X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 3500 yıllık bir efsanenin peşinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

3500 yıllık bir efsanenin peşinde

  • Giriş Tarihi: 21.11.2014 16:01
3500 yıllık bir efsanenin peşinde
3500 yıllık bir efsanenin peşinde

Kapı Yayınları’ndan çıkan Sultan Polat’ın ilk kitabı Evliya Çelebi ve Ahit Sandığı raflardaki yerini alarak, okuyucuyla buluştu. Sultan Polat'ın zekice kurgulanmış romanı Evliya Çelebi ve Ahit Sandığı'nda 3500 yıllık bir efsanenin peşine düşülüyor. Okuyucuyu sürükleyen, yalın dili ve anlatımıyla, gerçek ve kurgu arasındaki romanı, yazarı Sultan Polat kitabı hakkında konuştu.

Yazmaya nasıl başladınız?

Bu kitap ilk roman. Daha önce belgesel metinleri yazmıştım. Mesela "Mimari ve Aşk" çok dikkat çeken bir çalışma oldu. Basın dağıtımı yapılır yapılmaz, gün doğarken telefonlarım çalmaya başlamıştı.

Mimar Sinan, dünyanın en verimli mimarı olması bir yana, yaptığı eserlerle günlük yaşamımıza da girmiş bir insan. Köşebaşındaki çeşme, ufuktaki minare, İstanbul'da nereye baksanız Sinan'ın imzası var. Ancak ne yazık ki edebiyatımızda hiç yer bulamamıştı. Sevgili dostum Mehmet Coral'ın "Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım" adlı eseri, Mimar Sinan hakkında yazılan ilk roman oldu.

"Mimari ve Aşk" belgeselimizde "Mimar Sinan'ın Ay'a ve Güneş'e emanet ettiği sır" demiştik. Bir anda herkes o sırrı merak etti. O günden sonra Mimar Sinan hakkında onlarca roman yayınlandı. Hatta belgeselimizle, birebir aynı isimle ve aynı alt başlıkla yayınlanan roman bile oldu.

Biz gizemleri seven bir halkız. Bu topraklarda henüz gün ışığına çıkmamış o kadar çok hikaye var ki anlatılmayı bekleyen. O hikâyeleri merak ediyorum.

"Evliya Çelebi ve Ahit Sandığı" romanımı yazmamın sebebi de bu merak. Bir gün yazacağımı benden önce Mehmet Coral fark etmişti. Kitabımın sunuşunu da bu nedenle kendisi yazdı.

Ahit Sandığı fikri nasıl oluştu?

Ahit Sandığı'nı uzun yıllar önce duymuştum. Tevrat ve İncil'de sıkça bahsedilir. Kur'an'da da "Tabut'u Sekine" adıyla anılır. Bu toprakların, Doğu Akdeniz'in mitolojisinde geniş yer tutar. Maalesef edebiyatımızda çok işlenmiş bir konu değil.

Bizim artık kendi hikâyelerimizi anlatmamız gerektiğini düşünüyorum. Akla zarar efsanelerimiz var. Ancak bu sözlü edebiyat, yazılıya dönüşmedikçe giderek eksiliyor. Böyle giderse bir gün hepsi kaybolacak.

Binlerce yıllık Anadolu mitolojisini Yunan'a böyle kaptırdık. Tarihin ilk efsanesi Gılgamış'ı Batılı edebiyatçılar anlatıyor.

Öncelikle bizim hikâyelerimizi anlatmak istiyordum. Düşündükçe, aklımdaki konular arasında Ahit Sandığı birinci sıraya yükseldi.

Ahit Sandığı'nın üç dinin mitolojisinde de yeri vardı. Doğu Akdeniz'de geçecek bir hikâye için çok uygun bir konuydu.

Kurgu ve gerçeklik arasındaki dengeyi sağlama konusunda zorluk yaşadınız mı?


Aslında böyle bir denge kurmaya hiç çalışmadım. Gerçeklik dediğimiz şeyin de bir kurgu olduğunu düşünüyorum. Gerçeklik, zamana ve mekâna bağlı olarak sürekli değişir. Sürekli yeniden üretilir. Bir algıdan ibarettir. 17. yüzyılın gerçekliğiyle 20. yüzyılın gerçekliği bir olabilir mi? Sandık konusunda İsrail'in algısıyla bizimki bir mi?

