baskı cümleleri sıralanır gider. EE böyle olunca da açığa çıkamayan duygular bastırılıyor. İzlediğimiz filimde gösterilen bu öfke o bastırılmış ve birikmiş öfkenin ilahı oluyor. Çünkü o bizi yansıtıyor.
ÖFKEYİ BASTIRMAK KANSERE YOL AÇABİLİR
Bazı insanlar tepkilerini o kadar çok bastırıyorlar ki sonunda hasta oluyorlar. Her insanın vücudunda yaklaşık 100 trilyon hücre var. Eğer, bu hücreler sağlıklı ortamda yaşarsa görevini yapabilir. Stresli ortamda görevini yapamadığı için hastalanır ve kansere bile yol açabilir. Haliyle öfkemizi kontrol etmeliyiz.
ÖFKEMİZİ NASIL KONTROL ALTINA ALABİLİRİZ - ÖFKE KONTROL YÖNTEMLERİ
-Sorun yaşadığınız kişi ile iletişime geçin ve empati kurun. Karşınızdakini kırmadan mantık çerçevesinde konuşup anlaşın. Empati kurarak, karşınızdakinin yerine kendinizi koyun ve onun haklı yönlerini bulmaya çalışın.
-relaxation ve imajinasyon (Rahatlama ve hayal kurma) Biz bu sistemle öfkeyi tamamen yok edebiliyoruz. İnsanların bir yaşam biçimi bir de sanal yaşam biçimi var. Bilinç altımız bir olayın gerçek mi sanal mı olduğunu fark etmez. Bilinç altının tam üstünde yaşadığımız öfke birikimleri duruyor. Biz bu bilinçaltını yanıltarak öfke birikiminin üzerine vücudumuzu rahatlatacak bilgileri ekliyoruz. Örneğin; düz bir yüzeye yastıksız, meditasyon müziği eşliğinde uzanıyoruz. Kan dolaşımımız tüm vücudumuzda aynı seviyede. Yeşilliklerle dolu bir yerde şelalenin önünde yıkanıyorsunuz. İçinizdeki öfke suyla akıp gidiyor gibi... Bilinç altında yaşadığın öfke birikimini bunu birkaç kez yaparak bastırıyoruz. Yani o eski dosyanın üzerine hayal kurarak pozitif bilgiler ekliyoruz. Peş peşe bastırılan öğeler etkisini yitiriyor ve rahatlıyoruz.
Meditasyon - Namaz kılarak da rahatlayabiliriz. Her insanın farklı rahatlama yöntemleri olabilir. İçimizden gelerek kıldığımız namaz da bizi rahatlatabilir.
Bio enerji - Evrensel enerjiyi alıp, kendi sevgi enerjimizle yoğurup kişiye veriyoruz. Enerjinin en doruk noktası aşk ve sevgidir. Örneğin; yemek yaparken "Allah kahretsin! Her gün yemek yapıyorum" derseniz o yemek lezzetli olmaz. Onu yaparken mutlu olmalısınız.
Bitkisel Çaylar - Melisa yaprağı, papatya ve yasemin gibi bitkiler rahatlamamıza yardımcı oluyor.