Altın yaldızlı egzotik kapağı ve 863 sayfadan oluşan hacmiyle
Shantaram, daha okumadan dikkatinizi çeken ve merak uyandıran bir kitap. Böyle gösterişli bir dış görünüşün altından sizi hayal kırıklığına uğratacak bir öykü de çıkabilir elbette. Ama
Shantaram öyle bir kitap ki daha ilk sayfasıyla, sizi bekleyenler hakkında ipucu verebiliyor...
Shantaram, yalnızca sürükleyici bir macera romanı değil, karma felsefesi ve aydınlanmaya dair bir kitap aynı zamanda. Yazarı Gregory David Roberts hayatın anlamı, sevgi, kefaret, kader ve yaptığımız seçimler üzerine yorumlarda bulunuyor, başına gelen her olayın aslında bir zincirin önceden belirlenmiş mükemmel halkaları olduğunu, hiçbir şeyin nedensiz olmadığını adeta gözünüze sokuyor. Eh haliyle etkileniyorsunuz... Azılı bir suçlunun gözlerinin önünde neredeyse bir evliyaya dönüştüğünü izlemek kimi etkilemez ki? Anlatılanın gerçek bir hikâyeye dayandığını bilmek, etkiyi daha da artırıyor tabii. Ama bütün bunlar olmadan da çok hoş ve etkileyici bir kitap
Shantaram. Çünkü anlatılan yalnızca bir adamın kaderi değil, dünyanın en egzotik şehirlerinden biri olan Mumbai'nin ve bu şehirde yaşayan yerli yabancı birbirinden renkli karakterlerin, son derece canlı, bir parça vahşi ve sürükleyici öyküsü...
Shantaram'ın öyküsü gerçeklere dayanıyor. Ya da en azından çıkış noktası öyle... Kitaptaki kahramanımız da aynı yazarı Roberts gibi silahlı soygun ve saldırı suçları nedeniyle 20 yıllığına hapsedildiği Avustralya'daki cezaevinden, güpegündüz kaçmayı ve sahte bir Yeni Zelanda pasaportunun yardımıyla kapağı Hindistan'ın Mumbai şehrine atmayı başarıyor. Ve o andan itibaren Avustralya'nın en çok arananlar listesinde bulunan adını terk ederek, pasaporttaki Lindsay adını benimsiyor. Buraya kadar her şey Roberts'ın kendi yaşam öyküsüyle birebir aynı. O da aynı kahramanı gibi, bir boşanma ve kızının velayetini kaybetme süreci ardından girdiği depresyon nedeniyle yakalandığı eroin bağımlılığı sonucu, kendini şiddet ve soygun ortamında, ardından da işkence dolu bir cezaevinde bulmuş. Kahramanımızın Mumbai'ye ayak basmasıyla birlikte asıl macera da başlamış oluyor. Daha ilk andan itibaren bu şehri seveceğini anlayan Lindsay'in kaderi ise görür görmez ısındığı, büyük ve saf bir gülümsemeye sahip, yerel bir turist rehberi olan Prabaker ile tanışmasıyla değişiyor. Kahramanımız Prabaker'in peşinde hem Mumbai'nin gerçek yüzünü hem de dilini tanımaya başlıyor. Bu arada şehirdeki yabancılardan oluşan bir arkadaş grubuyla tanışıyor ve içlerinden güzel ve gizemli bir kadın olan İsviçreli Karla'ya görür görmez âşık oluyor. O aşkını kalbine gömsün, biz de aslında altın kalpli bir kötü adam olduğunu keşfettiğimiz Lin'in (Lindsay) neredeyse her sayfada hızlanan değişimine tanık oluyoruz. Önceleri hayata karşı tepkisizleşmiş ve sert bir adam olan Lin giderek yaptıklarından ders çıkaran ve içgüdüsel olarak doğru olanı yapmaya başlayan birine dönüşüyor. Birlikte gittikleri Prabaker'in yoksul köyünde ise önce huzuru buluyor, ardından da Prabaker'in annesi tarafından Shantaram adıyla kutsanıyor. Shantaram yani 'Sakin adam' ya da 'Tanrı'nın sükunet bahşettiği'... Ancak dönüş yolunda soyulmaları kitabın ilk bölümünü sonlandırırken, Lin'in kaderini de bambaşka bir tarafa yönlendiriyor. Parasız kalan Lin'i, Prabaker ve arkadaşları şehrin sefalet yüklü gecekondu semtine kabul ediyor, adeta bağırlarına basıyorlar. Gönülsüz de olsa bu teklifi kabul etmek zorunda kalan Lin ise geldiği ilk gün çıkan bir yangın sonucu yaralananları sahip olduğu ilkyardım bilgileriyle tedavi ediyor ve kısa zamanda semtin doktoru olarak kabul görüp, neredeyse tüm şehirde ufak çapta bir efsaneye dönüşüyor. Bu fakir, kalabalık ama son derece iyi insanların arasında yaşayıp, sefaletin en koyusunu deneyimlerken Lin de hem onlardan birine, hem de neredeyse bir evliyaya dönüşüyor! Ancak hiç kimse ne yalnızca siyah ne de beyazdır. Kötü bir adamdan altın kalpli birine dönüşen Lin'in yolu kısa bir süre sonra yeraltı dünyasıyla kesişecek ve Lin'in hayatında bir kez daha karanlık bir dönem hüküm sürecektir. Shantaram'ın ruhunu yeniden kurtarma mücadelesi ise bundan sonra başlayacaktır.
Macera sürecek!
Müthiş insan sevgisiyle unutulmayacak bir kahramana dönüşen Shantaram'ın maceraları bu kitapla bitmeyecek. Yazarı Gregory David Roberts'ın belirttiğine göre, Shantaram aslında bir dörtleme olarak planlanan dizinin ikinci kitabını oluşturuyor. Bir sonraki devam bölümünün de 2010'da yayımlanması planlanıyor. Shantaram'ın hayranlarının merakla beklediği bir diğer konu da büyük bir hevesle başlanan ancak bir türlü sonlandırılamayan film projesinin akıbeti. Senaryosu, başrol oyuncusu ve yönetmeninin sayısız kere değiştiği projede son olarak yönetmen olarak Mira Nair'in, başrol oyuncusu olarak da Johnny Depp'in adı geçiyordu. Ancak ekonomik sorunlar, senaristlerin grevi gibi çeşitli nedenlerle proje sürekli ertelendi. Her ne kadar son olarak yönetmen Nair tarafından filmin 2010 yolunda kesinlikle gösterime gireceği duyurulsa da, ortada hala net bir durum yok.
Shantaram Gregory David Roberts Çeviren: Banu Taylan Öğüdücü Artemis, 863 Sayfa, 25 TL