Günümüzün en önemli klasik müzik bestecilerinden olan ve dünya çapında yaratıcılığı Mozart'ınkine eş görülen Estonyalı besteci Arvo Part (75),
Adem'in Yakarışı adlı bestesinin dünya prömiyerini gerçekleştirmek için İstanbul'da. Eser, tüm dünyada ilk kez, 38. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında 7 Haziran'da, Aya İrini Müzesi'nde çalınacak. Arvo Part'a prömiyerde Tonu Kaljuste şefliğinde çalacak Estonya Flarmoni Korosu eşlik edecek. Dün, Sepetçiler Kasrı'nda düzenlenen basın toplantısıyla tanıtılan eser, 2008 yılında İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve 2011 yılında Avrupa Kültür Başkenti unvanını taşıyacak olan Estonya'nın Tallinn kentince, besteciden istenmiş. Arvo Part, bu teklif geldiğinde iki kent arasında ortak olan bir konu seçmeye çalıştığını söylüyor: "İlk başta iki kentin ortaklığını gösterecek bir beste yapmak istedim. Bunun için Türkçe kaynaklara baktım bir sürü çok güzel şiir okudum, müzik dinledim. Ama ben tüm insanlığı birleştirecek bir şey istiyordum. Bu yüzden hepimizin babası olan Adem aklıma geldi.
Adem'in Yakarışı hem hepimizi toplayan birleştiren bir kavram hem de tek tek tüm insanları anlatıyor. Cennetten kovuluşu ve Habil'le Kabil'in hikâyesiyle birlikte, Adem'le ilgili okuduğumuz bildiğimiz her şey acı dolu. O binlerce yıldır toprağın altında acı çekiyor, inliyor. O, insanlığın yaşadığı tüm felaketleri önceden hissetti ve acısını çekti." 1990'lardan bu yana Arvo Part 'la beraber çalışan ve eserlerinin büyük çoğunluğunun dünya prömiyerlerinde şef olarak kendisine eşlik eden Tonu Kaljuste, bu konseri dinleyeceklere "Adem hakkındaki metinlere göz gezdirin, İstanbul ve müziği düşünün, böylece konsere hazır olursunuz," dedi.
EZANLA GELEN İLHAM
Estonya'da yaşayan Arvo Part, genel olarak eserlerini sakin bir ortamda üretmekten hoşlandığını ancak basın toplantısı sırasında duyduğu ezan sesinin de kendisi için çok etkileyici olduğunu söyledi: "Şu an toplantı sırasında dışarıdan ezan sesi geldi. Duyduğum bu ezan sesi ve İstanbul'un sesinden çok etkilendim, bana ilham verdi. Beni çok başka yerlere taşıdı. Belki de her ortamda beste yapılabilir. Belki de bunu öğrenmek gerekiyor."
AYASOFYA'YI SEVİYORUM
Arvo Part ayrıca İstanbul'da çok sıcak karşılandığnı ve bu şehri özellikle de Ayasofya'ya duyduğu hayranlığı da belirterek, "Ayasofya'ya girip de orada yazmayı, çalışmayı, beste yapmayı her zaman çok isterim. İnsan kendini bu tür şartlar altında çok iyi hissedebiliyor" dedi.