X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mahalle kültürünü çok özlüyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mahalle kültürünü çok özlüyorum

  • Giriş Tarihi: 17.10.2015
Mahalle kültürünü çok özlüyorum
Mahalle kültürünü çok özlüyorum

'TAKIM: Mahalle Aşkına!' isimli filmde futbol oynayan bir kadını canlandıran Beyza Şekerci: Mahalle kültürüne çok aşinayım. Hatta özlüyorum o sıcaklığı. Ben sokakta oynamanın keyfini tattım. Taşlardan kaleler de yaptık, saklambaç da oynadık, ip de atladık

Engin Hepileri'nin kendisi gibi oyuncu olan eşi Beyza Şekerci, şu sıralar iki heyecanı birden yaşıyor. Bir yandan Moda Sahnesi'nin yeni oyunu 'En Kısa Gecenin Rüyası' ile ilk kez tiyatro deneyimi yaşayan ünlü oyuncu, diğer yandan da oynadığı sinema filmindeki rolüyle dikkat çekiyor. Şekerci, Emre Şahin'in yönettiği ve İnan Temelkuran'la birlikte senaryosunu yazdığı 'TAKIM: Mahalle Aşkına!' adlı filmde futbol oynayan 'Gülgün' adlı bir spor akademisi öğrencisini canlandırıyor. Beyza Şekerci ile yeni filmini, tiyatroyu ve hakkında merak edilenleri konuştuk...

Film bir sene rötarla izleyicinin karşısına çıkacak. Bu durum sizi nasıl etkiliyor?
Evet, biz filmi geçen sene bu zamanlarda çektik. Mart'ta vizyona girecektik ama çok film vardı. Yeni sezonda girmesi çok daha güzel oldu. Biz de aradan geçen bu sürede özledik filmi.

SICAK BİR FİLM

Nasıl bir film oldu?
Ben daha önce 'Gelmeyen Bahar' ve 'Türkan' isimli filmlerde de oynadım. 'Gelmeyen Bahar kadına şiddeti işleyen psikoloji ağırlıklı bir işti. 'Türkan' ise Türkan Saylan üzerine çekilmiş bir filmdi. Bu film ise ikisinden farklı. Adı gibi mahalle tadında bir iş.

Neden bu filmde oynamak istediniz. Nesi cazip geldi?
Senaryoyu okuduğumda mahalle sıcaklığını hissettim. Farklı kültürlerde bir sürü genci aynı mahallede buluşturan bir hikaye bu. Babalarından kalan halı sahayı inşaat sektörüne kaptırmamak için futbol turnuvası düzenliyorlar. Bu mücadele öyküsü içinde aşk da var, aile değerleri, mahalle kültürü de var.

Sizin oynadığınız karakterin bu hikayedeki yeri nedir?
Ben kadın futbol takımında oynayan 'Gülgün' adında bir kızı oynuyorum. Yağızcan Konyalı'nın oynadığı 'Turgay' ile aralarında duygusal bir ilişki yaşanıyor.

Engin Hepileri ile evlisiniz. Nikahtan sonra hayatınızda neler değişti?
Bence her şey çok daha güzel oluyor. Birlikte çok daha fazla şey paylaşıyoruz. Her şey bize ait. Setten eve koşa koşa gidiyoruz. Çok acayip bir dünya.

Neye bağlıyorsunuz bu heyecanı?
Bir şeyleri tüketmemek, yenilenerek devam etmek ve hayatı paylaşmak çok önemli. Ben ailemden bunu gördüm. Ne istediğimi biliyordum. Engin'in de böyle bir aile hayatı istediğini gördüm. İnşallah biz de çocuklarımıza aynı değerleri aşılayabiliriz.

ÇOCUK İSTİYORUZ

Çocuk demişken, var mı böyle bir düşünceniz?
Var tabii ki. Herkes "Çocuk ne zaman" diye soruyor, biz de çok istiyoruz. Sonuçta aile olacağız, çok geçe bırakmamak lazım.

Kariyer odaklı mı gidiyorsunuz? Yani önceliğiniz kariyeriniz mi?
Hayır. Plan program yapmayı sevmiyorum. Hayatta neyle ne zaman karşılaşacağımız belli değil. O yüzden asla '30'dan önce olmaz' demiyorum. Erken anne olmanın hiçbir kötü yanı yok, hatta artısı bile var. Ama dediğim gibi kısmet.