Okuyucuların kurgu bölümleri gerçek ile karıştırması endişeniz var mı?

Kitapta da göreceksiniz, siyonistler, Mescid-i Aksa'nın altında Ahit Sandığı'nı arıyor. Önce Tapınakçılar, sonra İsrail. Ama biz hala camiye nasıl girdikleriyle uğraşıyoruz. Kurgu ile gerçek zaten birbiriyle karışmış durumda. Bilgi, yalnızca bilgi, bu ayıklamayı sağlayabilir.

Bir tarihi eserin altında böylesi tüneller kazılır mı hiç! Yasaklandı üstelik. Ama kimin umurunda? Köstebek yuvasına dönmüş durumda ve neredeyse çökecek.

Mesela bugün çıkın sokağa, Mescid-i Aksa'yı sorun. Herkes size altın rengi bir kubbe tarif eder. Televizyonlarda yıllarca Mescid-i Aksa haberleri, Kubbet-üs Sahra'nın görüntüleriyle verildi. Tam bir algı yönetimi. Kesinlikle çok başarılı. Ve bir o kadar da tehlikeli.

11 yıl önce, Miniaturk'ü yeni açmıştık. O kadar çok kişi gelip "yanlış yazmışsınız, isimler karışmış" dedi ki. Yarın İsrail Mescid-i Aksa'yı yerle bir edip, sonra Kubbet-üs Sahra'nın yeni görüntülerini yayınlasa, herkes yıkılmadığına inanacak.

Bu oyunlara gelmemek için, kendi kültür coğrafyamızı tanımak, bilmek gerektiğini düşünüyorum.

Pek çok ülkenin Ahit Sandığı'nın peşinde olduğunu belirtiyorsunuz, bu konuya değinir misiniz?


Evangelistlerin sandığı aradığı haberi sık sık basında yer alıyor. Sandık bulununca kıyametin kopacağına inanıyorlar. Bizim mitolojimizde de var. "Ahir zamanda sandığı Mehdi bulacak ve dünyaya hakim olacak!" deniliyor mesela. ABD Irak'a girdiğinde ilkin kütüphaneleri yağmaladı. El yazmaları Amerika'ya götürüldü. Sandığın peşinde oldukları ta o zaman yazıldı ama bizde hep dikkatlerden kaçıyor bu konu. Komplo teorisi olarak gösterilip üstü örtülüyor.

ABD başkanları Carter, Reagan ve Bush'un Evangelist olduğu nicedir biliniyor. Bugün küresel emperyalizmi Evangelistler yönlendiriyor.

Geçmişten efsane, bugün komplo teorisi dediğimiz şeyler, yarının savaşlarının nedeni olacak.

Yalın bir dil kullanmanızdaki neden nedir?

3500 yıllık bir gizemden bahsediyoruz. Konu zaten uzun ve çok dallanıp budaklanmış durumda. Kimler sandığın peşine düşmemiş ki bugüne kadar. Dünya tarihini yazan pek çok isim bu hikayede yer alıyor. Büyük İskender mesela ya da Hasan Sabbah, Hülagu, Sultan Murad Han, Kösem Sultan…



3500 yıllık bir tarihten, tarih yazan, dünyayı sonsuza dek değiştiren karakterlerden bahsederken edebi bir üsluba gerek olmadığını düşündüm.

Kolay anlaşılan bir dil kullanmaya en başta karar verdim. Tarih kitabı okumak gibi olmasın istedim. O nedenle ansiklopedik bilgi yok bu kitapta. Masalsı anlatımları yeğledim. Ders verircesine okuru yormak değil, merakımı paylaşmayı hedefledim.

Okuyucularınız bu kitapta nelerle karşılaşacak?

Okuyucu bu kitapta Doğu Akdeniz'in tarihini ve efsanelerini bulacak. Her bir efsanenin peşine düştüğümde, bir başka gizemli kapının eşiğine geldim. Umarım okur da benim merakımı paylaşır, o kapıların arkasındakileri öğrenmek ister.

Kaynak: Akşam

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.