Çocukların kitap okumayı sevmesi için yapılacak en güzel şey, onları öyküler okuyarak okuma çağına hazırlamak. Ama yayınevleri de bu konuda, oyunlu kitaplarıyla ailelere destek oluyor. TÜLİN KOZİKOĞLU, yılbaşı hediyesi de olabilecek oyunlu kitapları yazdı
Bir yıl daha sona eriyor. Yayınevleri yelpazelerini genişletmiş olmanın huzuru içinde kapatıyor 2009 yılını. Bir yandan da yeni yıl için planlar yapıyorlar; 2010'da yayın kataloglarına eklenecek kitapları seçiyorlar. Onlar umutlular; iyi kitapla çocuklara ulaşabileceklerini biliyorlar. Peki o zaman niçin hâlâ dört bir yanda "Çocuğa kitap okumak nasıl sevdirilir?" tartışmaları sürüyor? Televizyon, sinema, DVD'ler, bilgisayar oyunları, internet... Tüm bunların yanı sıra binbir çeşit oyuncak! Hepsi birlik olmuş kitaplara karşı cephe almış gibi bir tablo sergileniyor. Sanki her biri çocuğu kitaptan uzaklaştıran güçlü birer düşman. Öğretmenler, anne- babalar, yayınevleri... Her biri çocukları kitaplardan uzaklaştıran bu 'kötü niyetli eğlence'lerden şikâyetçi. Oysa hepsi aynı amaca hizmet ediyor; çocuklara renkli dünyalar sunmak, yepyeni pencereler açmak. Tıpkı kitaplar gibi! Peki o zaman niçin diğerlerine çocuk kendi isteğiyle yönelirken, çocuğu kitaplara yaklaştırmak için anne-babaların ve öğretmenlerin çaba sarfetmesi gerekiyor? Kitap okumak da oyun oynamak gibi çocuk olmanın doğal bir parçası, günlük hayatın sıradan bir aktivitesi olamıyor? Pek çok sebep sıralanabilir, sebeplerle sayfalar dolabilir. Öte yandan, bu soruyu bir çocuğa sorduğunuzda alacağınız cevap tektir: Diğerleri eğlenceli, kitaplar değil! İlkokul çağına gelmiş bir çocuğun okumayı sökmesiyle birlikte kitap okumayı sevmesi bekleniyor/ isteniyor ve hatta gerekiyor. Peki ama o yaşına kadar kendisine kitap okunmamış, bunu günlük hayatın sıradan bir aktivitesi olarak yaşamamış, kitaplarla yeni denizlere yelken açmamış bir çocuk harfleri bir araya getirip kelimelere, kelimeleri cümlelere, onları da öykülere dönüştürme işleminin meşakkatli yolculuğunda okuduğu öyküden nasıl keyif alacak? Bunu düşünen yok! Çocuk, üstüne yüklenen bu görevin teknik kısmıyla ilgileniyor. Onu kotardıktan sonra da onu kısa yoldan eğlendiren ürünlere yöneliyor; televizyon, bilgisayar oyunları, internet... Siz bir yandan ip atlarken bir yandan da şarkı söyleyebilir misiniz? O yaşta bir çocuk da bir yandan sayfalarda yazanları çözüp bir yandan da okuduğu öykünün içeriğinden keyif alamıyor, çünkü buna nefesi yetmiyor. Kısa yoldan vazgeçiyor bu sevdadan. Oysa o yaşına gelene dek her gece yatağına yatarken eline bir kitap alıp annesinin yanına gitmiş bir çocuk, öykü dinlemenin tadını biliyor. Onun için okumayı bir an önce sökmek demek, o keyifli yolculuğun kaptanı olmak demek. Kitaplarla tanışması okul yıllarına ertelenmemiş çocuk için kitap içgüdüsel olarak uzandığı bir eğlence aracı, tıpkı oyuncak gibi. Kitabı bakarak ve dokunarak eğlendiği, eğlenirken deneyimlediği bir nesne olarak görerek büyüyen çocuk, kitaptan kaçmıyor. Bunun farkına varan yayınevleri, 2009 yılında bir yenilikle karşımıza çıktılar; oyunlu kitaplar! Kimileri müzikli, kimileri mıknatıslı... Bazıları yap-boz, bazıları üç boyutlu (popup). Önceki yıllarda sadece ilk kitaplar kategorisinde, yani 0-3 yaş grubu için gördüğümüz oyunlu kitaplar, bu yıl okul öncesi ve ilkokul yıllarına doğru genişlemişler. Yılı bu eğlenceli kitaplarla sonlandırmaya ne dersiniz? Yılbaşı hediye listelerini yapanlara duyurulur!ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
'Masumiyet Müzesi' İngiliz basınında
ORHAN Pamuk'un The Museum of Innocence adıyla İngilizce'ye çevrilen Masumiyet Müzesi kitabı ABD'den sonra İngiltere medyasında...
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.