X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zeytinburnu sezonu “Kültürel Semboller” karma minyatür sergisi ile açıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

sezonu “” karma minyatür sergisi ile açıyor

  • Giriş Tarihi: 7.10.2015 11:42
Zeytinburnu sezonu “Kültürel Semboller” karma minyatür sergisi ile açıyor
Zeytinburnu sezonu “Kültürel Semboller” karma minyatür sergisi ile açıyor

Belediyesi 2015-2016 kültür sanat sezonunu 9 Ekim’de Cahide Keskiner Atölyesi “” Karma Minyatür Sergisi ve Göksel Baktagir dinletisi ile açacak.

İstanbul'un kültür ve sanat hayatına 2009 yılından beri nitelikli katkılar sağlayan Belediyesi, 2015-2016 kültür sanat sezonuna Cahide Keskiner ve öğrencilerinin çalışmalarından meydana gelen "" Karma Minyatür Sergisi ile merhaba diyecek. Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde birçok sanatçı ve sanatseverin katılımıyla 9 Ekim Cuma günü saat 19.00'da gerçekleşecek sergi açılışının ardından, 19.30'da Göksel Baktagir dinletisi ile katılımcılara müzik ziyafeti yaşatılacak.



Cahide Keskiner Atölyesi "Kültürel Semboller" Karma Minyatür Sergisi'nde, 19 sanatçının bir yılı aşkın çalışmalarından ortaya çıkan 30 eser yer alıyor. Küratörlüğünü Mehmet Lütfi Şen'in yaptığı ve kültürel sembollerin minyatürün yorumu ile izleyiciye sunulacağı serginin özel olarak hazırlanan 60 sayfalık kataloğu ise bu yıl Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi Yayınları'nın bir numaralı yayını olarak sergiyi ziyaret edenlere takdim edilecek. Sergi 10 Kasım tarihinde sona erecek.

Sergide eseriyle yer alan sanatçılar:

Cahide Keskiner, Arzu Mert, Asiye Okumuş, Asuman Tunçel Bozyiğit, Ayla Çolak, Aynur Gürsoy, Ayşe Güres, Bahriye Balkaç, Çiğdem Mercan, Ebru Kızılırmak, Esra Altındoğan, Fisun Eroğlu, Gül Vardar Tezbora, Gülcan Pasin, Nukhet Sağıroğlu, Olcay Çetinok, Sabiha Bayhan Koç, Sıdıka Betül Başbuğ, Zehra Çekin.



Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın'ın katalogda yer alan sergi sunum yazısından:

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik onun "anlam arıyor" olmasıdır. Dünya üzerinde başka hiçbir varlık, içgüdüsel refleksler dışında kendi benliğiyle ilgili meraka kapılmaz. Gökyüzüne bakarken, yeryüzünü adımlarken, neden burada olduğunu ve bu eylemlerin kendi varlığı adına ne ifade ettiğini düşünmez. Esasen insanı "mahlukların en şereflisi" yapan da bu özelliğidir zaten. İnsanlık tarihi onun anlam arayışının, bu kadim soruya verdiği cevapların tarihidir. Mitler, efsaneler bu anlam arayışının hikayeleriyle doludur, inanç yani din bu arayışta yol gösterir insanoğluna. Semboller ise her insan topluluğunun kendi hikayesini, inancını, cevaplarını, deneyimlerini sonraki kuşaklara aktarma biçimlerinden biridir. Semboller etrafında toplanır, o sembollerle düşünür ve anlaşırız.



Prof. Dr. Selçuk Mülayim'in katalogda yer alan "Bir Kültür Dili Olarak Semboller" başlıklı yazısından:

Gelişigüzel ve bütünüyle serbest şekillerin ancak modern çağlarda ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Eski çağlara doğru inildikçe her şeklin bir inanç sistemi veya ruhsal bir modeli ifade etmek üzere çizildiği, yine buna göre renklendirildiği örneklerden anlaşılıyor. Şu halde, şekilde, resimde ve heykelde olduğu gibi, sembollerde de anlam boyutunu aramak, tarihin o derinliğindeki insan ruhunu irdelemek, bir düşünce arkeolojisini çalıştırmak demek oluyor. Böylece: "Onlar bu şekillerle ne demek istediler?" sorusunun cevabını aramaya koyuluyoruz.

Mehmet Lütfi Şen'in katalogda yer alan küratör yazısından:


Kültürel Semboller Cahide Keskiner Atölyesi Karma Minyatür Sergisi" için 19 minyatür sanatçımız bir yılı aşkın bir süre çalıştı ve 30 eserden oluşan bir koleksiyon çıktı ortaya. Bana her zaman Merhum A. Süheyl Ünver'i ve medeniyetimizin kurtarılmış sayfalarını hatırlatan Sayın Cahide Keskiner'e, birlikte çalıştığımız sayın Sabiha Koç ve Zehra Çekin'e ve sergi için eser ortaya koyan sanatçı dostlarıma çok teşekkür ederiyorum. Yine bu sergi için bir makale yazan Prof. Dr. Selçuk Mulayim'e ve sergimizin evsahibi Zeytinburnu Belediye Başkanı Sayın Murat Aydın'a şükranlarımı sunuyorum.


Cahide Keskiner Atölyesi hakkında:

Keskiner Atölyesi, 1989 yılında Kadıköy Moda caddesinde ahşap bir evde az sayıda öğrenciyle klasik Türk sanatları eğitimine başlamıştır. Birkaç yıl sonra Cahide Keskiner'in baba evi olan Devrim Apartmanı bahçe katına taşınan atölye, bugüne kadar aralıksız faaliyet göstermiştir.

Hocası Süheyl Ünver'den aldığı bayrağı yeni nesle devretmek için büyük gayret gösteren ve heyecanını hiç kaybetmeyen Cahide Hoca, öğrencilerine yalnız tezhip ve minyatür değil, kültür ve sanat tarihi ve milli şuur eğitimi vermeyi görev bilmiştir.

Cahide hoca zengin arşivi ve metod bilgisi ile öğrencilerine araştırmayı öğretir. Klasik sanatı öğrenen öğrenciler zaman içinde özgün eserler vermek için teşvik edilir. Cahide Hoca'nın rahle-i tedrisinden geçen, eserlerinden ve yayınladığı kitaplardan ilham alan sanatçılar 'gelenekten geleceğe' anlayışıyla Türk sanatına hizmet etmektedir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.