ÜÇ genç tiyatro oyuncusunun kendi izlenimleriyle metnini yazarak sahneye taşıdığı
Çirkin İnsan Yavrusu oyunu, Türkiye'nin sosyal alanda derin izlerini gördüğümüz siyasi sorunlarına neşter vuruyor. Biri türbanlı, biri Kürt, biri de lezbiyen üç kadını, Türkiye'de bu kimlikleri taşımanın ne demek olduğunu anlatıyor oyun. Kimlikleriyle ilintili birbirinden farklı sorunlarla boğuştukları hayatlarında üç karakterin de kesiştiği nokta ise toplumun önyargıları ve müdahaleleri. Gerçek deneyimlerden ve doğaçlamalardan yola çıkılarak yazılan metin, Hans Christian Andersen'in
Çirkin Ördek Yavrusu masalı üzerine kurulu. Andersen'in masalında anlatılan ötekileştirmenin, 'çirkin' tanımıyla eşitlenmesi bu oyunda sergileniyor. Elif Ürse'nin canlandırdığı türbanlı karakterine 'sıkmabaş' yakıştırması yapılması ya da 'seksi iç çamaşırları giyiyor bunlar' dedikodularına maruz kalması; Yelda Baskın'ın sahneye taşıdığı Kürt karakterinin polis kontrollerinde yaşadığı sıkıntılar, 'dağdan geldi bunlar' diye yaftalanması; Gülce Uğurlu'nun lezbiyen karakteri için yapılan 'pislik, sapık bunlar' yorumları, dramatik bir dille sunuluyor. Meral Caneroğlu'nun yönettiği oyun, yarın saat 20.30'da Kumbaracı 50'de görülebilir.
www.kumbaraci50.com