Kitaptan bir bölüm:
"Yıl 1960! Bir gece, Tuzla'da bir balık lokantasındayız. Çetin Altan, yine her zaman olduğu gibi garsonları etrafına toplamış, onlara sosyalizm ve işçi hakları üzerine nutuk çekiyor. Bu nutuklarını dinlerken ona dedim ki: "Bazı şeyleri söylemek yetmez, yapmak lazım. Eğer sözlerinde samimiysen, hemen bu akşam Bulgaristan'a gidip sığınalım". Çetin de, "Tamam o zaman" dedi. Altında o dönem gazetenin ona aldığı mavi bir Renault vardı. Atladık arabaya, gecenin bir yarısı Edirne'ye doğru yola çıktık. Edirne'ye vardığımızda sabah olmak üzereydi. Biraz dinlendikten sonra ben tekrar yola çıkmaya hazırlarken, Çetin bana dönüp "Şimdi bak kızım, şu otele gidip biraz uyuyalım" demesin mi! Çetin'in bu lafına çok kızdım ve dedim ki: "Biz buraya otele gitmek için gelmedik, Bulgaristan'a sığınmak için yola çıktık. Eğer gitmeyeceksek, hemen dönelim, ben çocuklarımla kahvaltıya yetişeceğim." Kararım katiydi. Çetin sesini çıkarmadan geri döndü."