- Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler'i daha okumadan, kitabın adından, ailenin bir insan için ölümcül olabilecek şeylerin başında geldiği sonucu çıkıyor... - Kitaba isim vermek, belki de kitap yazmak kadar zor bir şeydir. Öyle bir isim olsun istiyordum ki, içindeki bütün öyküleri anlatsın. Uzun bir arayıştan sonra geldi bu isim. Ailenin zaman zaman öldürücü bir şey olabileceğini düşünüyorum, özellikle bizim toplumumuzda. Herkesin her şeyi sır olarak görüp bir yandan da bu sırları gizli kapaklı konuştuğu, birbirine karşı dürüst olmanın öneminin yadsındığı bir toplumda, aile de bu çürümeden payını alıyor. Bu noktada ailenizin kim olduğu, nasıl olduğu, sizin nasıl birisi olacağınızı çok etkiliyor. İnsanın seçemediği bir şeyin, onun benliğini bu kadar etkilemesine karşı bir tepkim var. Aile bizi koruyan, kollayan bir şey olduğu kadar zaman zaman başımıza bela olan, korkunç, kurtulması zor bir şey de olabilir. Ve bu kitapta, daha çok ikinci tip aileler ve insanlar var.
- İnsanların küçük yaşta yaşadığı karanlığın, hayatlarında nasıl bir gölge gibi dolaşacağını anlatarak, mutlu çocukluğa dair ezberi bozmuşsunuz kitabınızda. - Buradaki karakterlerin çoğunun örselenmiş çocuklukları var. Bir kısmı ailesi tarafından şiddete ya da tacize maruz bırakılmış. Aslında bunlar olan şeyler. Edebiyatın biraz da bu yönü benim ilgimi çekiyor. İnsanı rahatsız edici, şaşırtıcı bir yönü olması gerektiğini düşünüyorum.
- Parkta adlı öykünüzde, "Kimseye, kendine bile tüm hayatını anlatmamalı insan. Çünkü bu kötülüğü hiç kimse hak etmiyor," demişsiniz... - İnsanların kendi hayatlarını başkalarına anlatmalarında, acıklı bir şey buluyorum. Bu belki, benim kendi hayatımda mahremiyete verdiğim önemden kaynaklanıyor olabilir. Sizin de başınıza gelmiştir belki. İnsanlar, kısa bir sürede, bir sürü şey anlatır hayatlarıyla ilgili. Böyle bir durumda insan kendisini tuhaf hisseder. 'Niye ben bunları bilmek zorundayım' diye düşünür. Bana acıklı gelen kısmı da, çok acıklı şeyler yaşamış birisi size derdini anlatıyor, dinlemiyorsunuz.
- Kahramanlarınızın, yaşadıkları kötü tecrübelere rağmen hâlâ çocukluklarına dönme isteği bir çelişki değil mi? - Aslında evet. Bu da çocukluğun ne kadar büyülü bir bahçe olduğunu hatırlatıyor bize. Öykü kişileri, işlerin iyi gitmediğinin farkında. Çok kötü çocukluklar yaşamışlar ama maalesef hayat onlar için çok da iyiye gitmediği için, geçmişi özlüyorlar.
Peki bu kadar eleştirirken 'baba olmak' sizi telaşlandırıyor mu? - Çok yeni bir babayım, oğlum Uzay doğalı 40 gün oldu. Ne kadar iyi olmaya çalışırsam çalışayım, anlaşamayacağımız pek çok şey olacak, onun bilincindeyim. Ben sadece elimden geldiğince, kendi doğruları
olması için uğraşacağım.