X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Avrupalı gruptan Osmanlı Müziği
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Avrupalı gruptan Osmanlı Müziği

  • Giriş Tarihi: 26.2.2015 10:57
Avrupalı gruptan Osmanlı Müziği
Avrupalı gruptan Osmanlı Müziği

Osmanlı Saray Müziği'nin eşsiz bestelerini Türkçe olarak seslendiren Lâmekân Ensemble, yarın akşam Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de bir konser verecek. Topluluğun kurucusu udi, müzikolog Tristan Driessens, Batı'ya nazaran Türk Müziği'nin daha özgürlükçü olduğunu dile getiriyor.

2011 yılında Belçikalı müzikolog ve udî Tristan Driessens tarafından kurulan Lâmekân Ensemble, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüzyılı Türk Sanat Müziği makamlarını çeşitli üslup ve biçimde icra eden sıra dışı bir müzik topluluğu. Sayısız besteyi kültür repertuarımıza katan, dönemin ruhunu günümüze taşıyan topluluk, Alman, Fransız, Türk ve Belçikalı sanatçılardan oluşuyor. Osmanlı Saray Müziği'ni icra etmek üzere kurulan Lâmekan, Osmanlı'yı 21. yüzyıla taşıyor. En önemli özellikleri ise Osmanlı Saray Müziği'nin eşsiz bestelerini Türkçe olarak seslendirmeleri. Topluluk, Yunus Emre Enstitüsü'nün davetiyle yarın akşam saat 20:00'de Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall'de, Osmanlı saray musikisine on kadar yeni makam kazandıran Padişah III. Selim'in bestelerinin de yer alacağı eşsiz bir konser verecek. Konser öncesi bir araya geldiğimiz Driessens, Batı Müziği'ne bakarak Türk Musikisi'nin daha özgürlükçü olduğunu söylüyor.

DAHA LEZİZ, DAHA ENTELEKTÜEL

1987 doğumlu, Fransız asıllı Ruben Tenenbaum keman, 1980 doğumlu Muhittin Kemal Temel kanun, 1988 doğumlu Rıdvan Aydınlı ney ve vokal, 1990 doğumlu Simon Leleux perküsyon, Robbe Kieckens da yine perküsyonuyla Lamekan'a hayat veriyor. Yaşları birbirine yakın ve genç olan bu topluluk kendisini Osmanlı Saray Müziği'ne adamış. Farklı milletlerden olsalar da amaçları onları ortak bir paydada bir araya getirmiş. Grubun temelleri Tristan'ın 2008'de katıldığı Girit'teki müzik kampında atılıyor. Burada Yurdal Tokcan ile tanışan Tristan o güne kadar Arap tarzı ud ile çalışırken bu tanışmadan sonra Türk uduna yöneliyor. Müzikolog olarak Arap tarzını entelektüel bulmuyor. Aradığı entelektüel bakış açısını Tokcan'da buluyor. Hem araştırmak açısından hem de icra etmek açısından Türk Müziği onu daha çok cezbediyor.

YÖNÜMÜ BULDUM

Tristan'ın ilk gençlik yılalrdan beri müziğe ilgisi var. Üniversitede eline aldığı ilk enstrüman da ud. İspanya'da uzun yıllar bulunarak maruz kaldığı
Endülüs müziğinin bunda büyük bir etkisi var. Kendisi de Belçikalı flaman olduğu için kendi müziklerini de anlamak için Doğu müziğini öğrenmek daha akıllıca bir seçim olarak görüyor. Bu arayış onu İstanbul'a kadar getiriyor. Kudsi Erguner, Necati Çelik, Yurdal Tokcan'dan çok etkileniyor. "Ud çaldığınız zaman gidebileceğiniz çok fazla yön var. İspanya'ya gittiğiniz zaman Endülüs Seferad müziği de yapabilirsiniz. Arap tarzı müzik yapma imkanınız da var. Yönümü belirleme açısından en doğru yol Türk müziğiydi" diyor Tristan.

DEDE EFENDİ MİLATTIR

Grubun neyzeni ve solisti Rıdvan Aydınlı, Türk Müziği'nden kasıtlarının aslında Osmanlı Saray Müziği olduğunu dile getiriyor. "O dönemin büyük eserlerinin yanında fasıl müziği de var, İstanbul'daki gayrimüslimlerin icra ettiği müzikler de. Şimdi bize klasikmiş gibi geliyorlar ama aslında dönemin piyasa müzikleri. Kültürel yozlaşma öyle bir seviyeye geliyor ki zamanında entelektüel insanların dinlemediği müzikler bile bu dönemde klasik müzik gibi değer görüyor" diyen Aydınlı, Dede Efendi'yi Türk Müziği'nde dönüm noktası olarak görüyor.

Kaynak: Yeni Şafak

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.