Kimi onu Freddie Mercury'e benzetiyor, kimi yeni Robbie Williams diyor, kimi ise Franki Vallie tadı buluyor. Ama aslında o ne birini kopyalıyor, ne de daha önce yapılmış olan birşeyi yapıyor... Michael Holbrook Penniman, sahne adıyla Mika. İlk dinlemede kendini sevdiren mutlu şarkıları, rengarenk ama doğal hali ve 3.5 oktavlık her türlü manevraya hazır sesi ile tamamen orijinal biri. Üstelik "Freddie Mercury'e benzetilmem sadece güzel bir kompliman" diyecek kadar mütevazı, sadece 15 dakikada yaptığı şarkısı Grace Kelly ile 3 milyon satacak kadar da dahi bir "çocuk". Son üç yıldır İngiltere müzik listelerini altüst eden 1983 doğumlu müzisyen, bu sene 2. kez düzenlenen Freshtival kapsamında İstanbul'daydı. Mika, konser öncesi SABAH'ın sorularını yanıtladı.
Birilerine benzetilmekten biraz sıkıldım: Sanatçılar ünlü oldukları ilk zamanlarda, genellikle onların nereden esinledikleri bulunmaya çalışılır ve hep birilerine benzetilirler. Ne yaptığımızı anlamak için önce karşılaştırma yapıyorlar ve ona göre konumlandırıyorlar. Bu durum beni biraz sıkıyor açıkçası ama onları anlıyorum. Benim meydan okumam uzun kariyerimle olacak, bir süre sonra insanlar benim ne o, ne de diğeri olmadığımı, sadece Mika olduğumu bu şekilde, yaptığım işlerle anlayacak.
Pop artık daha kaliteli: Babam Amerikalı, annem Lübnanlı. Ben Beyrut'ta doğdum, Fransa ve İngiltere'de yaşadım. Farklı kültürlerle yoğruldum. Ve müziğe bakış açımı siz şöyle açıklayabilirim, müzik sadece modayla ya da cool olup olmamakla ilgili bir şey değil. Müzik herkese, tüm dünyaya ait bir şey. Pop ise beni gülümseten bir tür. 90'larda pop kelimesi kötü bir şey gibi alıgılanırdı. Şimdiyse yeniden iyi bir tür olarak anılıyor. Yeniden artistik ve yaratıcı olmaya başladı. Ve daha özgür, iş adamlarının oturduğu yerden verdiği direktiflerle yapılmıyor artık.
Michael Jackson'ın ölümüne inanamadım: Michael Jackson öldüğünde Los Angeles'taydım ve ölüm haberini duyduğumda gerçekten iki gün boyunca inanamadım. Onun çok zor ve üzücü bir hayatı vardı, ölümü gerçekten çok acı. O müzikteki her şeyi değiştirdi. Pop müziği yeniden dizayn etti. Prince ya da Michael Jackson olmadan ne Beyonce olurdu, ne Rihanna ne de bir başkası. Çünkü onlar bugünün müziğini yaratan isimler.
Müzikte tam bir süper kahramanım: Okul zamanlarım çok zordu. İnsanların bana takma isimler takmasından, beni rahatsız etmelerinden korkardım. Gerçek hayatta hala biraz böyleyim. Kendimi çok fazla dışarı vuran biri olduğumu söyleyemem. Ama müziğimi yaparken çok rahat ve güvendeyim, hiç bir şeyi saklamıyorum, cesurum. Adeta bir süper kahraman, Süpermen gibi hissediyorum. Gerçekten neysem onu gösteriyorum ve kimsenin bana dokunamayacağını hissediyorum. Şarkı yapmak bazen sadece 10 dakikamı alıyor. Yazmaya başladığımda gerisi çok hızlı geliyor. Mesela televizyon karşısında abur cubur yerken o anda televizyonda bir şey görüyorum ve "işte bu" diyerek yazmaya başlıyorum.
Artık kendi evim var!: Ünlü olmak hayatımda çok fazla şeyi değiştirmedi, hala arkadaşlarım aynı insanlar ve sayıları da şuanda artmış değil. Ama artık faturalarımı ödeyebiliyorum, elektriğim kesilmiyor ve kendime bir ev alabildim. Ailemle birçok defa her şeyimizi kaybettiğimiz oldu, iki defa da evimizi kaybettik. Ama şimdi kendi evim olduğunu hissetmek çok güzel. Şuan hala ailemle yaşıyorum ama sadece aynı apartmanda. Temmuz'da yeni evime taşınıyorum. Ve kimseye adresini vermeyi düşünmüyorum. (gülüyor) Çok fazla insan evime geliyor çünkü. Ben onlardan saklanmak zorunda kalıyorum. Kimi kapımı çalıyor, kimi camı… Kimi mektuplar yazıyor. Romanyalı biri üç gece kapımın önünde yattı mesela, polisi çağırdım ama bir şey yapamadılar.
Tavla oynamak çok zevkli: Cuma gecesi geldim İstanbul'a ve gece 2 - 3 gibi Asmalı Mescit'e gittik. Çok sevdim o sokağı. Dün ise boğazda gezdik, Kuruçeşme ve Ortaköy'de. İstanbul gerçekten güzel bir şehir. Bir cafede oturup tavla oynadım, çok eğlenceliydi. Türk yemeklerini İngiltere'den biliyorum aslında çünkü Londra'da çok fazla Türk arkadaşım var.
70 yaşında müziği bırakabilirim: Kendimi sürekli yenileyerek devam etmek tek hedefim. Pop yapmaya ve buna farklılıklar katarak yapmaya devam edeceğim. Eğer hedeflediğim gibi giderse sanırım 70 yaşıma gelince, "artık tamam" deyip bırakabilirim her şeyi.