'İyi ki oyunculuğa geçmişim' diyor musunuz?
Meslek olarak bale ile oyunculuğu kıyasladığında yaş önemli bir faktör. Çünkü balede de tıpkı spor, futbol gibi belli bir yaş sınırı var. Ama oyunculuk öyle değil. Sağlığınız el verdiğince ölene kadar bu işi yapabilirsiniz.

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
Dolu dolu bir çocukluk yaşadım. Evde söz hakkı olan, fikri sorulan bir çocuktum. Sokakta da çok oynadım. Akşam hava kararınca eve girme durumunu çok iyi bilirim. O yüzden mahalle kültürüne çok aşinayım. Hatta özlüyorum o sıcaklığı.

Şimdi mahalle kültürünü geçtim çocukların top oynayacağı alan bile yok. Sokakta büyüyen bir çocuk olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben sokakta oynamanın keyfini tattım. Taşlardan kaleler de yaptık, saklambaç da oynadık, ip de atladık. Günümüzde çocuklar kendi hallerinden memnun bence. Ellerinde tablet ya da oyun konsollarıyla gayet mutlular. Annelerin de işine geliyor bu. Çünkü çocukları gözlerinin önünde oluyor.

ŞAMPİYONLAR LİGİ GİBİYİZ

Moda Sahnesi'nde sahnelenen 'En Kısa Gecenin Rüyası' adlı oyunda rol alıyorsunuz. Tiyatro da yeni bir heyecan sizin için değil mi? Evet, daha önce sahneye çıkmıştım ama bu kadar profesyonel bir ekiple ilk defa sahneye çıkıyorum. Çok istediğim, hayal ettiğim bir şeydi. Ama bunu doğru adreste yapmayı çok istedim. Engin'in oyununa gittiğimde Kemal Abi'yle (Aydoğan) tanıştım. Birlikte çalışmak istedi. Aileye dahil olmanın heyecanını yaşıyorum. Şampiyonlar Ligi gibi bir kadro var.

Çok sıkı bir hazırlık süreci geçirdiğinizi duydum.
Evet. 10 Ağustos'ta başladık çalışmalara. Şampiyonlar Ligi'ne yakışır bir hazırlık yaptık. Her gün ilk bir saat dans dersi, kondisyon, esneme, arkasından ses nefes çalışmaları... Arada öğle yemeği, sonra tamamen prova yaptık. Bir gün bile ara vermedik. Yorucu ama bir o kadar da keyifli bir süreçti..

Canlandırdığınız 'Hermia' karakteri biraz dikbaşlı; onunla benzeyen yanlarınız var mı?
'Hermia' aşkı için yasaya kafa tutan bir kız. Hafif tırnaklarını da göstermeyi seven, ayakları yere sağlam basan, dominant bir tip. Bu konuda benzeşiyoruz. İnandığım şeyler uğruna sonuna kadar hakkımı ararım.

Filmde futbol oynayan karakteri canlandırmak için ne gibi hazırlıklar yaptınız?
İki ay antrenman yaptım. Daha önce hiç futbol oynamamıştım. Sabah antrenmanları ve öğle antrenmanları olmak üzere sıkı bir çalışma dönemi geçirdim. Sete çıktıktan sonra Pascal (Nouma) "Ne zamandır futbol oynuyorsun?" diye sordu. "Öyle görünüyorsa, ne mutlu" dedim.

Normalde futbolla aranız nasıl?
Futbolu severim. Aileden gelen futbol ilgisi var. Babam, iyi bir Fenerbahçe taraftarıdır. Hatta bir kadına göre fazlaca ilgiliyim futbolla ama oynamak, içinde olmak çok başka bir şey.

Ofsaytı falan biliyor musunuz?
Tabii canim, bilirim. Erkeklerin futbol muhabbetlerine çok girerdim eskiden.

Eşiniz ne diyor bu duruma?
O memnun bu durumdan. Engin de Fenerbahçeli. Bu sene maçlara da gideceğiz. Babam ve Engin maç izlerken yanaşamıyoruz yanlarına.

Ailece bir toteminiz var mı?
Var tabii. Koltuk değiştirmeler falan yapıyoruz işler kötü gittiğinde. Asla üzerimde formayla maç izlemem. Ne zaman giydiysek yenildik.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.