"Sabahat,
Senin sesini duymadan, seni görmeden yaşamak güç olacak... Bunun için senin bulunduğun şehirde kalmak lazım. Bana çalışmak, yaşamak, sevinmek, ümid etmek sevincini=hırsını da veren hep o düşünceler oluyor. Göreceksin ki Sabahat muvaffak olacağım. Gürüyorsun ki neler yazıyorum. Konuşmamla yazmam arasındaki farkı anlıyor musun? Yazarken ancak ancak seni tahayyül edebiliyorum. Fakat karşında konuşurken öyle değil... Öyle değil. Çünkü o zaman seni görüyor, sesini duyuyorum. Sana mektup yazmaya lüzum kalmayacak olan zamanları düşünmek; seni daima görebileceğim günleri hatırlamak; bana verdiği sarhoş edici, çıldırtıcı heyecanlı zevkleriyle senin yakınında bulunmak tehlikeli olabilecek derecede beni sevindiriyor. Hatırla ki: ...o acı
öldürebilirdi, bu sevinç öldürebilir."